Bağlantıda kalın

Genel

Cahit Sıtkı Tarancı

1910 yılında Diyarbakır’da doğan Cahit Sıtkı Tarancı, özellikle “Otuz Beş Yaş” şiiriyle tanınmış Cumhuriyet Döneminin önemli şairlerindendir. İlkokulu Diyarbakır’da bitirdikten sonra ortaokulu Kadıköy Fransız Saint Joseph Lisesi’nde liseyi de Galatasaray Lisesi’nde okur.

Fransızca’yı çok iyi öğrenen Tarancı Baudelaire, Rimbaud, Mallarmê’yi okur ve inceler. Şiir yazmaya lisede başlar ve şiirlerini okulun “Akademi” isimli dergisinde ve Servet-i Fünun dergisinde yayımlar.

Mülkiye Mektebi’ndeki öğrenimini okuldan atıldığı için bitiremez. Yüksek Ticaret Okulu’na girer ancak memurluk sınavını kazanınca bunu da bırakır ve Sümerbankta çalışmaya başlar. İlk şiir kitabı olan Ömrümde Sükût’u Mülkiye Mektebindeyken çıkarır. Çalışmak üzere tayini Karabük’e çıkınca memurluktan da ayrılır.

Cumhuriyet gazetesinde çalışmaya başlar. Gazete sahipleri eğitimini tamamlaması için onu Paris’e gönderirler. 1938-1940 yılları arasında Sciences Politiques’te okurken gazateye yazmaya devam eder, Paris Radyosunda da Türkçe bir program sunar. Oktay Rıfat ile burada tanışır.

II. Dünya Savaşının çıkması sonucu Paris’in bombalanmasıyla buradaki eğitimini de tamamlayamadan Türkiye’ye döner. Askerliğini Ege’de yapar ve ünlü “Haydi Abbas” şiirini bu dönemde yazar. Bu arada ailesi de İstanbul’a yerleşir, ancak alkol sorunları yüzünden babasıyla arası açılınca Ankara’ya yerleşir.

Çeşitli kurumlarda tercüman olarak çalışır. Yazdığı “Yaş Otuz Beş” şiiriyle 1946’da CHP Şiir Ödülü’nde birincilik kazanır. 1951’de Çalışma Bakanlığında çalışırken tanıştığı Cavidan Tınaz ile evlenir. “Düşten Güzel” şiir kitabını evlendikten sonra çıkarır.

1953 yılında ağır bir hastalığa yakalanan ve felç geçiren Cahit Sıtkı Tarancı uzun bir süre yarı bilinçle yatağa bağlı olarak yaşar. Tedavi için Avrupa’ya götürülse de iyileşmez ve 1956 yılında Viyana’da hayata veda eder.

Şiirlerinde yoğun bir duygusallık ve melankoli olan Cahit Sıtkı Tarancı, “sanat içi sanat” ilkesiyle hareket eder. Şiiri kelimelerle güzel şekiller kurma sanatı olarak görür. Kendi şiirlerinde vezin ve kafiyeye önem verse de ölçülü ya da serbest her türlü şiirin güzel olabileceğini savunmuştur. Şiirlerini açık ve sade bir üslupla yazar, çağrışımlara, karışık ve şaşırtıcı mecazlara çok yer vermez. Tema olarak ise yaşam sevinci, çocukluk özlemleri, yalnızlık ve aşkı işlese de ölümün üstüne hepsinden daha çok gider.

1957’de “Ziya’ya Mektuplar” adıyla arkadaşı Ziya Osman’a yazdığı mektuplar yayımlanır. 1957’de daha önce yayımlanmamış şiirleri, şiir çevirileri ve kendisi için yazılanlar “Sonrası” adlı kitapta toplanarak yayımlanır. 1973 yılında Diyarbakır’daki evleri “Cahit Sıtkı Müze Evi” olarak ziyarete açılır.

Selahattin Önerli ise öykülerini 1976 yılında “Cahit Sıtkı Tarancı Hikâyeciliği ve Hikâyeleri” adıyla kitaplaştırır. “Gül Eksilmesin Penceremden” yine ölümünden sonra öykülerinin derlenmesiyle çıkan bir kitaptır. Hayatının ve sanatının anlatıldığı bir araştırma olan “İkaros’un Yeni Yüzü – Cahit Sıtkı”, 2002 yılında Prof. Dr. Ramazan Korkmaz tarafından yayımlanır.

 

Yorumlar