Edebiyat

Korkut Kabapalamut

korkut_kabapalamut

1972 İzmir doğumlu olan Korkut Kabapalamut, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. Şile, Ankara ve İzmir’de yaşadı. Avukat. 25 yıllık / müzmin bir edebiyat okuru. Son on yıldır edebiyat dergilerinde şiir, öykü, deneme ve aforizmalar yayınlıyor. Mecbur kalmadıkça, çok köşeye sıkışmadıkça yazmamayı, onun yerine dikkatle, keyifle, ciddiyetle ve aralıksız okumayı yeğliyor. Yağmuru, gökyüzünün hallerini, bütün denizleri ve kıyılarını, çocukları, kuş çığlıklarını, beyaz iri atları, dağları ve ağaçları, ateş böceklerini, kumruları, yıkık duvarları, yalnızlığı, herhangi bir şey öğrenmeyi, tüm bunlar üzerine hayretle ve uzun uzun düşünmeyi, olabildiğince derinleşmeyi fazlasıyla seviyor.

Eserlerinden…

Soğuk Yağmur

İnanmıyorum bizden ibaret olduğuna dünyanın
Bu aydınlık yaz gecesinde
Durmadan suluyorum reddedilmiş çiçekleri, kavrulmuş yosunları
Ölüleri iki nokta arasında taşıyorum – beraber bir müzik nehrini aşıyoruz
Dikkatle dinleyerek dem çeken kumruları

Ben miyim söyleyemem gördüğünüz mutsuz kişi
Sıkılırsam ayaklarımın aklına uyuyorum
Mat bir rüzgâr sırtımdan Akdeniz’e doğru yuvarlıyor
Hiç bilmiyor annesi, neden haykırdığını bir bebeğin
Yıkarak gecenin kale duvarlarını

Kimsin sen, bilmiyoruz
İskambil kâğıtları gibi uçuşuyor boş yere konuştuğunda sözcükler
Irmağın sığ sularına düşüyorlar peşi sıra,ses çıkarmadan
Ardından bir uçurtma leşine takılıyorlar

Geri dönüyoruz hiç gitmediğimiz yerlerden
Öfkeyle çiğneyerek bulutsu serin havayı
Kan püskürtüyor az ötemizde bir dağ
Ne kadar böcek varsa ters dönüyor
Meyvelere yürümek istemiyor küskün su

Kim geçti acaba bizden önce bu yoldan
Toy askerler gibi kontrolsüz bir neşeyle, ileri-geri savurarak kollarını
Kendinden ahmakçasına hoşnut
Sabırsızlıktan erken uzamış sakallarıyla
Tanımadan bakarak kör edici görkemine ormanın

Bize adres soran yıldız kim
Ansızın doğarak yalnızlığın çürümüş mumlarından
Acemice çocuk taklidi yaparak
Soruyoruz, neden taşımamış ki yanında göğünü
Hiç bilinmedik birkaç nesne

Gözyaşı döküyoruz, takılırken boynumuza bir pişmanlık halkası
Kömür ve altın, zehirle donmuş bal karışımından
Sendeliyoruz anımsayacak olsak geleceği, hepsi hepsi birkaç saniye
Boş havuzlara düşüyoruz, vahşi köpek sesleri geceleyin uçurumlarda yankılanıyor
Tek kibrit çakmıyor yolumuzu biraz aydınlatacak

Hiç bilmiyoruz, buraya nereden geldik
Hangi derinlikte gömüleceğiz karanlık sulara
Vücudumuzda irinli yaralar açılacak mı
Cesetlerimiz kokuşmuş halılara mı sarılacak
Herkesin uyuduğu o sessiz saatlerde

Kim savunabilir bugün, bir hayaletten fazlası olduğunu
Uzun siyah saçları ve zonklayan kemikli yüzüyle
Kim kanıtlayabilir en önemsiz bir savı
Az önce şu demir kapıyı açtım örneğin
Eşsiz bir dikkatle izliyordunuz beni, ardından el sıkıştık
Bir sinek olsun uçmadı aramızdan

Tek gerçek ölümdür diye sayıklıyor bir bilge
Nerede şimdi bin yıl önce konağımda esen yel
Yağdığına beraber tanık olduğumuz soğuk yağmur.

Sayıklamalar

(1)

I) Eskisi kadar gür çıkmıyor sesim kaybolduğumda

II) Bir Habeş kralıyım, eteklerimde limon rengi fareler

III) Ahşap oyardı Blake, şarkılardan vakit artırdığında

IV) Tüm isteğim bir tarlaydı, aşısız güller için

V) Ozan taklit ediyor kendini, Ah! Okumamış ki şiirlerini

VI) Hep yanıyor, ama kül olmuyor gözlerin hiç!

(2)

I) Ne garip, bir bayramı olmaması kuşların!

II) Yangın yerlerinde şarkı söyleyen bir dostum vardı

III) Tek bir anahtarım olmadığı gün yolum kendime çıkacak

IV) Haritalara geçmiş hiçbir ırmakta yıkanmam!

V) Ne diye çalar ki yağmur kapısını penceremin?

(3)

I) Beni bir fotoğrafta unutmuşlar, sırf bu yüzden

II) Uyandığımda yatakta değildim, gün başlamayacak!

III) ‘Hasret’ adında bir kayık (binmedim, bilmediğim için neye)

IV) Tek bir yağmur damlası görmedim kendine güvenen!

V) Yol alıyor gövdemde süratli bir sarmaşık

(4)

I) Kendimi gördüm düşümde, elimde bir kılıç

II) Arapça bir dize vardı üstünde, çok az kan

III) Kar yağıyordu arı gibi

IV) Sabaha kadar dondum, titrer hâlâ kaburgam

V) Bu mezarlığa çocukların gömülmesi kesinlikle yasaktır!

(5)

I) Hiç parmak kaldırmaz sessizlik

II) Güneşte çürür portakal

III) Denizi bir yontuyla nasıl anlatırsın?

IV) Kiraz ağaçları ölümsüzlüğü hatırlatır

V) Önümden geçer bir bisiklet sürücüsüz!

(6)

I) Beni her gören bir mağaraya benzetti

II) Tek bir balık sürtünmedi ağlarıma

III) Bir mumun ömrüymüş çocukluğum (elma toplayadurayım ben)

IV) Tekerlek çevireceğim yüz yaşında!

V) Şimdilik bir batıktan çıkardığım şarapları içiyorum.

Aforizmalar

Denize düşen yılana sarılır. Ve yılan da, sırf kötülük olsun diye sokmaz onu.
……………………………..

İşlediğimiz bir kötülükten ötürü pişmanlık duymamızın nedeni, çoğunlukla, artık o kötülüğün bize bir faydası olmamasıdır.
……………………………..

Akılsız ve cahil bir kimseyi, akıllı ama cahil bir kimseye yeğlerim her zaman.
…………………..

Tek bir insan yoktur ki, en büyük günahı, ben olamamak olmasın.
…………………..

İnsanların şiire az da olsa zaman ayırmalarına sevinebilirdim. Bu zamanın onda dokuzunu şiir yazmaya ayırmasalardı eğer.
……………………

En iyi dostlarımız, zaaflarımızı en iyi bilen ve en az suistimal edenlerdir.
…………………..

Hiç birimiz bizi sevmelerini istediğimiz kadar sevemeyiz başkalarını. Yine de haksızlığa uğramış sayarız kendimizi, istediğimiz kadar sevilmeyince.
……………………..

Çoğunluk gerçek şiirin ne olduğunu biliyor olsaydı, çoğu kimse şiir yazmaya cesaret edemezdi.
…………………….

Hiçbir dahi, çoğunluk ona bir budala olduğunu haykırdığında, dehasından kuşkulanmayacak kadar dar kafalı değildir. Ama keşke öyle olsaydı.
………………………..

En karamsar dönemlerimizde bile, içimizde biraz ümit barındırabilmemiz tek bir şekilde açıklanabilir: Budalanın teki olduğumuza ve her şeyi yanlış değerlendirdiğimize dair duyduğumuz hoş bir kuşku.
…………………….

Başkalarının yanında yücelttiğimiz, yalnız kalınca ahmak diye küçümsediğimiz kişilere “kahraman” diyoruz.
…………………..

Başkalarından bir parça daha akıllı olmak bana yetebilirdi. Başkaları bir parça daha akıllı olsalardı.
…………………….

Şeytanin kötülüğünden bana ne, sen bana onun benden daha zeki olup olmadığını söyle.

 

Yorumlar

Bir yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çok Okunanlar

Yukarı