Edebiyat

Yersiz Yurtsuz Bir Şair: Mustafa Yavaş

mustafa_yavas

Mustafa Yavaş, gözden uzak bir yersizyurtsuz. Neler yazmış olduğunun ve nerelerde yayınlandığının bakkal defterini bir yangında yitirmiş, bütün bunlar bilgi dışı! Kendi diyor ki;

“Kendimizde bir şaire asla tahammül edilemez. O çok saygın geveze bizim yatılı çocuğumuzdan ileri gidemeyecektir. Sadece tatillerde ve bazen pazarları gönüllü ya da gönülsüz gezmelere götüreceğimiz, “piç kurusu” eziyetleriyle dondurmalar alacağımız bir çocuktur. Ama aynı zındık çağırdığımızda asla yanımıza yaklaşmaz. Coşkulu-tutkulu, kibirli, bön, cesur ahmaklar bilmez: şiir iğrentide de bulur bilgesini. Şiir bilgesiz yapamaz!”

Şişeler – 1

I.
Gözüm, beceremeyecek görmeyi, iki gözüm.
Bir yenisini bulmalı bu can çırağın.
Beceremeyecek.

Dinle dut! Sen sade bir ağaçsın yoksullar için.
Ölümümde yanıma gel.
Bütün kanımı içireceğim sana.

… / …

XIX.

Yıkık! Yeter ölüm üstüne kafa tütsülediğin. Sevinin boşluğunu dolduruyorum hayasız varoluşumla. Cinnete ve rehavete tükürüyorum. Soğuk bir yorgunlukla herşeyi karşılayabilir düşsüz kendim. Oysa ne çıkar üç-beş sözcüğü yanyana getirerek anlaşmaktan. Anlaşmayla batan heyecanı öteliyorum.

Kaç yürüyüşçü! Neredeyse gerçekleşecek ülkün. Kaç! Sızabilen bir umut.

Yüksel! İnsanların bir serapla alçak gördükleri yerde.

Kırıl! Kafa yorucu yok.

Batak! Yığın kamış. Toysun sen. Bilindik rüzgar bulmaz seni. Eski tarihli not defteri: tutulmadıysan kazançsın. Afiyetle tuzak. Cama cilveli bilek. Hayat sevicisi. Dönmede hazcı. Yalın ruh: sınırlandırılmış. Soysuz yalan:kardeşten duyduk. Kork ruh, şimdi.

Kartpostal: tutsakkenki dil.
Tatil: alçalışın üst durağı.
Es veriyorum, gerçek ezgiye geçiş.
Daralan küfe: kendisiz yolcu.
Kaybolan gerçek bükük bir bedende gelir: rolsüz.
Kusmak: yaşıyorum.
Dostluk: sakınımlı. Aldanış.
Ben: bildiğimden fazlasını yürüyorum.
Araç: YÜKSEK AMAÇLAR KUR YAPMAK İÇİNDİR.
Amaç: kayıtsız, şartsız varoluş.
Amaç: peygamberce gözlüyorum yitişimi.
Amaç: ilk olmak. Kayıtsız yitiş.

Aforizmalar
… / …

VIII.

Kaşar kokusu versin diye eskimedeki diretme. Dehlizde geçen günler hep geçmişe denk düşer. Karanlık bedel ödemez, çekip gitmez. Olan şiire olur, kaşar kokusuyla zehirli şiire.
… / …

XIII.

Büyük konuşuyordunuz. Susmanız ibâdet edildi böylece. Aklınızın duvarları delikli tuğlalarla örüldü: her iyi ve kötü kolaylıkla girsin ve çıksın diye.
… / …

XXXIV.

İnmeliler mâsumdur. Kaskatı kesilmişler zararsızdır. Hiç bir şey veremeyenler ve muktedir olamayanlar dosttur. Biraz daha yaşamak, uğursuz rastlantılar zincirinde sizi bir halka yapacağından ‘zaman’ öngörülmüş türlü kâtildir.

… / …

Sakız Şiirleri

Artık bir oyunu oynayabiliriz
Ağla da: değmez ağlamamaya
Terkisinde kuşku atlarımızın uçabiliriz
O görünmez el şehri kararttığında

Ne kadar ne varsa bilinmez dediğin
Sirk cambazları olup gelirler uyuduğunda
Sanıyorsun ki boğacak seni düşüncelerin
Daha beter uçurumlar var beyninin kıvrımlarında

Tanrı, İblis ve bilinmez
Bizi yaşattıkları üç şehirdeyiz
Ermiş, cellat ve dilenci
Ne garip: her an her şeyiz

Dinlen yüreğim
Kafa bul giziyle gecenin
İstemem tek kahrolma
Bu işte gördüğün, göreceğin

Kaynak: www.yersizyurtsuz.com

Bir Yorum Yap

Yorumlar

Bir yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yukarı