Deneme

Gezgin Kitaplar

Gezgin Kitaplar - Mustafa Başarslan

Aldığımız her kitap, kitaplığımızı zenginleştireceği düşüncesiyle bizi mutlu eder. Çünkü aldığımız her kitabı hemen okuyamayız. O, gerektiğinde yıllarca sabırla okunmayı bekler. Okuduktan sonra da okuduğumuz kitabı elden çıkarmaz, kitaplığımıza koyarız. Çünkü onda göz izimiz vardır. Varlıklarıyla bize okuduğumuz dönemi hatırlatırlar. Yaşamımızın değişik evrelerinin sessiz tanıklarıdırlar.

İyi bir okur için kitapları, yaşadıkça kendisiyle birlikte olması gereken en önemli varlıklardandır. Nereye giderse onları da götürür. Olağanüstü durumların dışında onlardan ayrılmayı hiç düşünmez.Ve yaşamını paylaştığı kişilerle arasındaki en önemli sorunlar/tartışmalar hep onların varlıklarıyla ilgilidir.

Yaşlansa da, artık gözleri eskisi kadar iyi görmese de onlardan vazgeçmeyi hiç düşünmez. Çünkü onlardan vazgeçmek, biraz da kendisini yaşama bağlayan en önemli bağlardan birisinin koparılması demektir. Kitapların dağılması ölüme doğru atılmış bir adımdır.

Gün gelir, ölür! Yakınındaki kişilerin ilk işi bu kitapları elden çıkarmak, satmaktır. Ve herbiri nice hayali, anıyı, sevinci ve kederi taşıyan kitaplar, çoğu zaman ölenden bir iz kalmasın diye hemen satılır.

Kitapların değerlilerini, az bulunur olanlarını sahaflar alır, geriye kalanlarsa paylaşılır; bilgi ve parasına göre eski kitapçıların arasında…

Yaz kış demeden sokaklardaki kitap sergilerinde ya da seyyar kitap arabalarında kendilerine göre kitap arayan kitap meraklıları bu kitaplardan birini ellerine aldıkları zaman önce bu kederin kokusunu alırlar… Kitabın sayfalarını karıştırdıkça, hele okumaya başlayıp sayfalar arasında işaretlenmiş, altı çizilmiş satırları gördükçe sanki, kitabın eski sahibiyle sohbet eder gibi hissederler kendilerini…

Eski kitaplar nice gizemi, öyküyü içlerinde taşırlar. Okunmuş her kitap, ne kadar el değiştirirse o kadar iz taşır her okuyandan… Kimisi kendini tutamaz yazarla ya da şairle tartışır, ona soru sorar ya da yanlışını(!) düzeltir. Arada bir, çok kızıp dipnot gibi öfkesini küfür olarak yaza na da rastlanır.

Kitabı okurken önceki sahibinin kimliği konusunda hep hayal kurarız.Onun kişiliğiyle ilgili izler ararız sayfalar arasında. Genellikle de buluruz. Kurutulmuş bir çiçeğin izleri, plajda okunduğunu gösteren kum taneleri…

Kitabın asıl sahibinin değil de yakınındaki birisinin yazmış olabileceği telefon numaraları, adresler… Çünkü kitabın asıl sahipleri kıyamazlar kitaplarına. Kitabı çok açmaktan bile korkarlar cildi bozulur diye. Ama okumak için ödünç alanlar bilmezler bunu, hoyrat davranırlar kitaplara.

Kimi zaman da okuduklarının çağrıştırdıklarını kağıt aramaya üşenip hemen boş sayfalara yazanlara rastlanır. Bu kitaptan bir cümle, bir iki dize, bir kitap adı ya da o an dinledikleri şarkının sözleridir yazdıkları. Kendi şiirlerini kitabın son sayfalarına yazanlara da rastlanır.

Ya kitap sayfaları arasında unutulanlar? Mektuplar, piyango biletleri, müze giriş fişleri, sinema ve konser biletleri, tramvay biletleri, reçeteler, saklanıp unutulmuş paralar, sevgili fotoğrafları, bizim bilemeyeceğimiz nedenlerle saklanmış Saatli Maarif Takvimi yaprakları, kitap ayracı yerine kullanılmış kartvizitler, uzak memleket şehirlerini gösteren kartpostallar…

Her türlü işarete söze rastlanır da okunmuş kitaplarda, bir sonraki okura yönelik nota rastlanmaz. Çünkü her okur kitabın son sahibi olduğuna inanır.

Kişilik kazanmış kitaplarsa imzalı kitaplardır. Onlar her zaman benzerlerinden değerlidirler.Kitap meraklıları ve sahaflar onların peşinde koşar!

Eğer kitap sahipleri ithaflar yazarak, iyi dilekte bulunarak kitapları birbirlerine armağan etmişlerse, bu onlar için değerlidir, dışlarındaki kişileri pek ilgilendirmez. Sahafların hiç ilgilenmediği bu kitaplarla, eğer çok özgün sözler yazılmamışsa kitap meraklıları da ilgilenmezler.

Daha sonra sırada, yazarların, şairlerin özellikle “imza günleri”nin çok yaygınlaştığı dönemde hiç tanımadıkları okurlara basmakalıp sözlerle imzaladıkları kitaplar vardır. Bunlar eğer yazar tanınmış bir kişiyse ilgi görür ama gene de “imzalı kitap” meraklıları bu tür kitaplarla pek ilgilenmezler.

Asıl değerli olan kitaplar, ünlü bir yazarın başka bir ünlü yazara ya da sanatçıya, politikacıya, kültür insanına imzaladığı kitaplardır. Eğer yazar, imzalı kitabı çok az olan bir kişiyse ve kitap zor bulunan “nadir”bir kitapsa, işte bu kitaplar sahafların ve imzalı kitap meraklıların peşinde koştukları kitaplardır.

Bu kitapların değerini artıran bir başka öğe de imzalayanın kimliğine bağlı olarak yapılan desenler ve çizimlerdir. Kitabı imzalayan ve adına kitap imzalananın yakınlıklarını gösteren sözler de kitabın değerini artırır.

İmzalı kitaplar konusunda yazılacak çok şey olmasına karşılık asıl ilgi çekici olan, bu kitapların nasıl sahiplerinin elinden çıkıp hangi yollardan geçerek satıcıların eline düştüğüdür.

Aslında el değiştirmiş her imzalı kitabın mutlaka ilgi çekici, genellikle hüzünlü bir öyküsü vardır. Eski kitap meraklıları bu imzalı kitapları satın alırken biraz da bu öyküleri merak ederler.

Kısaca sahibinin kitaplığından çıkmış her kitap, hele imzalı kitap gizemli bir öyküyü gizler. Kitabı alan, hayalgücüne göre ona bir hayat, bir gezi yolu tasarlar. Aslında eski kitapları değerli kılan,kitabın yeni sahiplerinin ona yakıştırdıkları yazılmamış öykülerdir!

Mustafa Başarslan
9.1.2013

GEZGİN KİTAPLAR, Papirüs/İki Aylık Edebiyat Seçkisi -Yıl 3 Kitap 09-
Kasım-Aralık 2013

Bir Yorum Yap

1 Yorum

Bir yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yukarı