Dosya

Kişilik Bozuklukları

Kişilik Bozuklukları

Kişilik bozukluğu, bireyin ait olduğu sosyal çevre ve kültürün beklentilerinden sapan, derin olarak yerleşmiş, süreklilik ve katılık arz eden, içsel yaşantı ve davranış örüntüsüdür.

Kişilik özelliklerinin sorunlu bir biçimde şekillenmesi sonucunda, çevresiyle ve iç dünyasında sıkıntılar yaşamasına neden olan düşünme, hissetme, davranma ve insanlarla iletişim ve ilişki kurma biçimini kişinin farkında olmadan ve tutarlı bir biçimde sürdürmesi durumudur.

Kişilik bozukluğu olan kişiler aşırı inişli çıkışlı duygu hallerinin ve çarpık düşünme biçimlerinin farkında değildirler. Bunun sonucunda iletişimde oldukları kişilerle sorunlar yaşamakta, sorunun kendi düşünme biçimleri, duygusal tutarsızlıkları ve davranış şekilleri ile ilgili olduğunun farkında olmayarak, kendi yaklaşımlarını rasyonalize etme eğiliminde olmaktadırlar. Bu kişiler, hastalıklarının sonucu ortaya çıkan olumsuz düşünce, duygu ve davranış hallerinin kendi hastalıklarının sonucu olduğunu fark etmezler. Olumsuz yaklaşımlarını haklı çıkarmak için genellikle karşısındaki kişileri suçlama eğiliminde olurlar ve/veya acımasızca kendilerini eleştirirler ve suçlarlar.

Genellikle kişilik bozukluğunun ilk bulgusu geç ergenlik ya da erken erişkinlik döneminde aşırı stres ve zorlanma ile başlar. Zamanla kalıcı olur, kişi sonraki yaşamında bu sorunları sürekli ve uzun vadeli olarak yaşar. Kişilik bozukluklarının toplumdaki yaygınlığı %6-9 oranındadır. Kadın ve erkek cinsiyetler eşit olarak etkilenir.

Kişilik bozukluklarının topluma maliyeti yüksektir. Suç, alkolizm, madde kullanımı, intihar, kazaya uğrama, evlilik sorunları, mahkeme başvuruları, işsizlik, eğitim düzeyi düşüklüğü ve psikosomatik hastalıklar sık görülür.

Kişilik bozukluklarında sıkça karşılaşılan ortak özellikler vardır:

– Benliğe yerleşmiş olan davranış yapısının uyum amacı ile esneklik göstermeden sürdürülmesi, örneğin yapılan yanlışların yinelenmesi, ders alınmaması,
– Belli bir toplum içinde uyumlu sayılabilmek için geçerli ölçülerden sapması, topluma aykırı davranışlar gösterebilmesi,
– Çocukluktan ya da ilk ergenlik döneminden beri süregelmesi,
– Toplum içinde, iş yaşamında belirgin bozulmaya yol açması,
– Genellikle benimsenmiş olması ve değiştirilmek istenmemesi; bazen de benlikçe benimsenmemiş, benliğe yabancı olsa bile değiştirilememesi,
– Genel olarak çevre ile çatışma ve sürtüşmeye yol açması; kendisini çevreye değil, çevresini kendisine uydurmaya çalışması,
– Kişinin bilişsel yetilerinde, temel duygulanım ve düşünce yapısında belirgin bozukluk olmamasıdır.

Kişilik bozukluklarında, çevreye uyumda ve günlük işlevsellikte bozulma, gerilim kaygılı ruh hali ve kültürün beklentilerinden sapma görülür.

Fight Club

KİŞİLİK BOZUKLUKLARININ NEDENLERİ

Her insan çevresiyle sürekli etkileşim halindedir ve çevresine uyum sağlamaya çalışır. Kendi yararına olan, ama çevresine de ters düşmeyen çözümler geliştirir. Kendi dürtüleriyle çevrenin beklentilerini bağdaştırmaya çalışır. Bu amaca genellikle egonun düzenleyici, uzlaştırıcı ve bütünleyici işlevleri ile ulaşır. Kişilik bozukluklarında uyumsuzluk ego ile çevre arasındadır.

Kişilik bozukluklarının nedenleri tam olarak tespit edilemese de, üç ana başlık altında toplanarak açıklanabilir. Bunlar, genetik yatkınlık, yapısal etkenler ve çevresel etkenlerdir.

Genetik yatkınlık: Kişilik bozukluklarından sorumlu genler olmamakla birlikte yapılan araştırmalarda bazı kişilik bozukluklarında soya çekimin önemli bir rolü olduğu görülmüştür. Bu araştırmalarda şizofrenide, şizotipal kişilik, paranoid kişilik ve antisosyal kişilik bozukluğu gösterenlerde soya çekimin önemli bir etkisinin olduğu ortaya koyulmuştur.

Yapısal etkenler: Beden yapısı ve kişilik arasında bir bağ saptanamamıştır ancak doğumdan öncesi, doğum anı ve doğum sonrası merkezi sinir sistemini etkileyen durumlar kişilik bozukluğuna zemin hazırlayabilmektedir, örneğin çocuklukta dikkat eksikliği sendromu gösteren hiperkinetik minimal beyin disfonksiyonu olan çocuklarda, sonradan kişilik bozukluğu (dissosyal, antisosyal kişilik) riskinin daha yüksek olduğu bilinmektedir. Bedensel sakatlıklar, beyin hastalıkları, biyolojik faktörler ve psikanalitik faktörler (bilinçaltı faktörler) de kişilik oluşumunda önemli rol oynamaktadır.

Çevresel etkenler: Anne ve babanın çocuk yetiştirirken sergiledikleri olumsuz tutumları, ailedeki çarpık veya düzensiz iletişim ve ilişkiler, yaşanılan yoksulluklar ve yoksunluklar, aile içi sevgi ve saygının yokluğu, şiddet, yaşanan travmatik olaylar, fiziksel ve cinsel travmalar, olumsuz sosyo-kültürel ve fiziksel çevre psikolojik sorunlar ve sorunlu kişilik özelliklerinin oluşumunda etkilidir.

Kişilik bozukluklarının sınıflaması, Dünya Sağlık Örgütünün “Uluslararası Hastalık Sınıflandırması (ICD)” ve Amerikan Psikiyatri Derneğinin DSM’sidir. Mental bozuklukların tanısal ve sayımsal el kitabının gözden geçirilmiş metninin (DSM-IV-TR) dördüncü baskısında, kişilik bozuklukları, ergenlik veya erken erişkinlik döneminde başlayan, zamanla sabitleşen, mutsuzluğa veya bozulmaya yol açan, katı ve yaygın nitelikteki öznel yaşantılar veya kültürel normlardan sapma gösteren davranışlar olarak tanımlanmıştır.

DSM-IV kişilik bozukluklarını üç grupda toplamıştır:
A grubu: Bu kişilik bozuklukları aykırı ve tuhaf davranışlarla seyreder. Paranoid, şizoid ve şizotipal kişilik bozukluklarını içerir.
B grubu: Kendine yönelik yıkıcılık, katılık, kalıcı olmayan ilişkilerle karakterize, dramatik, coşkulu, kararsız ve tutarsız davranışlarla seyreder. Borderline, histriyonik, antisosyal ve narsisistik kişilik bozuklukluklarını içerir.
C grubu: Endişe, korku ve kaygılı görünürler. Çekingen, bağımlı ve obsesif-kompulsif kişilik bozuklukluklarını içerir.

En yaygın kişilik bozuklukları, histerionik, antisosyal, borderline, obsesif-kompulsif ve pasif-agresif kişilik bozukluklarıdır. Erkeklerde, antisosyal ve şizoid kişilik bozuklukları sık görülürken, kadınlarda, borderline, histrionik ve bağımlı kişilik bozuklukları sık görülür.

Kişilik bozukluğu tanısı koyabilmek için bireyin toplumsal uyumunda, işlevselliğinde, ilişkilerinde süreklilik sağlayabilmesinde önemli bozuklukların oldukça değişmeyen bir biçimde uzun süre bulunması gerekmektedir. Kişilik bozukluğunda görülen belirtiler normal karakter özelliklerinin biraz daha abartılı şekilde yaşanması olduğundan bu hastalıkları teşhis etmek her zaman kolay değildir. Çoğu kez diğer psikiyatrik hastalıklar ve duygusal bozukluklarla karışır ve teşhis konulması daha da zorlaştırır. Genelde suçluların, alkoliklerin, uyuşturucu kullananların % 70’inde kişilik bozukluğu görülür.

Kişilik bozukluklarının temelinde bu hastalığa sahip olan insanlar rahatsızlıklarını fark etmezler. Kişi daha çok kendisini koşulların kurbanı olarak görme eğilimindedir. İnsanların kendisini haksız yere suçladığını, eleştirdiğini ve reddettiklerini düşünürler. Kendilerini, tatmin olmamış, mutsuz, huzursuz, doyumsuz hissederler.

kisilik-bozuklulari-2-min

A GRUBU KİŞİLİK BOZUKLUKLARI

A grubu kişilik bozuklukları, majör psikotik belirtilerden kognitif (zihinsel) süreçlerdeki bozulmalara benzer belirtilerle ve tuhaf davranışlarla seyreden paranoid, şizoid ve şizotipal kişilik bozuklukluklarını içerir. Bu hastalar yansıtma ve fantazi (hayal) kurma savunma mekanizmalarını daha sık kullanır.

1- Paranoid Kişilik Bozukluğu

kisilik-bozukluklari-5Genç erişkinlik döneminde başlayan, ve değişik koşullar altında ortaya çıkan, başkalarının davranışlarını kötü niyetli olarak yorumlayıp sürekli bir güvensizlik ve kuşku duyma halidir. Ailede kronik şizofreni varsa görülme sıklığı daha yaygındır. Genelde erkeklerde görülür.

Geçinilmesi çok zor insanlardır. Suçlayıcı ve saldırgandırlar. Patolojik kıskançlıkları nedeniyle evlilik yaşamları sorunlu olur. Benlik saygısı düşüktür, aşırı alınganlık gösterirler. Tedavi olmayı, yemek yemeyi red etme ve intihar eğilimi vardır.

Paranoid kişilik bozukluğu, DSM-IV tanı ölçütleri:
* Tanı koyulabilmesi için bireyde aşağıdaki belirtilerden en az dördünün bulunması gerekir.
– Yeterli bir temele dayanmadan başkalarının kendisini sömürdüğünden, aldattığından veya kendine zarar verdiğinden kuşkulanır.
– Dostlarının veya iş arkadaşlarının kendine olan bağlılığı veya güvenirliği üzerine yersiz kuşkuları vardır.
– Söylediklerinin kendisine karşı kötü niyetle kullanılacağından yersiz korkuları olduğundan başkalarına sır vermek istemez.
– Sıradan sözlerden, olaylardan aşağılandığı veya kendisine gözdağı verildiği şeklinde anlamlar çıkarır.
– Sürekli kin besler. Haksızlıkları, görmezden gelinmeyi ya da onur kırıcı davranışları affetmez.
– Başkalarınca hissedilmeyen ama kendisince algılanan, karakterine ya da itibarına saldırıldığı yargısını taşır, öfke ya da karşı saldırı ile birden tepki gösterir.
– Haksız yere eşinin sadakatsızlığı ile ilgili kuşkulara kapılır.
* Şizofreninin, psikotik özellikler gösteren bir duygudurum bozukluğunun veya başka bir psikotik bozukluğun gidişi sırasında ortaya çıkmamaktadır ve genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.

2-Şizoid Kişilik Bozukluğu

kisilik-bozukluklari-3Erken erişkinlik döneminde başlayan ve değişik koşullarda ortaya çıkan, sürekli toplumsal ilişkilerden kopma, kişiler arası ilişkilerde kayıtsızlık, duygusal yaşantı ve anlatımda kısıtlılık gözlenen bir bozukluktur.

Şizoid kişiler içe dönük, toplumdan soyutlanmış, sosyal ilişkilere karşı ilgisiz, yalnız, duygusal olarak soğuk ve mesafeli kişilerdir. Çoğunlukla kendi duygu ve düşünceleri içine gömülürler ve başkaları ile yakınlaşmaktan çekinirler.

Belirgin duygusal dalgalanma göstermezler; sevinçleri, üzüntüleri, öfkeleri dışardan belli olmaz. Kesin yaygınlığı bilinmemektedir. Erkeklerde daha sık görülür. Ailede kronik şizofreni varsa görülme sıklığı daha yaygındır. Strese tepki olarak çok kısa süren psikotik epizodlar yaşayabilirler (saatler süren). Şizofreni veya sanrısal bozukluğun öncesinde görülebilir.

Şizoid kişilik bozukluğu, DSM-IV tanı ölçütleri:
* Tanı koyulabilmesi için bireyde aşağıdaki belirtilerden en az dördünün bulunması gerekir.
– Ailenin bir parçası değilmiş gibi davranır; yakın ilişkiye girmez ve yakın ilişkilerden zevk almaz,
– Çoğunlukla tek bir etkinlikte bulunmayı tercih eder,
– Cinsel deneyim yaşamaya karşı oldukça ilgisizdir,
– Çok az etkinlikten zevk alır,
– Yakın arkadaşı ve sırdaşı yoktur,
– Övgü ve eleştirilere karşı ilgisiz kalır,
– Duygusal soğukluk, kopukluk veya tekdüze bir duygulanım gösterir.
* Şizofreninin, psikotik özellikler gösteren bir duygudurum bozukluğunun veya başka bir psikotik bozukluğun gidişi sırasında ortaya çıkmamaktadır ve genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.

3-Şizotipal Kişilik Bozukluğu

Genç erişkinlik döneminde başlayan ve değişik koşullar altında ortaya çıkan bilişsel ya da algısal çarpıklıkların ve alışılmışın dışında davranışların yanı sıra yakın ilişkilerde aniden rahatsızlık duyma ve yakın ilişkilere girme becerisinde azalmanın olduğu sosyal ve kişiler arası yetersizlikler durumudur. Toplumda yaygınlığı %3 dolayındadır.

Şizotipal kişilik bozukluğu, dsm-ıv tanı ölçütleri:
* Tanı koyulabilmesi için bireyde aşağıdaki belirtilerden en az dördünün bulunması gerekir.
– Referans fikirler. (Olayların ve bazı durumların kendisi ile ilişkili olduğu, özel ve olağandışı bir anlamının olduğu seklinde yanlış yorumlar),
– Davranışı etkileyen, kültürü ile uyumlu olmayan acayip inanışlar, büyüsel düşünceler. Başkalarına karşı büyüsel kontrol uygulayabileceklerini düşünürler,
– Olağandışı algısal yaşantılar, bedensel yanılsamalar (illüzyonlar gibi),
– Acayip düşünüş ve konuşma biçimi. (Konudan uzaklaşma, belirsiz ve fazla ayrıntıcı vb.),
– Kuşkuculuk ya da paranoid düşünce,
– Uygunsuz ya da kısıtlı duygulanım. Yüz ifadesinin kişinin içinde bulunduğu duygusal durumunu yansıtmaması, bunun kısıtlı olması ya da uygunsuz (duyguya zıt bir yüz ifadesi gibi) olması,
– Acayip, kendine özgü davranış veya görünüm,
– Yakın arkadaş ve sırdaşların olmaması,
– Azalmayan aşırı toplumsal anksiyete, paranoid korkular.
* Şizofreninin, psikotik özellikler gösteren bir duygudurum bozukluğunun veya başka bir psikotik bozukluğun gidişi sırasında ortaya çıkmamaktadır ve genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.

B GRUBU KİŞİLİK BOZUKLUKLARI

Kendine yönelik yıkıcılık, katılık, duygusal değişkenlik, dramatizasyon, kararsızlık ve kalıcı olmayan ilişkilerle karakterize antisosyal, borderline, histriyonik, ve narsisistik kişilik bozuklukluklarını içerir. Bu hastalar çözülme, bölünme, ve yadsıma savunma mekanizmalarını daha sık kullanır.

1. Antisosyal Kişilik Bozukluğu
kisilik-bozukluklari-4Ergenlikle (15 yaş civarı) birlikte başlayan başkalarının haklarına saldırı ile kendini gösteren kişilik bozukluğudur. Tutuklanmasına yol açacak davranışlarda ısrar ile kendini gösteren yasalara ve sosyal davranışlara uymama görülür. Bu tanı 18 yaşından önce konmaz (18 yaşından önce davranım bozukluğu tanısı kullanılır). Toplumda yaygınlığı, erkeklerde %3, kadınlarda %1 dolayındadır.

Antisosyal kişilik bozukluğu, dsm-ıv tanı ölçütleri:
* Tanı koyulabilmesi için bireyde aşağıdaki belirtilerden en az üçünün bulunması gerekir.
– Tutuklanması için zemin hazırlayan tekrarlayıcı eylemlerde bulunma, yasalara ve toplumsal kurallara ayak uyduramama,
– Sürekli yalan söyleme, takma isim kullanma, kişisel çıkar ve zevki için başkalarını atlatma,
– Aniden sonucunu düşünmeden davranışlar sergileme, gelecek için planlar yapmama,
– Yineleyen kavgalar veya saldırılarla belirli sinirlilik ve saldırganlık,
– Kendi ve başkalarının güvenliği konusunda umursamazlık,
– Bir işi sürekli götürememe, mali yükümlülüklerini yerine getirememe ile belirli sürekli sorumsuzluk,
– Başkalarına zarar verme, kötü davranma veya bir şey çalma durumuna karşı ilgisizlik veya bunlara kendine göre mantıklı açıklamalar getirme, vicdan azabı çekmeme.
* Kişinin en az 18 yaşında olması ve 15 yaş öncesi davranım bozukluğu belirtileri göstermeye başlamış olması gerekmektedir.
* Antisosyal davranış sadece şizofreni veya manik epizodun gidişi sırasında ortaya çıkmayabilir.

2. Borderline Kişilik Bozukluğu (Sınırda Kişilik Bozukluğu)
Genç erişkinlik döneminde başlayan, ve değişik koşullar altında ortaya çıkan, kişiler arası ilişkilerde, benlik algısında ve duygulanımda tutarsızlık ve ani belirgin dürtüsel davranışlarla karakterize bir durumdur. Yaygınlığı % 2 civarındadır. Büyük çoğunluğunda kırklı yaşlarda stabilite meydana gelir.

Borderline kişilik bozukluğu, DSM-IV tanı ölçütleri:
* Tanı koyulabilmesi için bireyde aşağıdaki belirtilerden en az beşinin bulunması gerekir.
– Gerçek veya hayali bir terkedilmeden kaçınmak için çılgınca çabalar gösterme.
– Karşısındakileri gözünde aşırı büyütme veya yerin dibine sokma uçları arasında gidip gelme, gergin ve tutarsız kişilerarası ilişkilerin olması.
– Kimlik karmaşası. Belirgin olarak ve sürekli bir biçimde tutarsız benlik algısı veya kimlik duyumu. Ahlaki değer anlayışında değişkenlikler.
– Kendine zarar verme olasılığı yüksek en az iki alanda dürtüsellik. (Aniden çok para harcama, madde kullanımı, hızlı ve tehlikeli araç kullanma, birden aşırı yemek yeme, önceden düşünülmeyen uygunsuz cinsel davranışlar).
– Yineleyen özkıyımla ilgili davranışlar, girişimler, göz korkutmalar.
– Sürekli duygusal değişkenlik hali.
– Kendini sürekli boşlukta hissetme.
– Uygunsuz, yoğun öfke ya da öfkesini kontrol edememe.
– Stresle ilişkili geçici paranoid düşünce veya ağır dissosiyatif semptomlar.

3. Narsistik Kişilik Bozukluğu
Genç erişkinlik dönemimde başlayan ve değişik koşullar altında ortaya çıkan, üstünlük duygusu, beğenilme ihtiyacı ve kendini başkasının yerine koyamayıp, insanlara uygun yaklaşımlarda bulunamama ile seyreden bir rahatsızlıktır. Kendilerine yapılan en ufak yapıcı eleştiri ya da düzeltme, ekleme ve öneri bu kişileri ağır bir şekilde yaralayabilir. Bu durumda küçük düşmüş, mahvolmuş, ortada bırakılmış hissedebilirler. Bu durumda aniden hiddetlenip, kırıcı olabilirler. Bunlardan ötürü sosyal ilişkileri bozuk olup başarıları devamlı olamaz. Benlik saygıları kolay zedelenebilir. Yaygınlığı %2-6 olarak bilinmektedir. Bu tanıyı alanların %50-75’i erkektir.

Narsistik kişilik bozukluğu, DSM-IV tanı ölçütleri:
* Tanı koyolabilmesi için bireyde aşağıdaki belirtilerden en az beşinin bulunması gerekir.
– Kendisinin başkalarından çok daha önemli olduğu duygusunu taşır. Küstah, kendini beğenmiş davranış ve tutumlar sergiler. Halk arasında “Büyük dağları ben yarattım.” denen tavırlar içindedirler,
– Düşünceleri, hayalleri büyük bir güç, engin bir deha, kusursuz bir güzellik ve mükemmel , sonsuz sevgi üzerinedir,
– Özel ve eşi bulunmaz birisi olduğuna ve ancak başka özel veya toplumsal durumu üstün kişilerin kendisini anlayabileceğine ya da ancak onlarla arkadaşlık edebileceğine inanır,
– Çevresindekiler tarafından çok beğenilmeyi ister,
– Hak kazandığı duygusu içindedir. Şahsına özel, başvuran diğer kişilerden farklı bir tedavi uygulanacağı düşünceleri ve davranışları içindedir,
– Kişilerarası ilişkileri kendi çıkarı için kullanır, amaçlarına ulaşmak için başkalarının zayıf taraflarını kullanır,
– Empati yapamaz,
– Genellikle başkalarını kıskanır ya da başkalarının kendisini kıskandığını sanır.

4. Histrionik Kişilik Bozukluğu
Genç erişkinlik dönemimde başlayan ve değişik koşullar altında ortaya çıkan, aşırı duygusallık ve sürekli kendisiyle ilgilenilmesi çabası ile devam eden bir bozukluktur. Hemen her alanda aşırı duygusallık ve ilgilenilme arayışı vardır. Kadınlarda daha sık gözlenir. Yaygınlığı % 2-3 olarak bilinmektedir.

Histrionik kişilik bozukluğu, dsm-ıv tanı ölçütleri:
* Tanı koyulabilmesi için bireyde aşağıdaki belirtilerden en az beşinin bulunması gerekir.
– İlgi odağı olmadığı durumlarda rahatsız olur,
– Başkalarıyla iletişimi çoğu zaman uygunsuz bir şekilde cinsel yönden ayartıcı davranışlarla belirlidir,
– Duyguları yüzeysel ve çok hızlı şekilde değişkendir,
– İlgiyi çekmek için fiziksel görümünü kullanır,
– Aşırı düzeyde başkalarını etkilemeye yönelik ve ayrıntıdan yoksun bir konuşma biçimi vardır,
– Gösteriş yapar, yapmacık davranır ve duygularını aşırı bir abartı ile gösterir,
– Telkine yatkındır, kolay etkilenir,
– İlişkilerin normalden çok daha yakın ve fazla içli-dişli olmasını ister.

C GRUBU KİŞİLİK BOZUKLUKLARI

Anksiyetenin çeşitli formlarından oluşan ve endişeli görünümün hakim olduğu çekingen (kaçıngan), bağımlı ve obsesif-kompulsif kişilik bozuklukluklarını içerir. Bu hastalar izolasyon, pasif agresyon ve hipokondriyazis (hastalık hastası) savunma mekanizmalarını daha sık kullanır.

1. Çekingen (Kaçıngan) Kişilik Bozukluğu
kisilik-bozukluklari-6Genç erişkinlik dönemimde başlayan ve değişik koşullar altında ortaya çıkan, toplumsal ketlenme, yetersizlik duyguları, sosyal açıdan kendini geri çekme ve başkalarınca olumsuz değerlendirilmeye aşırı duyarlı olma, fazla incinme ile seyreden bir kişilik bozukluğudur.Başkaları tarafından “utangaç”, “ürkek”, “yalnız” ve “kendi halinde” kişiler olarak tanımlanırlar. Kadın ve erkekte eşit oranda görülür. Toplumda yaygınlığı % 0.5-1 arasındadır.

Çekingen kişilik bozukluğu, DSM-IV tanı ölçütleri:
* Tanı koyulabilmesi için bireyde aşağıdaki belirtilerden en az dördünün bulunması gerekir.
– Eleştirilecek, beğenilmeyecek ya da dışlanacak olma korkusuyla kişiler arası ilişki gerektiren mesleki etkinliklerden kaçınır,
– Sevildiğinden emin olmadıkça insanlarla ilişkiye girmek istemez,
– Mahcup düşeceği, alay konusu olacağı korkusuyla yakın ilişkilerde tutukluk gösterir,
– Toplumsal durumlarda eleştirileceği ya da dışlanacağı üzerine kafa yorar,
– Yetersizlik duyguları yüzünden yeni kişilerle aynı ortamda bulunduğu durumlarda ketlenir,  Kendisini toplumsal yönden beceriksiz, kişisel olarak albenisi olmayan biri olarak görür,
– Mahcup düşebileceğinden ötürü kişisel girişimlerde bulunmak ya da yeni etkinliklere katılmak istemez.

2. Bağımlı Kişilik Bozukluğu
Genç erişkinlik dönemimde başlayan ve değişik koşullar altında ortaya çıkan, uysal ve yapışkan davranışa ve ayrılma korkusuna yol açan, kendisine bakılma gereksiniminin aşırı olmasıyla seyreden bir bozukluktur. Çoğunlukla kötümser bir bakış acısına sahiptirler.

Kendi özellikleri, varlıkları ya da becerilerini değersiz görmeye meyillidirler. Toplumdaki yaygınlığı kesin bilinmemektedir ancak yapılan bir araştırmada % 15 oranında bu rahatsızlığa rastlanmıştır. Kadınlarda erkeklere göre üç kat daha fazla görülmüştür. Ailenin en küçük çocuğunda rastlanma olasılığının daha çok olduğu gözlenmiştir.

Bağımlı kişilik bozukluğuyla beraber, depresif bozukluklar, uyum bozuklukları, yaygın anksiyete bozukluğu, başka kişilik bozuklukları (özellikle sınırda, çekingen ve histrionik kişilik bozuklukları) görülebilmektedir.

Bağımlı kişilik bozukluğu, DSM-IV tanı ölçütleri:
* Tanı koyulabilmesi için bireyde aşağıdaki belirtilerden en az dördünün bulunması gerekir.
– Başkalarından bol miktarda öğüt ve destek almazsa gündelik kararlarını vermekte bile güçlük çeker, (yiyip içecekleri şeyler, giyecekleri giysiler gibi her konuda)
– Hayatın pek çok farklı alanlarında sorumluluk almak için başkalarına gereksinim duyar,
– Desteğini yitireceği ya da kabul görmeyeceği korkusuyla başkaları ile aynı görüşü paylaşmadığını söylemekte zorluk çeker, tepki gösteremez ve kızamazlar,
– Planlarını hayata geçirme ya da kendine karşı güvensizliğinden bir işi kendi başına gerçekleştirmekte güçlük hisseder,
– Başkalarının bakım ve desteğini sağlamak için hoş olmayan şeyleri yapmayı isteyecek kadar aşırıya gider,
– Kendine bakamayacağına ilişkin aşırı korku nedeniyle tek başına kaldığında kendisini huzursuz, rahatsız veya çaresiz hisseder,
– Yakın bir ilişki sonlandığında bir bakım ve destek kaynağı olarak derhal başka bir ilişki arayışı içine girer,
– Kendi kendine bakma durumunda bırakılacağı üzerine gerçekçi olmayan bir biçimde kafa yorar.

3. Obsesif-Kompülsif Kişilik Bozukluğu
Genç erişkinlik dönemimde başlayan ve değişik koşullar altında ortaya çıkan, esneklik, açıklık ve verimlilik pahasına düzenlilik, mükemmelliyetçilik, zihinsel ve kişilerarası kontrol koyma üzerine aşırı kafa yormayla seyreden bir bozukluktur. Aşırı düzen, titizlik, kusursuz olma, kuralcılık, inatçılık, aşırı kararsızlık (olayların olumlu olumsuz yönlerini sürekli tartma ve bu yüzden karar verememe), erteleme eğilimi ve bütün bunlarda aşırı katı tutum görülür.

Obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu, DSM-IV tanı ölçütleri:
* Tanı koyulabilmesi için bireyde aşağıdaki belirtilerden en az dördünün bulunması gerekir.
– Asıl amacı unutturacak şekilde ayrıntılar, kurallar, listeler, sıralama, organize etme ya da program yapma ile uğraşıp durur,
– İşin bitmesini zorlaştıran mükemmelliyetçilik gösterir. Kolayca evhamlı, kuruntulu olma eğilimi vardır,
– Etkinlik ve arkadaşlarından yoksun kalacak şekilde kendini işe adar,
– Ahlak, doğruluk, değerler gibi konularda esneklik göstermez,
– Özel bir değeri olmasa bile eski, değersiz şeyleri elden çıkaramaz,
– Görev dağılımı yapmak ve başkaları ile birlikte çalışmak istemez,
– Para harcama konusunda hem kendisine, hem de başkalarına karşı cimri davranır,
– Katı ve inatçıdır. Konuşmalarında ve ilişkilerinde aşırı kuralcı, ayrıntıcı, mantıkçı, duygusallıktan uzaktır. Başkalarının bu kurallara tam uymasını bekler, uymayınca hoşgörüsüzdür.

4. Her Hangi Bir Gruba Dahil Edilemeyen Kişilik Bozuklukları
Yukarıda anlatılan üç gruba dahil edilemeyen ama kişilik bozukluğu olarak tanımlanan davranış bozuklukları da vardır. Bunlar:

Pasif-agresif kişilik bozukluğu
Genelde negatif yaklaşım, ilişkilerde pasif direnç olarak kendini gösterir. Bu kişiler rutin, sosyal ve mesleki işlerini yürütürken pasif bir direnç gösterir ve işleri bilerek ağırdan alırlar. Çünkü onlara göre, başkaları önlerini kapamasaydı daha başarılı olurlardı. Her zaman takdir edilmemekten ve yanlış anlaşılmaktan yakınırlar. Kişisel şanssızlıklarını abartılı biçimde dile getirirler. Mutsuz, huysuz, gücenmiş ve tartışmacıdırlar. Otoriteyi küçük görür ve otoritenin kendisine yaptığı eleştirileri mantıksız bulur.

Sadomazoistik kişilik bozukluğu
Bu kişilerde sadizm (başkalarına acı vermekten zevk alma) ve mazoizm (kendisine acı vermekten zevk alma) aynı anda görülür. Kendilerine, başkalarına ve başka canlılara zarar vermekten, işkence yapmaktan, inanılmaz zevk alır ve cinsel doyuma ulaşırlar. Karmaşık, kompleks, son derece zor tedavi edilebilen vicdan duygusunun yok olduğu, insanlığın, doğruluğun ve insan haklarının muhakeme edilmediği bir kişilik bozukluğudur. Başkalarıyla alay etmekten ve küçük düşürmekten zevk aldıkları gibi kendileriyle de sert, kaba, küçük düşürürcesine konuşulması hoşlarına gider.

Depresif kişilik bozukluğu
Karamsar, yaşadığı hiçbir şeyden zevk alamayan, işe bağlı, kendine güvensiz ve kronik olarak mutsuz kişilerdir. Keder, mutsuzluk, keyifsizlik, kendini küçük görme, düşünceli ve endişeli yapı, kötümser, pişmanlık duymaya eğilim temel belirtileridir. Depresif kişilik bozukluğunun sebebi bilinmemektedir, ancak erken kayıplar, ailenin olmaması, cezalandırıcı süperego ve güçlü suçluluk duygularının sebep olabileceği düşünülmektedir.

coklu-kisilik-bozuklugu

KİŞİLİK BOZUKLUKLARINDA TEDAVİ

Kişilik bozukluğu olanlar genellikle tedavi için başvurmazlar. Çünkü yakınmaları kendilerine değil, çevreye yönelik olduğundan tedaviye başvurmak için nedenleri olmadığını düşünürler. Ancak başı sıklıkla derde giren, başarısız ve mutsuz olan ya da başka bir bozukluk belirtisi de bulunan (alkole düşkünlük, nörotik belirtiler, cinsel sorunlar, aile geçimsizliği gibi) kişiler hekime başvurabilir.

Bunun dışında antisosyal kişilik özelliği gösteren kişiler çoğu kez suç işlemiş olma nedeni ile ruh hekimine bir değerlendirme, nadir olarak da tedavi için gönderilirler. Gerçekten kişiliğindeki temel bozukluğun bilincine varıp değişmek amacı ile başvuranlar nadirdir.

Kişilik bozukluklarının tedavisi oldukça güçtür. Tedavi etmek için farklı metotlar kullanılmaktadır, örneğin Psikoanaliz, Psikanalitik psikoterapi, davranışcı terapi, destekleyici psikoterapi, grup terapisi, aile terapisi, çevre terapisi gibi. Bazı durumlarda ilaçla tedavisi de uygulanır.

Tedavilerde kullanılan terapilerin farklı amacı vardır, örneğin psikoterapi ile tedavide, genelde hasta kişilerin hastalıklarına neden olan ya da etki eden bilinçaltındaki çatışmalar ortaya çıkarmaya çalışılır ve hastanın davranışlarının başkaları üzerindeki etkilerini görmeleri sağlanır.

Davranışçı terapide, daha çok semptomlar yok edilmeye çalışılır, örneğin ilişki kurmakta zorluk yaşayan ya da bireysel sorumluluğu üstlenmek istemeyen bir hastada, hastalığın nereden kaynaklandığına ya da bilinçaltında yatan nedenlere inilmez, kişinin hızlı ve çabuk bir şekilde istediği gelişimi sağlamasına yoğunlaşılır.

Yorumlar

Bir yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Çok Okunanlar

Yukarı