Bağlantıda kalın

Angelo Bucarelli Enstalasyonu

15 Eylül – 13 Ekim 2013 tarihleri arasında, İstanbul’un en eski Türk hamamı olan Küçük Mustafa Paşa Hamamı; Romalı sanatçı Angelo Bucarelli’nin  “Su. Aşkın Gözyaşları Gibi” adlı mekana özgü enstalasyon sergisine ev sahipliği yapacak.

İstanbul İtalyan Kültür Merkezi ve  İtalyan Turizm Spor ve Bölgesel İşler Bakanlığı,  Ankara İtalya Büyükelçiliği, Türkiye Cumhuriyeti Roma Büyükelçiliği, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Fatih Belediyesi gibi başlıca İtalyan ve Türk kurumlarının  himayelerinde gerçekleşecek enstalasyon  13. İstanbul Bienali’nin  bir parçası olacak.

Sergiye ise yeni fethedilen İstanbul’un su ve bahçelerinin bolluğu karşısında duygularını ifade eden Fatih Sultan Mehmet’in müellifi, tarihçi ve şair Tursun Bey’in yazdığı bir dizeden esinlenerek “Su. Aşkın Gözyaşları Gibi” ismini veren Bucarelli.

Angelo Bucarelli, cam ve çelik malzemelerinden oluşan ve şehirdeki hamamlar arasındaki en yüksek kubbeli olan hamamın tepe noktasına yükselip neredeyse dokunan bir enstalasyon aracılığıyla, İstanbul’un köklerinden aldığı elementi çarpıcı bir şekilde ortaya çıkarıyor. Bu baş döndürücü duyguya  eşlik eden hamamın diğer odalarındaki büyük dairesel heykeller, renkli kilimler ve arka fonda yayılan sesler; ziyaretçi, su, hamam ve İstanbul arasında eksiksiz bir sinerji yaratıyor.

Bucarelli, mekan olarak, şehrin en eski semtlerinden birini (Cibali – Fatih) ve suyun baş rolü oynadığı, toplumsal uygarlığın simgesi olan eski bir hamamı seçti. Sanatının rolünü genişletmek için yerel toplulukları ve el sanatlarını kullandı. Ondan beklenildiği gibi çalışması kumaş ve nakış süsleme yanında demir, cam gibi farklı materyalleri içeriyor ve bunları tutkusu olan fotoğraf ile birleştiriyor. Hamamın(halka açık hamamların en büyüğü) kubbesindeki açıklıktan içeri giren ışık parlak ve canlı renkleri açığa çıkarırken doğu pazarlarının antik duvarlarına ve acı baharatlarına güçlü ve samimi bir uyum sağlıyor.

Küçük Mustafa Paşa Hamamı, 1477  yılında Fatih Sultan Mehmet zamanında Bizansın Osmanlılar tarafından fethedilmesinden 24 sene sonra inşa edilmiştir (Osmanlı döneminden kalma en eski ve kubbesi en büyük olan hamam). Cibali Haliç’in güney bölümünde, İstanbul’un eski Bizans surları içinde; sahip olduğu yoğun otan k özelliği nedeniyle kentsel dönüşüm projelerinin hedefleri arasındadır:  bu bağlamda, Bucarelli’nin projesi İstanbul’un hala çok az bilinen bir bölümünün kültürel zenginliğiyle ilgili farkındalık yaratılması konusunda bir katalizör görevi görüyor.

Sergi boyunca sürecek toplantılarda, derslerde, atölyelerde  mekanın ve semtin değeri yanında sanatçı tarafından önerilen temalar da ayrıntılı olarak işlenecek.

İstanbul İtalyan Kültür Merkezi tarafından düzenlenen sergi Astaldi, ENI, Kadir Has Üniversitesi, Stepevi, YapıKredive Camhane, Niche Glass, Persol, Simple Life, Zurich Sigorta katkılarıyla gerçekleşti.

Pınar Akalın’ın yöneticiliğini yaptığı projeye mimar Mustafa Öney de ekibi ile destek vermiş.

Küratör Laura Barreca’dan Notlar:

Bazı yerlere gelip gitmek görsel, şiirsel, edebiyata dair veya sadece duygusal yolculuğa hayat

1972’de Angelo Bucarelli Istanbul’a aşık olduğunda, belki o zamandan beri bu şehre olan aşkının bügün bir takdir’e dönüşeceğini biliyordu; sadece bu şehrin tarihine olan bir övgü değil aynı zamanda onun sıvı, değişken ve farklı olan özüne: su, bu şehrin kağnaği olan ve Doğu ve Batı yı birleşimini sağlayan nesne.

“Su. Aşkın Gözyaşları Gibi”, Fatih Sultan Mehmet in yanında olan şair ve tarihçi Tursun Bey’in kelimeleriyle, Küçük Mustafa Paşa Hamamında, sanata kasten uygun olmayan, ama beden ve ruh bakımı yapılan bu yerde, gerçekleşen karışık enstelasyonu anlatmak için sanatçı tarafından şeçilen başlık. XV yüzyıla ait Hamam, çok uzun orta kübbesi,mütevazi nişleri, dairesel ve rahat alanları ile büyük salonda (geleneksel olarak erkeklerin girişine ayrılır)  mimari sanatı ile diyalog içinde olan yarım daire şeklinde bir yapı barındırıyor.

“Rain of Glass words” enstelasyonu büyük bir daire şeklini oluşturuyor, ve bundan, su damlaları gibi boşluğa bırakılan, osmanlı  kaligrafisini tekrarlayan Murano taşından yapılmış değerli heykeller sallanıyor.Yanlarda, geleneksel yatay çizgili türk havluları, suyu anlatmak için sanatçı tarafından şeçilen, altın renginde işlenmiş,onbir kelimeyi gösteren gobleleri oluşturuyor: susuzluk, ufuk, koyu ve açık, derinlik, saygı, ayna,kaynak, ter, hava, zehir. Angelo Bucarelli şiirsel anlamını ve görsel saflığını göstergebilimsel olarak kazandırmak amaçlı metni sembolük ve anımsatan yanlarıyla iki taraflı kullanıyor. Calidarium ve tepidarium alanları,bu mimari yapı için özel olarak hazırlanan, iki tane daha enstelasyona yer veriyor (Istanbul Suları ve Turkish Memory). Angelo Bucarelli’nin sergisi, bütünlüğünde, elementlerin en safı olan suyun, yenilenmenin ifadesi ve mecazi anlamı haline geldiği tapınakta tarih, şiir, anılar, aşk’tan geçen bir yolculuk.

ANGELO BUCARELLI

Ekletik ve çok yönlü, Angelo Bucarelli,  kendini heykel, fotoğraf, kavramsal sanat ve sinema ya ayırarak yetmişli yılların romalı sanat dünyasına girdi. Ayrıca Claude Lelouche ve Federico Fellini asistanı olarak çalışarak. 1978’de Roma’da ilk kişisel sergisini  Pan di Carola Barbato galerisinde açtı. Daha sonra  grafik gibi, değişik sanatsal ifadeler deneyimi oldu ve bir sürü de yayınları, sanat katalogu ve görsel kitaplar  gibi. “Libidine” adinda şişen plastik kitap çok ün kazanmıştır.

1981 de New York’a taşındı, ve burada New York‘un sanat çevresi ile tanıştı ve de Richard Poussete Dart, Arman, Arnaldo Pomodoro, Beverly Peppers yada  Larry Rivers gibi önemli sanatcılarların yanında çalıştı.New York’ta meşur New York sanat dergisi olan  Artforum International‘un sanat  yönetmenliyiğini yaptı ve de değişik progelerin, segilerin ve  ekipmanların tasarımcısı oldu.

1989, Roma yı zemin alarak, sanatsal çalışmaları ve beğenilen, takdir edilen sergi, eylem ve uluslararası kültür ve iletişim progelerinin  kuratörlüğü yaparak dünyayı geziyor.

2000 yılından itibaren, kelimenin isolasyonu ve onun görsel etkilerini kullanarak, özdeşliğin değerlerini araştıran  kavramsal heykel işini, yoğunlaştırıyor. Fotoğraf ve değişik malzemelerle entegre edilmişdemir,bronz, bakır, alümünyum gibi malzemeleri kullanarak,  özdeşliğin  ve kelimenin anınsatan gücü ile oynayan üç boyutlu işler gerçekleştiriyor. Geleceğin evriminin temeli olan  deneyimin şahidi olabilecek yoğun bir dialog dokusu oluşturmak için sergileri ve montajları için atmosferli ve anlamlı yerler şeçıyor.

GEÇMİŞ SERGİLER

2007: Mart di Rovereto; My Own Gallery (Milan); Galleria La Conchiglia (Capri, Napoli)

2009: “Unconditional Love” 53cu Biennale di Venezia’da;  4cu Biennale di Arte di Baku (Azerbaycan)

2010: Museo di Arte Moderna di Anticoli Corrado (Roma).

2011: Bunker del Castello di Duino “Trieste, scontrosa grazia”; “La Biennale dell’ Umorismo” (Tolentino,

Marche); “Cities of New York”, Museo Montemartini di Roma; “Pieve a Colori” al Museo Civico e Diocesano

di Santa Maria de’ Servi di Città della Pieve (Perugia).

2012: “East vs West”; “Rosa, rosae” (Città della Pieve, Perugia); “+50” Museo di Palazzo Collicola (Spoleto,

Umbria) Festival di Spoleto için; “La Retina Lucente” Galleria Civica d’Arte Contemporanea di Termoli

2013: “Urban Memories NY 1942 2012” Galleria della Biblioteca Angelica (Roma).

Yorumlar