Şiir

İnat Çiçekleri

yollar-min

İnat Çiçekleri

Saman sarısı bak bana
Vakitlerden bir çığ vakti
Sel kanatlı bir nehir aksın
Zehir zemberek bir sevda, akıntılarıyla
Durmadan tekrarlasın kendini
Yorgun düşeyim sonra biriktirmekten
Son resmine düşen suskun cemreleri.

Zaman yaralı hayatların örs vurgunu
Bu çekiç hiç durmaz mı?
Hiç durmaz mı ipleri idam lekeli sıkıntılar
Kaç sabır saplandı toprağımın çıbanlı nadasına
Kanı kaynayan aşk, hoyrat hüzünler ve ey hayat!
Biriken dolunay sancılı yoksulluklar
Işığı alnımda şavkıyan hançer yalnızlıkları.

Yollar tırmanıyor içimde tozlu yorgunluklarıyla
Rengi karanlık bir fitilde yanıyor yazgım
Avuçlar dolusu babam akıyor gözlerimden
Son sarhoşuydu, öfke kokulu mor salkımların
Gülüşünde, gözleri esmer bir çınar dinginliği
Elinde şubat gecelerinden bir uykusuzluk
Göğsünde mayası acıdan bıkkın bir ecel
Kutup yıldızına bağdaş kuruyor külhani
Hasret çizecek duvarlara sonra
Hayatı sağır eden çaresizlikler rengi.

Bulup da kayıplarına karıştığım sınırsızlık
Rengi zemheriye çalan hasretler çıkmazı
Çok bilinmeyenli denklemler tüketiyor bizi
Tek bilinmeyenli okyanus suskunluğuna gidişler
Boynu bükük çiçekler giriyor aramıza
Bir türkü esir düşüyor yavaşca
Uzaklara savrulan ayrılıklarda.

Haraç kesiği uykular sızıyor düşlere
Küheylan üşümesi bir yorgunluk düşüyor sulara
Bağbozumlarına yolcu bir intihar yürüyor unutuşlara
Bağbozumlarına yolcu bir intihar yürüyor unutuşlara

Kasırgalar inliyor içimde
Kurşunları beddualı namlular
Topal sayıklamalı yalvaç kederler.

Güz ektim ve gizlendim biriken sessizliğimde
Aşk örgülü saçlarla dokudum geceyi
Yalnızlık heceledim ve boğuldum
İnat çiçekleriyle tutundum duvarlara

Sorular, gözyaşlarına gerili bir İsa sancısıydı
Yanıtlarsa, kimsesiz kalışlarla bir faili meçhul
Son dönüşler, hanımeli gölgesinde bir yıkıntı
Bazen de ölümdü öylesine, yalın ve sıradan
Dönmeyişlere hükümlü.

Eski bir fermanda unutuldum ben
İdamı ertelenmiş ihanetleriyle
Doğumla ölüm arası yokuşlarda
Güz rüzgârlarında üşürken yüreğim
Hayata tutuklu, hiçliğe müebbet
Hayat ki, acıyla aldanmanın
Hüzün mühürlü yanılgılar kitabıdır
Sayfalarında buz dağlarına yaslanmış
Lâv acısı çaresizliklerle
Kehribar kokulu alınların kanadığı.

Bir avuç yangınım şimdi
Yarım kalan yağmurlarla, yorgun bir akşamüzeri
Hüznü sedef kakmalı bir kıyıda
Aklıma düştüğünde bakışın
Sere serpe çaresiz bir cinnetle
Soluğu mahpus bir yolcu oluyorum yokuşlara
Yanarak yürünen yolların sonunda
Çığlık kuşanmış sözcüklerle
Kül olarak kalakalmak bir başına
Fırtına yüklü gemilerle yol almak sonra
Kimliği kimsesizliğe karışan rüzgârlara.

Latif Köybas

Yorumlar

Bir yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Çok Okunanlar

Yukarı