Röportaj

Bordo Masa Söyleşileri: Aydoğan YAVAŞLI

Aydoğan Yavaşlı

– Aydoğan hocam, şiir, öykü, eleştiri, deneme ve çocuk edebiyatı… Birden fazla alanda kaleminiz işliyor. Peki nasıl başladınız?

Aslında ta küçük yaşlardan beri hedefim, ressam olmaktı. Fakat ortaokul sıralarında sanırım Türkçe öğretmenimizin etkisinde fazlasıyla kaldım. O sıralarda mahalleden aşığı olduğum kıza şiirler yazmaya başladım. Derken işte bu yaşıma değin süren okuma ve yazma süreci başlamış oldu. 70’li yılların başlarından beri karaladığım şiirlerin kitaplaşması 1986 başına denk geldi. Daha sonra iki şiir kitabım daha yayımlandı ama pek itibar gördüğünü söyleyemem. Çünkü ben, her üç kişiden beşinin şair olduğu bir zamanda çıktım ‘okurlar’ın karşısına. O yüzden, kimsenin yapmasına fırsat vermeden kendi şiir kitabımı takma adla kendim eleştirdim. (Ooh, canıma değsin!)

-Başımıza ne geldiyse kadınlar yüzünden geldi. Kötü de olmamış ama. Peki öykü, çocuk edebiyatı?

Hikayeler de yazdım tabii. Genellikle sanatın ve sanatçının sorunlarını ti’ye alan hikayelerdi onlar. Hikaye dalında birkaç ödül de aldığımı hatırlıyorum ama boş verin şimdi onları. Önemli olan, okurların ilgisidir. Gayya kuyusuna bir taş da ben attım işte!

-Okuduğum öykülerde ironinin ağır bastığı doğru ama o genellikle dışında kalan özellikle kasaba insanının sıkışmış dünyasını çok iyi betimleyen metinleriniz var. Kendinizi anlatmayı pek sevmezsiniz ama…

aydogan-yavasli-torun

Montaigne, o malum Denemeler’inde insanın kendisini anlatmasının ne kadar zor olduğunu söyler ki bence doğrudur. Çünkü insan, kendine uzaktır. Hatta sözünün daha ileri bir kısmında, en iyi işçinin nasıl iş gördüğünü anlatamayan işçiler olduğunu iddia eder.

İzin verirseniz ben de “en iyi yazar” olabilmek için nasıl, niçin, ne zaman ve kimler için yazdığımı anlatamayan yazar olayım ve öyle kalayım.

 

-Peki tamam. Edebiyat dünyası ile aranız nasıl, şunun için soruyorum yakın dönemde Sincan İstasyonu’nda eleştirileriniz yayınlanıyordu ve silkeleyen, yazarları ti’ye alan metinlerdi.

Aslında ben daha çok kalem kavgası yapmayı severim. Ti’ye almayı da… Sözgelimi, özellikle Türkçeyi bilmeyen yazarlar, Türkçe öğretmenleri ilgimi çok çeker. Hoş, aynını birçok ‘yazar’ için de söyleyebilirim. Sadece Sincan İstasyonu’nda değil vakti zamanında edebiyat dergilerinde epey eleştiri yazım çıkmıştı. Edebiyat dünyasında fazla dostumun olmamasının gerçek nedeni budur.

-Uzun süredir, Çocuk edebiyatı alanında çok sayıda ses getiren ilgi gören eserler yayınladınız. Özellikle Ben Mustafa Kemal, sayısız baskı yaptı yapmaya da devam ediyor. Sizin deyişinizle, nedir bu “Çocuk edebiyatı meselesi”?

Edebiyatın zor türlerinden biri olduğunu söylemeliyim. “Ben de bir çocuk kitabı yazdım,” diyen zibidileri ciddiye almazsanız ülkemizde pek gelişkin olduğu söylenemez. Tabii bunda popüler yönsemelerin payı çok. Edebi değeri olmayan, dil tadından zerre nasıp almamış yavan, sığ metinlerin yaşama şansı tabii ki yok ama derler ya, beyaz köpeğin koyun pazarına hep zararı olmuştur. Ha, ben çok mu matah şeyler yazıyorum; bunun yanıtını almak istiyorsanız eğitim-öğretim yılı boyunca benimle birlikte onlarca okulda bulunmanız gerekiyor. Tevazuya gerek yok; aynı türde eser veren yazarlar da bilirler ki ben, okullarda yaptığım renkli söyleşilerle bilinirim. Sebebi basit: Ben 25 yıl çalışmış bir öğretmenim.

Çocuk edebiyatına “spor olsun diye” dalıp kendine okur değil de müşteri yaratmaya çalışan bakkallara gelince: Sel gider kumu kalır. Ben kendi işime bakıyorum. Bütün derdim çocukların karşısına daha iyi, daha kusursuz metinlerle çıkmak… Gerisi fasa fiso!

-Hocam, Çocuk edebiyatı meselesini biraz daha deşmek isterdim ama Çandarlı’nın serinliğinde torununuzla geçireceğiniz zamandan çaldık, fazla da şansımı zorlamayayım. Bir ara sadece bu konuda söyleşiriz umarım. Ben de her önüne gelenin çocuk-gençlik romanı yazmasından rahatsızım. İyi tatiller size.

Sağlıcakla…

aydogan-yavasli-torun2

Aydoğan Yavaşlı Kimdir?
Şair ve yazar. 10 Nisan 1955, Manisa doğumlu. Gökçeada Atatürk Öğretmen Lisesini bitirdikten (1975) sonra uzun yıllar ilkokul öğretmenliği yaptı. 1988’de Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesini bitirdi. 2 Temmuz 1993 Sivas Madımak Oteli yangınından yaralı olarak kurtuldu. İzmir’de öğretmenlik yaparken emekliye ayrıldı.

Edebiyatın çeşitli türlerindeki ürünleri Adam Sanat, Adam Öykü, Dönemeç, Varlık vd. dergilerde yayımlandı. Daha çok çocuk edebiyatı alanındaki çalışmalarıyla tanındı. Ben Mustafa Kemal adlı çocuk romanı ile Kültür Bakanlığının roman yarışmasında başarı ödülünü, Talan Öyküleri ile de 1998’de Damar Dergisi – Çankaya Belediyesi Öykü Ödülünü kazandı. Türkiye Yazarlar Sendikası ve Edebiyatçılar Derneği üyesidir.

aydogan-yavasli-es

Eserleri:
Şiir: Ateş Salıncağı (1986), Yüzlerde… Aynalarda (1994).

Gülmece: Hayret Bi’şey Yaa! (1991), Herıld Yani (1991), Ne Alâka (1997).

Öykü: Her İnsan Bir Mağaradır (1995), Talan Yorgunları (1998).

Çocuk-Gençli Kitabı: Tatiller Çabuk Biter (1996), Serüvenden Serüvene (1996), Ercan ile Dodo’nun
Serüvenleri
(1996), Arkadaş Hikâyeleri (1997), Tatil Günlüğü (1999), Ben Mustafa Kemal (1999), Bir Sokağın Hikâyesi (2002), Eşekler Karaborsa (2003), Gece Defteri (2003), Arka Bağçe (2003), Bir Yürekte Bin Özlem (2003), Işık Hızıyla Mars’a Yolculuk (2003), Kırık Melek Heykelleri (2003), Kolej Günlüğü (2003), Linda (2003), Maceralar Beklemez (2003), Sıkıyönetim İneği (2003), Sitedeki Labirent (2003), Ben Hasan Tahsin (roman, 2004), Ben Öğretmen Kubilay (çiz. Hasan Efe, roman, 2004), Bir Kuşun Kanadında (öykü, 2005), Gençlik Başımda Duman (2005), Atatürk’ün Yurttaşlık Bilgileri (2006).

KAYNAK: TBE Ansiklopedisi (2001), İhsan Işık / Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (2. bas., 2009).

Facebook Yorumları

Yukarı
ataşehir escort