Dosya

Kişilik Gelişim Dönemleri

Kişilik Gelişim Dönemleri

Bireyi diğer bireylerden ayırt eden, tutarlı olarak sergilenen, bireye özgü özellikler bütününe kişilik denir. Mizaç, karakter, benlik ve kimlik gibi kavramları içine alan kapsamlı bir kavramdır. Terim aynı zamanda günlük dilde çok çeşitli anlamlarda kullanılmaktadır: “Kişilikli insan, çok kişiliksiz vb.”

Konu ile ilgili kavramlar;
Mizaç (duygu durum, huy): Kişiliğin duygusal yönüdür. Çabuk kızmak, sıkılmak, öfkelenmek, neşeli yapıya sahip olmak vb.

Karakter: Kişilikle eş anlamlı olarak kullanılan bir kavramdır. Ancak karakter kişiliğin bir parçasıdır ve onun ahlaki yönünü ifade eder. Karakter toplum tarafından kazandırılan ve toplumca olumlu ya da olumsuz olarak değerlendirilen davranışların sürekli hale gelmesidir.

Benlik: Bireyin kendini algılama ve kendini değerlendirmesidir.

Kimlik: Bireyin belirli bir kimse olmasını sağlayan şartların bütünüdür.

Kişiliğin Özellikleri

– Kişilik, bireyin doğuştan getirdiği özellikleri ve içinde yaşadığı çevrenin etkileşimiyle oluşur.

– Kişilik, her bireyin kendine özgüdür. Kişiyi başkalarından ayırt edicidir.

– Kişiliği oluşturan özellikler bir bütündür ve süreklilik gösterir.

– Kişilik özellikleri sürekli gelişme içindedir.

– Kişilik yaşam süreci içinde yavaş yavaş oluşur, katıdır ve kolay değişmez.

– Kişilik, temeli fizyolojik ve biyolojik olan psikolojik bir olgudur.

– Kişilik davranışların hareket noktasıdır.

Kişilik, doğuştan getirilen bazı genetik özellikler ve ağırlıklı olarak bebeklikten itibaren kişinin çevresindeki insanlarla kurduğu etkileşimler ve bu etkileşimler sonucu yaşadıkları ile şekillenir. Bir bireyin kişiliğini oluşturan etmenler onun entelektüel yetileri, büyüme sürecinde edindiği güdüler, duygusal tepkileri, tutumları, inançları ve değer yargılarıdır.

Kişilik yapısını belirleyen faktörler

Kalıtımla ilgili faktörler: Çocuğa anne ve babadan genler yoluyla aktarılan özelliklerdir, örneğin boy, kemik yapısı, zeka, saç, göz, ten rengi gibi fiziksel özellikler ve bazı özel yetenekler. Bireyin psikoljik özelliklerinin de kalıtımla aktarıldığı düşünülmekle birlikte bu konu ile ilgili araştırmalar sürmekte ve değişik görüşler ileri sürülmektedir. Ruhsal hastalıklarda yapılan araştırmalarda ailesel bir yatkınlığın olduğu görülmüştür.

Fizyolojik faktörler: Organizmanın yapısı ve işleyişi insan davranışlarını etkiler. İnsan davranışını ve zihinsel işleyişini ancak altta yatan biyolojik süreçlerle bir arada ele alındığında anlamak mümkündür. İç salgı bezleri, hormonlar, sinir sistemi, duyu organları fizyolojik etmenlerin başında gelir. Olgular, duyu organlarının uyaranları alması ve bu uyaranların beyin tarafından yorumlanmasıyla anlaşılır hale gelir. Açlık, susuzluk, yorgunluk ve acıdan kaçınma gibi ihtiyaçlar, iç salgı bezlerinin salgıladığı hormonların azlığı ya da çokluğu organizmanın işleyişini ve kişiliğide etkiler.

Çevre ile ilgili faktörler: Bireyin kişilik özelliklerinin çoğu, içinde yaşadığı sosyal ve kültürel çevrenin etkisiyle oluşur. Bu özellikler toplum içinde yaşayarak öğrenilir. Aynı kültürel yapı içinde yaşayan tüm ailelerin paylaştığı ortak değer ve inançlar vardır, örneğin ahlaki değerler, giyim kuşam, cinsel roller vb. Toplumun bu değerleri bireyde davranış kalıpları oluşturur. Davranış kalıpları yerleşik hale gelince kişiliği oluşturur.

Kişiliğin Gelişim Dönemleri ve Özellikleri

Kişilik gelişimi, bireyin sosyal ve fiziksel çevresi içinde tutarlı olarak gösterdiği kişilik özelliklerinin oluşumudur. İnsan da her canlı gibi çocukluğundan yaşlılığına kadar büyür, olgunlaşır ve gelişir. Birbirinden farklı gelişim dönemlerinden geçer. Gelişim, biyolojik ve çevresel etkiler sonucu zaman içinde bireyin davranışlarında, düşüncelerinde ve yapısında ortaya çıkan belli bir doğrultuya yönelik sistemli değişikliklerdir.

Bireyde görülen bu değişimleri tanımlamaya ve gelişimsel mekanizmaları açıklamaya çalışan alan gelişim psikolojisidir. Gelişim psikolojisi, insan yaşamını çeşitli evreler halinde incelemekte ve her evreyi kendi içinde ve diğer evrelerle olan bağlantılarını dikkate alarak değerlendirmektedir. Bireyin gelişimi psikoloji biliminin önemli uğraş alanlarından biridir.

kişilik-gelisim-donemleri-3-min

Kişilik gelişimini etkileyen faktörler

– Genler,

– İç salgı bezlerinin az veya fazla çalışması,

– Beden yapısı,

– Doğum öncesi faktörler (annenin gebeliği esnasında sigara, alkol, uyuşturucu kullanması, yetersiz beslenmesi, travmatik durumlar yaşaması vb.),

– Roller (kız olmak, erkek olmak vb.),

– Bireyin kendisini ve çevresini algılama şekli,

– Aile ile kurulan iletişimin kalitesi,

– Arkadaş çevresi tarafından onaylanma/kabullenilme,

– İçinde yaşanılan toplumun özellikleri, kültür yapısı, değerleri.

Kişilik çok geniş ve karmaşık bir olgudur. Bu yüzden henüz tam olarak açıklanamamıştır. Bu konuda sürekli araştırmalar yapılmaktadır. Araştırmalar sonucunda kişiliğin oluşumunu ve gelişimini açıklamak için çok sayıda kuram (olguları açıklamak için ileri sürülen birbiriyle ilişkili genel görüşler ya da genel ilkeler bütünü) geliştirilmiştir.

Bu kuramlardan bazıları şunlardır: Freud’un Psikanalitik Gelişim Kuramı, Erikson’un Psikososyal Gelişim Kuramı ve Piaget’in Ahlak Gelişimi Kuramı ve Bilişsel Gelişim Kuramı. Gelişim kuramları dayandıkları bazı klasik felsefi temellere göre önemli farklılıklar gösterirler, örneğin kalıtım veya çevreye önem verme, gelişimin sürekliliğini veya süreksizliğini öngörme, gelişim sürecinde organizmaya aktif veya pasif rol yükleme vb. gibi. Bu kuramlardan günümüzde halen önemli yerini koruyan Freud ve Erikson’un geliştirdiği kuramlardır.

Sigmund-Freud-kişilik-gelisim-donemleri-min

Freud’un Psikanalitik (psikoseksüel) Gelişim Kuramı: Freud kişiliğin, yaşamın ilk yıllarında şekillendiğine inanır. Özellikle ilk altı yaşa dikkat çekerek, ilk çocukluk yıllarındaki yaşantıların kişilik gelişimi açısından önemli olduğunu, bu dönemin izlerinin bireyin yetişkinlik yıllarındaki kişilik özellikleri üzerinde belirleyici olduğunu savunur.

Ayrıca Freud insan vücudunda “libido” adını verdiği bir enerjinin varlığını, her bir gelişme döneminde libidonun bir vücut bölgesinde odaklandığını ve bedenin bu bölgelerinden haz duyulduğunu savunur. Bunlara da psikoseksüel dönemler adını verir. Kişilik gelişimini beş psikoseksüel gelişim döneminde incelemiştir. Bunlar aşağıda verilmiştir. Freud’a göre kişiliğin oluşumunda 0-6 yaşları önemli ve belirleyicidir.

Psikoseksüel Gelişim Dönemleri:

Oral dönem (0- 1 yaş)
Anal dönem(1-3 yaş),
Fallik dönem (3-6 yaş)
Gizil dönem (6-12 yaş)
Genital dönem (11-18 yaş

Erikson’un Psikososyal Gelişim Kuramı: Erikson kişilik gelişiminde, biyolojik etmenlerin yanı sıra toplumsal etmenlerin belirleyici rolünü vurgular. Freud, “Psikanalitik Gelişim Kuramı”nı ortaya koyduktan sonra, Erikson bu kuramın “Sosyal çevreye göre gelişimi” içermediğini belirterek, bu kurama paralel olarak “PsikoSosyal Gelişim Kuramı”nı ortaya atmış ve gelişim dönemlerini ergenlikten sonra yaşlılığa kadar genişleterek sekiz psikososyal gelişim dönemi tanımlamıştır. Erikson Freud’dan farklı olarak kişilik özelliklerinin ilk beş yıla bağlı olmadığını, yaşam boyu devam ettiğini belirtmiştir.

Araştırmalar çocukluk yıllarında kazanılan davranış ve özelliklerin yetişkinlikte sahip olunacak ve gösterilecek tavır, alışkanlık, inanç ve değer yargılarını büyük ölçüde biçimlendirdiğini ortaya koymuştur.

Doğum Öncesi (Prenetal) Dönem

Döllenme ile başlayan ve doğuma kadar süren evreye prenetal dönem denir. Prenatal dönemde embriyo veya fetüs üzerinde gelişim bozukluğu yapan tüm ajanlara teratojen denir.

Teratojenler,
– Annenin kullandığı ilaçlar (steroidli hormonlar, antibiyotikler vb.),
– Geçirdiği enfeksiyon hastalıkları (kızamıkcık, AIDS, frengi vb.) ve kronik hastalıklar (hormonal bozukluklar, yüksek tansiyon vb.),
– Çevresel veya mesleki riskler (radyasyon, yüksek gürültülü yerlerde ve kimyasl maddelerle çalışıyor olması)
– Annenin içinde bulunduğu fiziksel ve psikolojik (stres altında geçen gebeliklerde olumsuz etkiler görülmüştür.) durumlardır.

Alkolik annelerin bebeklerinde gelişim geriliği, mikrosefali, zihinsel gerilikler gibi etkiler görülmüştür. Daha hafif düzeydeki etkileri ise “fetal alkol sendromu” olarak adlandırılmakta ve büyüme geriliği, hiperaktivite, davranış problemleri, dikkat bozuklukları, öğrenme ve dil bozuklukları şeklinde görülmektedir. Alkolün etkileri doza bağlı olarak değişmekte sigarayla birlikte kullanıldığında ise etkileri daha da kötü olmaktadır.

Anne karnında geçirilen dokuz ayda bebek duyusal, zihinsel ve algısal açıdan gelişmiştir. Fetüste öğrenme 7. aydan itibaren gerçekleşmektedir. Bu nedenle prenetal dönemin, doğum sonrası çocuğun gelişiminde ve davranışları üzerinde önemli etkileri vardır.

Bebeklik Dönemi (0-2 Yaş)

Bebekler önemli motor yeterliliklerini ilk iki yılda kazanmaktadırlar. Doğumdan sonraki bir aylık dönemde bebek fiziksel ve psikolojik çevreye uyum sağlamaya çalışır. 4. aydan itibaren nesneleri eliyle ve ağzıyla tanır, 6. aydan sonra desteksiz oturabilir. 9-12 aylar arasında yürüyebilir, iki yaşında dengeli koşabilir.

Bebeklikte gelişen en önemli sosyal-duyuşsal özellikler bağlanma, bağımsızlık ve kendilik gelişimidir. Bebek annesiyle ya da ona bakan başka biriyle bağlanma kurar. Yabancılardan korkar, bakıcıdan ayrılınca ağlar. Birinci yaşın sonuna doğru bebek hareketlenir ve çevreyi araştırmaya başlar. İki yaşına doğru bireysellik güçlenir, yetişkinlerin isteklerine direnir ve bağımsızlığını göstermeye çalışır. Bebekler yaklaşık 18 aylıkken aynadaki görüntünün kendine ait olduğunun farkına varır, özgün bir varlık olduğunu anlar. İki yaşından sonra kendilikteki değişmezliği anlamaya başladıkça da kendilerini girişimci bir güç olarak ortaya koymak istedikleri için saldırganlık artmaktadır.

kişilik-gelisim-donemleri-4-min

Freud bu döneme oral dönem olarak adlandırmıştır. Çünkü bebeğin kendi dışındaki dünyayı algılaması ağız ve ağız çevresindeki organlarla olur. İlk zevk merkezi ağız, dolayısıyla emmedir. Bebek çevresinde gördüğü, eline aldığı ne varsa ağzına götürüp bu davranıştan haz alır. Çocuğun, memeden erken kesilmesi veya uzun süre emzirilmesi bu döneme bağımlı olmasına yani takılmasına neden olur. Oral karakterde takılan kişiler gergin, bağımlı, güvensiz ve çatışmalı duygusal yapıya sahiptirler. Örneğin; yetişkin yaşamında kişinin stresli olduğunda tırnak yemesi, sigara ve içki bağımlılığı, aşırı yemek yemek gibi davranışlar oral bağımlılık göstergesi olabilir.

Erikson, bu dönemi “Temel Güvene Karşı Güvensizlik (0-1 yaş)” olarak adlandırmıştır. Bireyin psikolojik olarak sağlıklı olması için temel olan birçok ön koşul içerisinde temel güven duygusunun da olduğunu ifade eder. Bebeğin temel güven ve güvensizlik duygularının gelişmesinde beslenme, uyku, ilgi, sevgi gibi ihtiyaçlarının karşılanması önemlidir. Bebek yaşamın ilk yıllarında anne babasına veya bakıcısına bağımlıdır. Bakım veren kişinin, bebeğin gereksinimlerini zamanında karşılayıp karşılamaması, güven ve güvensizlik duygularının oluşmasına neden olur.

Bebek bu evrede deneyimlediği güven ve güvensizlik duygularını ilerleyen yaşlarda yaşamındaki diğer insanlara genelleyecektir. Temel güven duygusunu geliştirmiş bebekler, dünyanın güvenilir bir yer olduğu duygusunu geliştirirler, geleceğe yönelik korkuları, kaygıları daha az olur. Temel güven duygusundan yoksun olmak, ilerleyen dönemde ve yetişkin yaşamında ciddi psikolojik sıkıntıların oluşmasına neden olur.

Okul Öncesi Dönem (2-7 Yaş)

Çocukta yürüme, konuşma, hareket yetenekleri daha da gelişir. Bağımsız olarak hareket ettiği, arzularını dile getirdiği, kendi başına öğrenmeye başladığı, yeni yaşam alanlarına açıldığı dönemdir. Bu dönemde çocuk çevresindeki olayları anlayabilmek için sürekli sorular sorar, bağımsız davranma girişimlerinde bulunur.
İki yaşından sonra büyüme hızı yavaşlar. Çocuk sadece kaba motor hareketleri değil, istemli ince motor hareketlerin çoğunu da yapabilir. Ben merkezci yapıları vardır. Genital bölgeden alınan uyarılar ve haz ön plana çıkar.

Bu dönemin içine giren tuvalet eğitimi, ilk sosyalleşme sürecinin çatışmalarını yansıtır. Çocuk bu evrede, çevrenin kendinden neler beklediğini ve bedensel tepkilerini nasıl denetleyebileceğini öğrenir. Anne ve babanın veya bakıcının çocuk yetiştirme ve tuvalet eğitimindeki tutumu çok önemlidir. Aile katı ve cezalandırıcı tutum içinde ise, çocukta ketlenme, utanma ve bağımlılık görülür dolayısıyla bu durum akranlarla ilişkiyi güçleştirir. İlerleyen yaşlarında ise empatiden yoksun, saldırgan, kaba, söz dinlemeyen ya da bağımlı kişilik sergilerler çünkü ailenin sert tutumu çocuğun özgüven duygusunu zedeler. Denetimin az olması veya hiç olmaması ise; fevri davranışlar, dağınık ve disiplinsiz bir kişilik ortaya çıkarır.

kisilik-gelisim-donemleri-5-min

Bu evrede, çocuğun girişkenliğinin desteklenmesi, yapması ve yapmaması gerekenler konusunda bir denge kurulması yeterli, kendine güvenen, öz saygısı yüksek kişilerin yetişmesini sağlar.

Bu dönemde, çocuk cinsellikle ilgili konuları da merak etmeye başlar ve sorular sorar. Çocuğun cinsellikle ilgili soruları uygun dille çocuğun, seviyesine göre cevaplandırılmalıdır. Çocuk cinsellik ve diğer konulardaki merakından dolayı azarlanırsa veya uygun olmayan tepkilere ya da ilgisizliğe maruz kalırsa, ileriki yaşlarında cinsellik ve diğer birçok alanda sık sık davranışlarının, düşüncelerinin ve duygularının yanlış olduğu hissine kapılacak ve suçluluk duyacak, kendini ifade etmede çekingenlik, bağımlılık, yetersizlik, cinsel ilişkide korkaklık veya cinsel soğukluk, cinsel sapıklıklara yönelme, cinselliğe fazla önem verme ve kendine güvensiz olacaktır.

Freud ve Erikson bu gelişme dönemini ikiye ayırmışlardır:
Freud’a göre 1-3 yaş anal dönem, Bu dönemde çocuk edilgenlikten, bağımsızlığa doğru giden ilk eylemleri yapmaya başlar. Dışkılamanın olduğu organ (anüs) haz kaynağıdır. Bu evrede gelişimin kritik ögesi, tuvalet eğitimidir. Bu dönem sorunsuz geçirilirse kişi kendini kontrol etme, olumlu ilişkiler kurma, özgürce seçim yapma, karar verme, yeni deneyimlere karışma vb. olumlu özellikler geliştirir. Bu döneme bağlı kalan (takılan) bireylerin kişiliği mükemmelliyetçilik takıntısı çerçevesinde gelişir. İlerde dar görüşlü, kurallara aşırı bağımlı, aşırı titiz, inatçı, cimri, yıkıcı vb. davranış bozuklukları gözlenir. Bu döneme takılmış kişilerde en tipik olarak obsesif-kompulsif bozukluklar görülür.

3-6 yaşı Freud fallik (oedipal) dönem olarak adlandırmıştır. Bu dönemde çocuklar cinsel organlarını fark eder ve cinsel konulara yoğun ilgi gösterirler. Çocuğun zevk kaynağı cinsel organlarıdır, onlarla oynamayı zevkli bulur. İçgüdüsel enerji genital bölgede yoğunlaşmıştır. Cinsel kimliğin ve sağlıklı kişilik gelişiminin temelleri fallik dönemde atılır. Bu dönemde çocuklar, cinsel kimliklerini oluşturmak için model arayışı içindedir. Bu nedenle karşıt cinsiyette olan anne veya babaya yönelirler.

Kızlar babaya (Elektra kompleksi) erkekler anneye (Oedipus kompleksi) ilgi duyarlar. Erkek çocuk annesine duyduğu sevgiden dolayı babasını kıskanır ancak aynı zamanda babasını örnek alır ve babasına hayranlık duyar. Kız çocuklarda aynısını anneye karşı yaşarlar. Çocuklar anne babaya duydukları bu cinsel yakınlıktan dolayı suçluluk ve kaygı duyarlar. Ebeveynlere karşı duydukları bu hisler uygun bir şekilde çocuklara atlatılmazsa sonraki dönemlerde “Psikopatolojik” durumlar ortaya çıkarmaktadır.

Bu evrede hoşgörülü, sıcak, sevecen anne baba tutumları sağlıklı kimlik geliştirmekle sonuçlanırken baskıcı ve sabırsız tutumlar, cinsel karmaşalar yaşanmasına yol açar. Fallik döneme takılan bireylerde anne-babadan kopamama ya da tamamen kopmak isteme, saldırganlık, yıkıcılık, hoşnutsuzluk, mutsuzluk gibi kişilik özellikleri görülür.

Bu dönem erkek çocuklarda kastrasyon (iğdişlik) korkusu görülebilir. Kastrasyon korkusu yaşayan erkek çocuklar, kız çocuklarda “penis”in olmadığını fark edince, kendi penisinin yok olacağı kaygısını yaşar. Çocuklara yapılan “pipini keserim” “sünnet ederim” gibi şakalar bu korkuyu devamlı hale getirir. Bu çocuklar yetişkinliklerinde cinsel sorunlar ve kişilik bozuklukları yaşayabilirler.

Erikson’a göre 3-6 yaş ise girişimciliğe karşı suçluluğun yaşandığı temel çatışma dönemidir. Okul öncesi dönemde çocuğun girişimciliği ve soru sorması engellenirse veya alay edilirse çocukta suçluluk duygusu gelişir. Sıklıkla mastürbasyon görülür. Ancak bu evrede henüz yetişkin anlamında bir seksüaliteden bahsedilemez.

Okul Dönemi (7-11 Yaş)

Önceki dönemlerde kazanılan özelliklerin pekiştirildiği gelişim evresidir. Okul öncesi dönemde gelişen motor beceriler ve algısal motor koordinasyon sayesinde ilkokul çocukları birçok sporu yapabilir ve yazma gibi daha ince motor becerilerin üstesinden gelebilirler. Aile dışında öğretmen akran ilişkileri başlar. Çocuğun daha önce geliştirdiği davranış kalıpları değişir. Dönemin fiziksel ve zihinsel ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikte bir eğitim ve dengeli beslenme çok önemlidir. Bu dönemdeki çocuklar bilişsel açıdan kendi başarı ve başarısızlıklarına ilişkin açıklamalar yapabilecek olgunluktadır.

Çocuğun ilgisi, sosyal ve entelektüel beceriler edinme üzerinde yoğunlaşır. Bu dönem yeteneklerin geliştirilmesi için önemlidir. Akran ilişkilerinde saldırganlık azalır, olumlu sosyal davranışlar artar. Dönemin en önemli tehlikesi aşırı yetersizlik ve aşağılık duyguları geliştirmedir, örneğin daha önceki dönemlerde özerklik geliştirememiş ve bu nedenle bir işin üstesinden gelmede yeterlik kazanmamış bir çocuk sınıf veya oyun ortamında başarısız olabilir ve bu yüzden derin aşağılık duyguları yaşayabilir.

kişilik-gelisim-donemleri-2-min

Freud’a göre 6-12 yaş gizil (latent) dönem; çocuk, cinsel konulardan hoşlanmaz, kendini daha çok oyuna verir. Arkadaşlarına sevgi gösterilerinde bulunur. Cinsiyet rol kimliğine ilgi duymaya başlar. Karşı cinsi “düşman” olarak ilan eder. İlkokul çağındaki çocuklarda kızlar kızlarla, erkekler erkeklerle gruplar oluştururlar. Geçiş ve bekleyiş dönemidir. Ergenlik öncesi yani fırtına öncesi sessizlik dönemidir. Latent dönemde içsel kontrolün gelişmemesi veya aşırı gelişmesi durumunda sorunlar ortaya çıkar. Kontrolün gelişmemesi aşırı tembelliğe, içsel kontrolün aşırılığa da kişilik gelişiminin olgunlaşmamasına, çok çalışkanlığa ve obsesif karakter özelliklerinin yaşa göre erkenden ortaya çıkmasına neden olabilir.

Erikson’a göre 6-11 yaş, başarılı olmaya karşı aşağılık duygusunun yaşandığı dönemdir. Bedensel gelişimi bir önceki döneme göre yavaşlar, sosyal ve cinsel roller daha belirgin şekilde algılanmaya başlar. Çocuğun görev paylaşımı, disiplin ve bir şeyler yapabilme duygusunda büyük bir artma ortaya çıkar. Çocuğun davranış ve tutumları sonucunda, takdir edilme ve beğenilme bu dönemin en önemli gereksinimlerindendir. Takdir edildiğinde, beğeni topladığında kendine güveni ve başarı inancı artacaktır. Aile tarafından bu çabalarına karşı engelleyici, cezalandırıcı yaklaşıldığında ya da ilgisiz kalındığında değersizlik ve aşağılık duygularına kapılır. Erikson kişinin ileriki hayatındaki çalışkanlığı ve çalışmaya karşı geliştirdiği tutumların bu dönemde oluştuğunu ve beslendiğini söyler.

Ergenlik Dönemi (11-22 Yaş)

Ergenlik, çocukluk döneminin bitişiyle başlayan ve fizyolojik olarak erişkinliğe ulaşıncaya kadar geçen bir gelişim dönemidir. Bu dönemin yaş sınırları kesin çizilmemekle birlikte fizyolojik anlamda kızlarda adetle ve göğüslerin büyümesiyle, erkeklerde ise yüzde kılların çıkması ve sesin kalınlaşmasıyla başlayan genel olarak da 11-22 yaşlar arasını kapsayan bir gelişim dönemidir. Ergenliğe girme yaşı, ırk, beslenme ve sağlık koşullarına, kültür ve coğrafi bölgeye göre değişir. Bebeklikten sonra en hızlı gelişme bu dönemde olur. Fizyolojik anlamda ergenlik süreci içerisinde büyüme ve gelişmenin yoğun olduğu yaşlar genel olarak 12-16 yaşları arasıdır.

Ergenlerde, duyguların yoğunluğunda artış ve istikrarsızlık görülür. Duygusal dalgalanmalar, karşı cinse aşık olma, mahcubiyet ve çekingenlik, aşırı hayal kurma, tedirginlik ve huzursuzluk, yalnız kalma isteği, çalışmaya karşı isteksizlik ve çabuk heyecanlanma gibi duygular yoğun yaşanır.

Ergenlik döneminin en belirgin özelliklerinden biri kendi kendini yönetme yeteneğidir. Ergen kimlik arayışı ve çatışması içindedir. Okul, meslek seçimi ve geleceğiyle ilgili kararları bu dönemde alır ve yoğun gelecek kaygısı yaşarlar.

Bu dönemde arkadaşlık ilişkileri öne çıkmıştır. Yanlış arkadaşlıklar riskli davranışlara güdüleyici olabilir. Anti sosyal davranışlar ve suça meyil bu dönemin karakteristik davranış bozukluklarındandır.

Freud bu dönemi genital dönem olarak adlandırmıştır.Üreme ile ilgili değişimlerin psikolojik gelişimi etkilediğini düşünür. Gencin cinsel ilgi odağı artık kendisi ve ailesi dışında başka bir kişi olmuştur. Karşı cinsle ilişkiler gelişir. Cinsel dürtüler artar. Bu dönemde ergen kimlik karmaşası yaşar ve aileyle ilgili çözümlenmemiş olan eski karmaşalar tekrar ortaya çıkabilir. Ergen, ebeveynleri ile çatışmalarını çözümlemek ihtiyacındadır. Bu dönemde, öğretmenlere de büyük rol düşmektedir. Çatışmaları çözmek için yeni girişimlerde bulunması kimlik gelişimini kolaylaştırmaktadır. Freud’a göre bu son aşamaya sağlıklı ulaşabilmek için önceki dönemlerde herhangi fiksasyonlar yaşanmamış olması gerekiyor. Daha önceki dönemleri başarılı atlatamayan ve çeşitli dönemlerdeki saplantılar (fiksasyonlar) erişkin kişiliğinde bozukluklara neden olur.

Erikson bu dönemi “Kimlik Kazanmaya Karşı Kimlik Karmaşası”nın yaşandığı dönem olarak adlandırmıştır. Bu dönem çocukluk ve yetişkinlik dönemi arasındaki, belirgin ve bilinçli bir evreyi ifade eder. Ergen, bir kimlik geliştirme dönemi ve krizi içindedir.

Bu dönemde soyut ve eleştirel düşünme, cinsel roller, karşı cinse yönelik ilgi, sosyal ve politik konulara ilgi, arkadaşlarla iletişim, meslek seçimi gibi konular ön plandadır ve bunlar kimlik gelişimi için önemlidir. Erikson’a göre, ergenlikte bir kimlik krizinden geçmek normal gelişimin bir parçasıdır. Bu kriz dönemi, önceden kabul edilen fikirlerin, değerlerin ve inançların sorgulanmasını, farklı inanç sistemlerinin ve hayat tarzlarının keşfini içerir.

Ebeveynlerin ve öğretmenlerin kimlik arayışına izin vermesi önemlidir. Ergen bir model arayışı içerisindedir. Güvendiği kişileri model alır. Ebeveynler ile olan ilişkide bağımsızlaşmak ve aile dışına yönelmek önemli bir ihtiyaç haline gelir. Ergen bu dönemde herkesin kendisini izlediğini ve kontrol etmeye çalıştığını düşünür. Ergenin ne olduğuna ve ne yapmak istediğine karar vermede yaşadığı zorluk onu kimlik karmaşasına götürür. Bunun tam tersi durumda ise kimlik kazanımı sağlanmıştır.

Bu dönemden sonra yetişkinliğe geçiş dönemi başlar. Bu dönem aile odaklı ergen yaşamı ile yetişkin dünyasına girme arasındaki geçiş dönemidir.

Bir Yorum Yap

Yorumlar

Bir yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yukarı