Güncel

Gülistan Ertik Röportajı

gulistan-ertik

Gülistan Ertik, Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik ve Cam mezunu ve işine aşık bir seramik sanatçısı.  Keyifli, deli dolu, sürekli koşuşturan, zaman sınırı tanımayan… Vaktinin çoğunu Nişantaşı’ndaki atölyesinde geçiriyor, bir yandan üretip bir yandan seramik üzerine workshoplar veriyor. “Burası benim her şeyim. Kapıdan girdiğimde başka bir şeye dönüşüyorum. Hayatım sürekli bir yerlerden bir yerlere koşuşturma içinde geçiyor” diyor.

Ertik’in Aralık 2011 itibariyle oluşturmaya başladığı bir markası var: ”Güli Design”… Markanın yeni olmasına rağmen tanınmaya başladığını söylüyor. Sanatçı, bu marka altında eğlenceli, rengarenk, özgün üretimler yapıyor.

Her işin bir hikayesi olduğunu söylüyor Ertik… ”Mesela bir koleksiyoner gelip işimin rengini değiştirmemi söylediği zaman suratına bakıp güldüm. Muhtemelen mobilyalarına uygun değildi benim işim. İyi bir para teklif etmesine rağmen işin orjinali neyse o şekilde satabileceğimi söyledim, biraz şaşırdı ama sanat böyle bir şeydir. Saygı yoksa biter! Birileri mobilyalarına ve halılarına göre sipariş veremez

“Atölyem en sevdiğim, herşeyim…”

Sanatçının bütün malzemelerini astığı sarı duvarlı atölyesinde, minik bir de bahçesi var. ”Bahçemde çayımı içiyorum yazı yazıyorum, kitap okuyorum, mektup yazıyorum dünyalar benim oluyor.”diyor.

Hikayesi olan saksılar, üzerinde hologram şiir yazan tabaklar, isimleri ilginç karakterler tabak ve bardakları ve buna benzer bir sürü keyifli işleri var.

‘İlk atölyem Beyoğlu’nda bir hanın en üst katında kötünün iyisi mutfağı olmayan, tuvaleti dışarıda olan minicik bir yerdi. Fırınım yok, öğrencim yok, sadece çay ve kahve yapabileceğim bir  makinam var, bir de seramik malzemelerim. Maslakta bir atölye bulmuşum. İşlerimi pişirmek için koliye koyuyorum, otobüsle götürürken yarısı kırılıyor, kalan sağlamları boyuyorum, hop tekrar koliyle atölyeye. İlk bir sene böyle geçti, kalan iki seneye kadar tökezleyerek yaşadım, üçüncü yılda ancak oturdu. ”diyor.

Ailesinde de sanatçı olduğunu öğreniyoruz… Sanatı aslında çocukluğundan beri takip ediyor: ”Annem Geleneksel El sanatları mezunu. Minyatür, tezhip, çini  yapıyor. Bu konuda annemden çok şey öğrendim diyebilirim. Ablam da benim gibi  seramik sanatçısı ama seramik yerine mimarlık yapıyor. İki kuzenim var ressam. Bize çocukluğumuzda bulaşmış galiba.

Müziğin geçişi, gördüğü rüyalar, kitapta altını çizdiği bir cümle, bir fotoğraf, bir anı ona ilham verebiliyor. “Her an her şey çıkabilir” diyor.

“Hayatımı değiştirdi diyebilirim

Çamurun hayatına çok şey kattığını söylüyor Ertik: ”Yolda yürürken dışarıdaki detayları fark etmeye başladım. Seramikle beraber çok fazla şey başardım. Bir kere bulaşınca bir daha içinden çıkamayacağınız bir şey çamur, üniversiteye girmeden önce seramik hakkında çok fazla bilgi edinmemiştim ama birkaç kere çamurla objeler yapmıştım. Sınava girerken ilk tercihim seramik, ikinci tercihim seramiğe yakın olduğu için çini bölümüydü. Okuduğum sürece çok keyif alarak yaptım bu işi, bir tek kimya dersi hariç. Her zaman laf olsun diye değil de gerçekten yapmak istediğim projeleri yaptım ve sundum. İşini ve ödevlerini zamanında yapan bir öğrenci değildim ama bu işe gerçekten  aşık oldum.

“Workshop yaparken çok eğleniyorum”

Gülistan Ertik yaptığı tasarımların yanısıra çok keyif veren eğlenceli aktiviteler de gerçekleştiriyor. Seramik müzik aleti yapım atölyesi, Venedik Mask yapım atölyesi, çömlek yapım atölyesi bu programlardan birkaçı.

Çok eğleniyoruz, ben de onlarla coşuyorum. Genelde şirketler ve bireysel katılımcılarla çalışıyorum. Ve hiç tanımadığım insanlarla o üç saatte tanışıyorum. Bazıları sonradan arkadaşım, dostum oluyor. Önce biraz işin tarihinden ve malzemelerin nasıl kullanılacağından bahsediyorum sonra da çalışmaya geçiyoruz.

Venedik Maskesi workshopunda insanlar benim hazırladığım seramik maskeler üzerine tasarım yapıyorlar.  Maskeleri canlandırıyoruz, inanılmaz tasarımlar ortaya çıkıyor, tüylerle renklenen şaşalı maskeler. Çalışma 3 saat sürüyor ve maskesini bitiren evine götürebiliyor.

Afrika Maskesinde ise maskeyi çamurdan yapıyoruz. Elle şekillendirdikten sonra  maskenin üzerine bitkilerle doku çalışması yapabiliyoruz, daha sonrasında maskelerimizi renklendiriyoruz. Bunun yanısıra çalabileceğimiz müzik aletleri yapıyoruz…Bu çalışmamızda 5 saat sürüyor, sonrasında pişiriyoruz müzik aletlerimizi.

Bunun gibi daha bir çok keyifli çalışmalar var. Ertik’e göre bu eğitimlerin en güzel yanı; workshop sonrasında mutlu olan insanlar. Şirketlerin tekrar tekrar onunla çalışmayı tercih etmesi.

Workshoplarımıza oldukça yoğun ilgi var ve biz geri bildirimleri aldıkça mutlu oluyoruz. Benim için öğrencilerimin mutlu olması çok önemli, buradan ayrılırken defalarca teşekkür ediyorlar.” diyor.

Yorumlar

Bir yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çok Okunanlar

Yukarı