Sağlık

Çocukluk ve Ergenlikte Duygusal, Davranışsal Bozukluklar – 2

cocuklarda-yeme-bozuklugu
cocuk-ergen-davranis

Çocukluk ve Ergenlikte Duygusal, Davranışsal Bozukluklar

Fatma Darga’nın hazırlamış olduğu “Çocukluk ve Ergenlikte Duygusal, Davranışsal Bozukluklar” başlıklı yazımızın ikinci bölümünü yayınlıyoruz. Bu bölümde bozuklukların geri kalanı olan Tik, Dışa Atım ve Yeme Bozuklukları inceleniyor.

1.3. Tik Bozuklukları

Tikler birden ortaya çıkan hızlı, yineleyici, ritmik olmayan, basmakalıp bir motor hareket ya da ses çıkarmadır. Tikler stresle alevlenebilir, oyalayıcı etkinlikler sırasında azalabilir. Motor tikler omuz silkme, göz kırpma, öksürme şeklinde, basit vokal tikler havlama, hırlama, burun çekme şeklinde, sık görülen karmaşık motor tikler kendine çeki düzen verme, ayağını yere vurma, sıçrama şeklinde, yaygın karmaşık vokal tikler ise deyişleri yineleme, sözcükleri yineleme şeklinde görülebilir.

1.3.1. Tourette Bozukluğu

Çocuklukta veya ergenlikte başlayan değişik kas gruplarını tutan sözel veya motor tikle kendini gösteren hastalıktır. Hastalığa genetik faktörlerin etkili olduğu düşünülmektedir. Bu hastaların % 50’sinde dikkat eksikliği-hiperaktivite bozukluğu, % 40’ında obsesif kompulsif (saplantı/takıntı-zorlantı) bozukluk görülür. Bilişsel işlevlerde de bozukluk vardır.

Tourette bozukluğunda görülen tiklerin inadına davranışlar olmadığı, nöropsikiyatrik bozukluktan kaynaklandığını belirtmek gerekir. Bu konuda hekim tarafından aileye eğitim verilmelidir. İlaç tedavisi, davranış terapisi, psikoterapi gibi tedavi yöntemleri uygulanır.

1.3.2. Kronik Motor ya da Vokal Tik Bozukluğu

Kronik motor ve vokal tik bozukluğu belirtileri tourette bozukluğuna benzer. Hastalarda işlevsellik daha az bozulmuştur.

cocuklarda-tik-bozuklugu

1.3.3. Geçici Tik Bozukluğu

Bir yıldan az sürer. Okul çağında görülür. Tikler tamamiyle kaybolabilir veya stresli dönemlerde tekrarlayabilir.

Tik bozukluklarında yaklaşım:

– Tik bozukluklarında ekip çalışması yapılır. Psikiyatrist, çocuk hekimi, psikolog, diyetisyen, vb.

meslek çalışanları sağlık ekibinin üyelerini oluşturur.

– Özel eğitim, psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinden yararlanılır.

– Çocuğun yakınlarına, çocuğun problemiyle ilgili eğitim verilir.

– Çocuk yargılanmamalı olduğu gibi kabullenilmelidir.

– Okul, öğretmen ve aile işbirliği yürütülmelidir. Çocuğa uygulanan tedavi ve yaklaşımlarla ilgili

öğretmen bilgilendirilmelidir.

– Tikleri dolayısıyla çocuğa baskı, sözel uyarı vb. tutumlardan kaçınılmalıdır.

– Tikleri artıran stres faktörleri varsa bunlar tanınmaya çalışılmalı ve önlem alınmalıdır.

– Çocuklarla güvenli ilişki kurulmalıdır.

– Tutarsız davranış ve tutumlardan kaçınılmalıdır.

– Çocukta başarılı olamama duygusu, sınav kaygısı varsa ve bu kaygılar yüksekse psikolojik destek alması sağlanmalıdır. Aşırı baskıcı tutum gösterilmez ve çocuğun yapabileceğinin üzerinde beklentiler içine girilmez.

1.4. Dışa Atım Bozukluklar

Dışa atım bozuklukları enkoprezis ve enürezis şeklinde görülür.

1.4.1. Enkoprezis

Sfinkter kontrolünün kazanıldığı yaşa gelinmesine rağmen, herhangi bir fiziksel bozukluğa bağlı olmadan gaitanın istemli veya istem dışı olarak yineleyen şekilde uygunsuz yerlere yapılmasıdır. (Örneğin odaya, giysilerin üzerine vb.) Enkoprezise yol açan faktörler hakkında değişik görüşler vardır.

İçsel karmaşa, anne babaya duyulan öfke, pasif kişilik yapısı, alerjik reaksiyonlar, anatomik bozukluklar, metabolik hastalıklar ve genetik faktörlerin yol açtığı düşünülmektedir. Bunların yanı sıra erken çocukluk döneminde yetersiz ya da katı tuvalet eğitimi, aile kaybı, hastanede yatma, travmatik yaşantı, kaza geçirme, uzuv kaybı vb. nedenlerle ortaya çıktığı savunulmaktadır.

Enkoprezisi olan çocuklar utanma duygusu yaşar ve sıkıntı veren ortamlardan (okul vb.) kaçar. Çocukta özgüven kaybı vardır. Toplumdan dışlanma, arkadaş grubundan dışlanma, anne baba tarafından cezalandırılma, reddedilme gibi davranışlarla karşılaşır. Enkoprezisi olan çocuklarda idrar kaçırma da görülür. Davranış tedavisi, ilaç tedavisi, psikoterapi gibi tedavi yöntemleri uygulanır.

1.4.2. Enürezis

Çocuk gelişimsel olarak idrar tutması gereken yaşa gelmesine rağmen yineleyici idrar kaçırır. İstemsiz idrar kaçırma bozukluğuna enürezis denir. Bozukluk sosyoekonomik açıdan düşük gruplarda, eğitim düzeyinin düşük olduğu ailelerde ve bir kurumda yaşamak durumunda olan psikososyal stres altındaki çocuklarda sık görülür.

Ailesel yatkınlık, psikolojik faktörler, hatalı tuvalet eğitimi, okula başlama, olumsuz aile yaşamı ve mesanede kas güçsüzlüğü, sfinkterlerdeki nörofizyolojik bozuklukların yol açtığı düşünülmektedir.

Enürezis sadece gece uykusu döneminde oluyorsa noktürnal,uyanık olduğu saatlerde oluyorsa diürnal olarak adlandırılır. Bazı çocuklarda ikisi birarada görülebilir.

Davranış tedavisi,ilaç tedavisi, psikoterapi gibi tedavi yöntemleri uygulanır.

Dışa atım bozukluklarında yaklaşım:

– Ekip çalışması yapılır. Psikiyatrist, çocuk hekimi, psikolog, diyetisyen, vb. meslek çalışanlar sağlık ekibinin üyelerini oluşturur.

– Çocuğun yakınlarına, çocuğun problemiyle ilgili eğitim verilir.

– Davranış değiştirme yöntemleri uygulanacaksa (mesane egzersizleri, düzenli olarak tuvalete gitme, çizelge tutma vb.) verilen yönergelere uyulmalıdır.

– Olumlu gelişmelerde geribildirim vererek çocuk güçlendirilmelidir.

– Sorun nedeniyle çocuğu hırpalama, cezalandırma, utandırma gibi tutumlar asla gösterilmemelidir.

– Çocuğa karşı tutarlı, kararlı, ilgili ve sevecen davranılmalıdır.

– Tutarsız disiplin uygulamalarından ve tutarsız davranışlardan kaçınılmalıdır.

– Anne baba, veya bakıcının, aşırı kollayıcı, koruyucu, kontrol edici bağımsızlığa izin vermeyen davranışları uyarılır. Sağlık ekibi işbirliğiyle bu tür tutumların olumlu yönde değişmesine yönelik çaba sürdürülmelidir.

– Sorunun çözümlenmesi zaman alır bu nedenle çocuğa zaman tanınmalıdır.

– Çocukla ilgili yüksek beklentiler içine girilmemelidir.

– Çocukta travma yaratacak durumlardan kaçınılmalıdır. Travma yaratacak durumlarda sorunun tekrarlanacağı ve çocuğun daha fazla olumlu desteğe ihtiyaç duyacağı bilinmelidir.

1.5. Yeme Bozuklukları

Yeme bozuklukları, hastalığa ve beslenme yetersizliğine neden olabilen yeme alışkanlıklarındaki sapmalar olarak tanımlanır.

Yeme bozukluklarının çocukluğun erken dönemlerindeki gelişimsel engellemeler, nöroendokrin bozukluklar ve ailenin yanlış davranış ve tutumlarından kaynaklandığı düşünülmektedir. Anne-baba mükemmeliyetçiliği ve çocuğun bu standartlara uyma güçlüğü, sevilme, onaylanma bekleyen çocuğun anne, babanın olumsuz eleştirisiyle karşılaşması ve çocukta çaresizlik duygularının gelişmesi yeme bozukluklarının nedenleri arasında sayılmaktadır.

Yeme bozuklukları anoreksiya nervoza ve bulimia nervoza olarak ayrılır.

1.5.1. Anoreksia Nervoza (Anoreksiya Nervoza)

Kilo alma ve şişmanlama korkusuyla yemek yememe, besin alındığında bilinçli olarak kusma vb. davranışların bulunduğu tabloya anoreksiya nervoza denir. Yapılan araştırmalar; anoreksiya nervozalı olguların yaşamlarının önceki dönemlerinde yeme problemlerinin, obsesyonlarının (takıntı) ve depresif (ruhsal mutsuzluk, çöküntü vb.) ruh hallerinin olduğunu ortaya koymuştur.

Anoreksiya nevrozada beden algısı bozulmuştur. Genelde kızlarda ve 12-18 yaşlar arasında görülür.

couklarda-yeme-bozuklugu

Anoreksiya nevrozada görülen belirtiler ve bulgular:

– Vücut ağırlığının düşük olmasına rağmen kilo alma ve şişmanlama korkusu,

– Belirgin tartı kaybı,

– Çeşitli davranış şekillerinde değişimler,

– Tanıyla ve diyetlerle aşırı ilgili olma, kendini olduğundan şişman algılama,

– Şişmanlıktan aşırı korkma nedeniyle kendini uyararak kusma veya bağırsakları temizlemek amacıyla laksatif kullanma,

– Kilo vermek amaçlı aşırı egzersiz yapma görülen belirti ve bulgular arasındadır.

– Anoreksiya nevrozalı hastaya yaklaşım

– Tedavide çeşitli disiplinler işbirliği yapmalıdır. Psikiyatrist, diyetisyen multidisipliner yaklaşımın önemli bir öğesidir.

– Psikolojik destek sağlanarak kilo algısı değiştirilir.

– Sağlık ekibi tarafından belirlenmiş olan davranış değiştirme programına uyulur.

– Anksiyete (kaygı) düzeyini artıran ışık, ısı, gürültü gibi uyaranlar azaltılır ve sakin ortam oluşturulur.

– Hastaya karşı sabırlı olunur, ön yargılı ve yargılayıcı olunmaz.

– Yemek süresi ve sonrası hasta gözlemlenir.

– Hastayla yemek konusunda tartışılmaz.

– Hastada sıvı kaybı fazla ve derisi kuruysa banyo esnasında dikkatli davranılır.

– Sağlık ekibiyle birlikte hastanın duygusal problemlerinin çözümlenmesine yardımcı olunur.

– Hastayla güvenli ilişki geliştirilir (verilen sözler tutulur, dürüst olunur).

– Duygularını açıklamasına izin verilir, yargılayıcı olmadan dinlenir.

– Bağımlı olduğu dönemlerde öz bakıma ilişkin bakım gereksinimleri karşılanır.

1.5.2. Bulimia Nervoza (Bulimiya Nervoza)

Ergenlik ve genç erişkinlik döneminde sıklıkla adölasan kızlarda görülür.

Bulimiya nevrozada belirtiler ve bulgular:

– Genellikle iki saatten daha kısa süreli aşırı besin tüketimi dönemi,

– Yeme kontrolünün ortadan kalktığını hissetme,

– Aşırı yeme dürtüsünü durduramama korkusu,

– Yeme dönemleri sonrası kusma, laksatif kullanma veya aşırı diyet yapma dönemi,

– Tekrarlayan yeme atakları (yeme atakları haftada en az 2 kez tekrar eder ve kısa sürede 2000-5000 kalori tüketimine neden olur),

– Yeme atakları sonucu kısa sürede aşırı kilo alımı belirti ve bulgulardan bazılarıdır.

Bulimiya Nervozalı Hastaya Yaklaşım:

– Sağlık ekibi tarafından belirlenmiş olan davranış değiştirme programına uyulur.

– Yemek süresi ve sonrası hasta gözlemlenir.

– Hastayla yemek konusunda tartışılmaz.

– Sağlık ekibiyle birlikte hastanın duygusal problemlerinin çözümlenmesine yardımcı olunur.

– Hastaya karşı sabırlı olunur, ön yargılı ve yargılayıcı olunmaz.

– Anksiyete (kaygı) düzeyini artıran ışık,ısı, gürültü gibi uyaranlar azaltılır ve sakin ortam oluşturulur.

– Hastayla güvenli ilişki geliştirilir (verilen sözler tutulur, dürüst olunur)

– Duygularını açıklamasına izin verilir yargılayıcı olmadan dinlenir.

– Bağımlı olduğu dönemlerde öz bakıma ilişkin bakım gereksinimleri karşılanır.

Yukarı