Müzik

Tom Waits

Tom-Waits

1949 yılında Kaliforniya’da doğan Thomas Alan Waits yorumu, sesi ve müzik tarzıyla sıradışı bir şarkıcı, besteci ve aktördür.

Küçük yaşlardan itibaren müzikle piyano çalarak ve şarkı sözü yazarak ilgilenmeye başlar. Babasının gece kulübünde çalışmasından dolayı farklı müzik türleri ve Bob Dylan, Lord Buckley gibi isimleri tanıma fırsatı olur. Bu ortamda şarkı ve monoloğu karıştırdığı kendine has bir tarz yaratır.

21 yaşında menajer Herb Cohen ile tanışır ve ilk albümü Closing Times’ı çıkarır. Melankolik bir yapısı olan bu çalışması eleştirmenlerden olumlu tepkiler alır. 1974 yılında The Heart of Saturday Night albümüyle daha çok ilgi görür ve belli bir dinleyici kitlesi oluşur. Deneyselliği seven Tom Waits,1975’te kayıt stüdyosuna bir grup dinleyici alarak canlı performans havası verdiği Nighthawks at the Diner albümünü çıkarır. İlk çalışmaları eleştirmenlerden olumlu tepkiler alsa da albüm satışları başarısız olur. Konserlerde beklediği ilgiyi göremez.

1976 yılında çıkardığı Small Change caza yakın bir albüm olur. Aşırı duyarlılık ve hassasiyet içeren şarkı sözlerinde Raymond Chandler ve Charles Bukowski’den etkilendiği görülür.  Sigara ve viskinin de etkisiyle sesinin fark edilecek derecede değiştiği bu albümü ilk defa hem eleştirmenler hem de dinleyiciler tarafından başarılı bulunur. 1978 yılında ilk aktörlük deneyimini bir Sylvester Stallone filmi olan Paradise Alley ile yaşar. 1980’de çıkardığı Heartattack and Vine albümünde ballad eğilimli parçalar olsa da rhythm ve blues anlayışı daha baskın olur.

Başarılı film müzikleriyle tanınan Waits aynı sene Francis Ford Coppola için film müziği besteler; The Fisher King ve Bram Stoker’s Dracula müziklerini yaptığı önemli filmler arasında yer alır. 1980 yılında müziğinde önemli bir etken olduğunu belirttiği Kathleen Brennan ile evlenir. Birçok şarkı sözünde ikinci yazar olarak imzası olan Brennan Captain Beefheart’ın müziği ile tanışmasını sağlar. 1982 yılında One From The Heart filminin soundtrack’iyle Oscar kazanır. 1983 yılında çıkardığı Swordfishtrombones albümünde tarzında büyük değişiklikler görülür ve bu çalışması hayran kitlesini arttırır. Aynı yıl Coppola’nın bir filmi olan Rumble Fish’de (Siyam Balığı) ve The Outsiders’da (Dışardakiler); 1984 yılında ise The Cotton Club’da rol alır. 1985 yılında ise Tom Waits, Rain Dogs adlı albümünü çıkarır.

1986 yılında, Waits yönetmen Jim Jarmusch’la Down By Law’da birlikte çalışma fırsatı bulur. 1987 yılında Candy Mountain ve Ironweed adlı filmlerde rol alır. 1988 yılında konserlerinden birini baz aldığı film ve soundtrack çalışması olan Big Time’ı çıkarır. Tom Waits, 1989 yılında Bearskin: An Urban Fairstyle, Cold Feet ve Wait Until Spring adlı filmlerde rol alır. 1991 yılında ise, Queens Logic, The Fisher King, ve At Play in the Fields of the Lord filmlerinde yer alır.

1992 yılında Night On Earth filminde yer alır ve aynı yıl düzenlenen Grammy’lerde En İyi Alternatif Müzik albümü ödülünü alan Bone Machine’i çıkarır. Almanya’daki Thalia Theatre’da yönetmen olan Robert Wilson’la çalışmaya başlayan Tom Waits, William S. Burroughs’un yazdığı opera metinlerin bestelerini yapar. Üçlü, 1993 yılında The Black Rider albümünü çıkarır. 1998 yılında Island Records’tan çıkmış önceki çalışmalarının bir toplaması olan Beautiful Maladies’i çıkarır. 1999 yılında Mule Variations  adlı albümle uzun bir ara verdiği müzik piyasasına dönüş yapar. 2002’de Alice ve Blood Money albümlerini yapar. 2003’te Jim Jarmusch’un yazıp yönettiği Coffee and Cigarettes (Kahve ve Sigara) filminde yer alır. 2004’te Real Gone’u, 2006’da ise  üç CD’den oluşan, 37 şarkının yer aldığı Orphans: Brawlers, Bawlers & Bastards’ı piyasaya sürer. 2011’de Bad as Me albümünü çıkarır.

Müzikte sürekli yenilik arayışında olan Tom Waits piyano ve gitardan vazgeçerek sıra dışı enstrümanlara yönelir. Bununla ilgili: “Elleriniz köpekler gibidir, daha önce oldukları yerlere geri dönüp dururlar. Bir enstrümanı çalarken aklınız devreden çıkıp parmaklarınız konuşmaya başladığında dikkatli olmalısınız. Onları alışkanlıklarından vazgeçirmelisiniz, yoksa yeni şeyler keşfedemezsiniz; güvenli ve alışılmış olanı çalmaya devam edersiniz. Ben fagot gibi hakkında en ufak bir şey bile bilmediğim enstrümanları çalarak bu alışkanlıklarımı kırmaya çalışıyorum” der.

Albümlerinde hurdalık orkestrası benzetmesini yaptığı sıra dışı enstrüman ve orkestrasyonda Waits; hışırtılı orglar, tangırdayan perküsyonlar, belli belirsiz bakır üflemeli ezgileri, neredeyse akortsuz bir gitar ve demode enstrümanlar kullanır. Tom Waits çok az radyo ve müzik video-kliplerine rağmen lirik, grotesk şarkıları ve yorumlarıyla birçok müzisyeni etkiler. 

Gary Graff’ın Tom Waits’in sesini, “bir fıçı burbonda ıslatıldıktan sonra beş ay tütsülenmiş ve ardından da bir arabanın altında çiğnenmiş” şeklinde tanımlar. Çıkardığı kendine özgü hırıltılı sesler, deneysel çalışmaları; blues, caz ve vodvil gibi rock öncesi türlere ilgisi ile Tom Waits, müzik dünyasında sıradışı bir tarz yaratır. Şarkılarında atmosfer genellikle yıpranmış,tuhaf karakter ve mekanlardan oluşur. Hayran kitlesi genellikle ABD dışındaki ülkelerdedir ve albümleri bu ülkelerde daha çok satılır. 


Yorumlar

Bir yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çok Okunanlar

Yukarı