Şiir

Kırlangıç Cinnetleri

kirlangic-cinnetleri

Kırlangıç Cinnetleri

vakti gelmedi mi
o ölüm, güzel ölüm
ilk üşüyen sabah ayazında
toz ve katran çığlıklarıyla sereserpe
bana yorgun yıldızlardan
sırılsıklam okyanuslar getiren
bir kum tanesinde bin yanardağ aşkıyla
yüreğim ah yüreğim!
hangi dağın eşkıya sancısı
hangi sararmış ovanın çığlığısın sen
her soruda bir başıma ve yanıtsız yalnız bir musalla

acıya hamdolsun ve sonra isyan sonsuza
kedere hamdolsun ve sonra selam kekik kokan uçurumlara
aşka hamdolsun ve sonra en kadim ayrılıklara…
o ayrılıklar ki intiharıydı söz gurbetlerinin
kırılmış kalemler saldı fermanıma

kurşun yarası ağıtlarla sustu zaman
körpe hüzünlerde yitiridik bir çift gözün sıcaklığını
dingin yangınlarda göveren dua çiçekleriyle
toprak anlayışlı, su serin, rüzgar bilgeydi tinimizde
her ağaç bir yazıttı aşkın bitimsiz bilmecesinde
nehir nehir akarken içimdeki yaralı safran
bir damla yaş olup yürüdüm
gecenin en tenha tebessümüne.

şimdi kim bilir kaç çocuk
kumral bir yoksulluğun yitik çaresizliğidir
keskin bir bıçağın alaca günbatımında
kara gözleri sürgün kuşlarına yuvadır
avuçlarında istila edilmeyi bekleyen nasırlarla
aşk yanmayı, umut direnmeyi, hayat inatları bekler
yusuf çığlığı kuyulardadır yüreği
göçmen bir rüzgar için saklamıştır
annesinden kalma mülteci sözleri

önce çığlıkları kilitledim yalnızlığıma
susmayı heceledim sonra gecenin kehribar ayazında
yorgundu gökyüzü, alıngandı güvercinler
akıp gitsem diyordum yavaşça, usul ve sessiz
dönmeyişler sağnağında bir yudum yağmur gibi
ela gözlü bir gurbetin kayıp yurtsuzluğuna

ağırbaşlı yoksul bir akşamüzeri
gölgesi hırçın hüznü revandı dağların
bir sevdanın menekşe kokusuydu yaralarım
aynaları kırdım yüzdüm derisini gökyüzünün
çözüldü zamanın kırlangıç cinnetleri
tamam oldu söz yıkıldı sabrın çığ kusan barikatı
ey kimsesizliğin yurdu çöl sen sayıkla şimdi adımı

Latif Köybaş

Yorumlar

Bir yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yukarı