Bağlantıda kalın

Avni Arbaş

1919 yılında İstanbul’da doğar. 1929 yılında Galatasaray Lisesi’ne kayıt olur. Ressam Mehmet Ali Bey’in öğrencisi olur. Akademi hocaları İbrahim Safi ve Naci Kalmukoğlu’nun atölyelerinde çalışır.

1937 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ne girer ve İbrahim Çallı ile Leopold Levy’nin atölyelerinde çalışır. Devlet Resim ve Heykel Sergilerine katılır. 1946’da mezun olan Arbaş, o dönemde düzenlenen yurt gezileri kapsamında Siirt’e gider.

Kazandığı burs ile Paris’e giden Avni Arbaş, 1951 yılında Maya Galerisi’nde, 1954 yılında da Paris’te Mahmut Makal’ın Bizim Köy isimli kitabından ilham alarak yaptığı çalışmaları ile ilk sergilerini açar. 1966 yılında Henri Montherlant’ın 3. cildini taşbaskı çalışmasıyla resimler.

1977 yılında Türkiye’ye döner. Askerliğini yapmadığı için vatandaşlığı düşen Arbaş verdiği mücadele sonucu vatandaşlığını yeniden elde eder. Türkiye’ye döndükten sonra çalışmaları ağırlıklı olarak Mustafa Kemal portreleri, İstanbul ve Boğaz üzerine olur. Paris’te görüştüğü Nazım Hikmet’in de kara kalem portreleri bu dönemde yaptığı çalışmalar arasında yer alır. Avni Arbaş 2003 yılında İzmir Foça’da yaşama veda eder.

Modern resmin ustaları arasında Avni Arbaş‘a en yakın sanatçının Picasso olduğunu belirten Edgü, “Resim, benden daha güçlü, ne isterse yaptırıyor bana” diyen Picasso’nun tam tersine, Arbaş’ın “Resme söz geçirmeye çalıştığını” söylüyor.

Sanatçının, öğrencilik döneminden yıllar sonra gerçekleştirdiği gerek desenlerinde, gerek yağlıboyalarında beli bir ustalığın izlerini taşıdığını ekleyen Edgü, Arbaş’ın sanat çizgisini ise şöyle değerlendiriyor: “…Bu resimlerde gördüğüm bir şey var ki, o, pek o kadar olağan değil. Avni’nin Türkiye’de, daha sonra Fransa’da, daha sonra yine Türkiye’de geçen, uzun sanat yaşamı boyunca, Akademi’deki gençlik yıllarında tuttuğu yoldan ayrılmamış olması. Kuşkusuz, aradan geçen yıllar boyunca hep aynı resmi yaptı demiyorum. Ama, her zaman aynı anlayışta resimler yaptı diyorum.”

Yorumlar