Sinema

Charlie Chaplin

Charlie Chaplin

Charlot (Şarlo) karakteriyle tanıdığımız Charlie Chaplin, 1889 yılında İngiltere’de doğmuş sinema yönetmeni, oyuncu ve yazardır.

Londra’nın yoksul bir semtinde doğan Charlie Chaplin’in anne ve babası da müzikhollerde ve tiyatrolarda çalışan profesyonel sanatçılardı. Yoksulluk içinde yaşayan aile, annenin ( sahne adı Lily Harley) sahne performansı esnasında sesini kaybetmesiyle daha kötü bir duruma düşer. Ruh sağlığı da bozulan annesinin rehabilitasyon merkezine yatırılmasıyla kızkardeşi Sydney ile birlikte sevgilisiyle yaşayan baba Charles Chaplin Sr.’nin yanına gönderilirler.

Charlie ve kızkardeşi Sydney babalarının yanındayken Kennington Road School’a gönderilirler. Babaları alkolizm nedeniyle 37 yaşında yaşamını yitirir. Henüz 12 yaşında olan Charlie Chaplin annesinin sağlık durumu düzelmediği için workhouse olarak adlandırılan ve kötü koşullarıyla tanınan bir bakımevine gönderilir. Çok zor günler geçiren Chaplin, Walworth ve Lambert’te geçirdiği bu zor dönem ileriki yıllarında filmleri için seçtiği mekan ve konularda yer alacaktı.

İki kardeş tiyatro ve müzikhollerde çalışırlar. Charlie Chaplin The Eight Lancashire Lads adlı grupla ilk ciddi sahne tecrübesini yaşar. 1906 kızkardeşi Fred Karno kumpanyasına katılır ve 1908’de kendisi de bu topluluğa girmeyi başarır. 1910 – 1912 yılları arasında Amerika turnesine çıkarlar. Kısa bir süre İngiltere’ye dönüp kaldıktan sonra 1912’de yine Amerika’ya döner.

Anneleri Amerika’ya geldiklerinden 7 yıl sonra yaşamını yitirir. Annelerinin başka bir kocadan olan üvey kardeşleri Wheeler Dryden isimli kardeşleri ile burada 1920’de tanışırlar. Dryden daha sonraki yıllarda kardeşleriyle film projelerinde çalışır ve Chaplin’in asistanlığını yapar.

Bu turnede Laurel ve Hardy ikilisinden Stan Laurel’i canlandıracak olan Arthur Stanley Jefferson ile birlikte çalışır ve aynı odayı paylaşır. Bir süre sonra Stan Laurel İngiltere’ye döner Chaplin ise ABD’de kalıp Karno ile turneye devam eder. 1913’te katıldığı bir gösteride  Mack Sennett’ ın dikkatini çeker ve onun sahibi olduğu Keystone Stüdyoları ile bir anlaşma yaparak onun ekibine katılır.

1914′ te Henry Lehrman yönetmenliğinde sessiz bir film olan Making a Living adlı tek makaralık filmde rol alarak yeteneğini tam anlamıyla gösterebileceği sinemaya başlar. Chaplin; iddialı tavırları ve bir İngiliz olmasından kaynaklanan yabancılığı ve bağımsız karakteri nedeniyle başta Mack Sennett tarafından şüpheyle karşılanır ancak kısa sürede yeteneğini kanıtlar ve yerini sağlamlaştırır. Keystone Stüdyoları ile çalıştığı bir yıl boyunca 35 filmde rol alır ve iyice tanınarak ünlü olur.

1916’da Mutual film şirketiyle (Mutual Film Corporation) bir seri komedi yapımı için anlaşır. On sekiz ayda on iki film ürettiği bu dönemde yaptığı filmler, sinemanın en etkili komedi filmleri olur. Charlie Chaplin bu dönemin kariyerindeki en mutlu dönem olduğunu söyler.

Making A Living ‘ten sonra çekilen Kid Auto Races in Venice filminde bol pantolonlu, şapkalı, büyük ayakkabılı, sürekli bastonunu çeviren ve sakar hareketleri ile gülünç mizansenler oluşturan “Şarlo” tiplemesini yaratır. Sonraki yıllar içinde aralarında The Immigrant (1917), The Adventurer (1917) gibi ünlü filmlerinin de bulunduğu altmıştan fazla kısa filmde oynayarak dünya çapında büyük bir üne kavuşur.

İlk uzun metrajlı filme 1918’de A Dog’s Life ile başlayan Chaplin, Mary Pickford, Douglas Fairbanks ve D. W. Griffith ile birlikte United Artists film şirketini kurar. Altına Hücum, Şehir Işıkları, Büyük Diktatör, Asri Zamanlar, Sirk ve Sahne Işıkları gibi birer başyapıt olan filmleri çeker.

1918’de kendi film şirketini kurarak A Dog’s Life (1918), Pay Day (1922), Shoulder Arms (1918), The Pilgrim (1923), The Kid (1921), A Woman of Paris (1923), The Gold Rush (1925), ve The Circus (1928) gibi filmlerini çeker. 1931’de çektiği City Lights filmi sesli film döneminden sonra kendisinin en büyük filmi kabul edilir.

Charlie Chaplin filmlerinde o dönemin imkanlarında çok zor olan mizansenlere, koreografilere ve akrobatik hareketlere yer verir. Heyecan ve hareketin az olduğu sahnelerdeyse dramatik yapısını etkileyici ve başarılı bir şekilde yansıtır. Popülist yaklaşımlara, hiçbir zaman benimsemediği bazı yönetim biçimlerine ve teknolojiye yönelik ağır eleştirilerini ise yine bu komedi tarzının içinde eritir ve sessizce seyirciye ulaştırır.

Dünya çapında ününe rağmen ABD’nin vatandaşlığını reddetmesinden dolayı ona karşı karalama kampanyası balatılır. Yaptığı evlilikler, The Immigrant filminde bir ABD memurunu tekmelediği sahne ve Altına Hücum filmindeki bazı sahnelerin komünizm propagandası olarak yorumlanması gibi olaylar bahane edilerek Chaplin’in ABD’ye girmesi yasaklanır. Bunun üzerine karısı ve çocuklarıyla birlikte hayatının sonuna kadar yaşayacağı İsviçre’ye yerleşir. Yıllar sonra 1972 yılında Oskar Özel Ödülü’nü almak için ABD’ye geri döner. 1973’te  City Lights adlı filme bir kez daha Oscar ödülünü kazanır. 1975 yılında ise İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth tarafından şövalye unvanına layık görülür.

Filmlerinde her zaman sol görüşe sempati duyduğunu hissettirerek yoksulluğa ve kötü yönetim politikalarına gönderme yapar. Modern Times filminde işçilerin ve fakir halkın kötü durumlarına dikkat çeker. Büyük Diktatör filmiyle Nazi Almanyasını çok sert biçimde eleştirir bu da o dönem Almanya ile hala barış içinde olan ABD’nin Chaplin’e karşı karalama kampanyası başlatılmasına neden olur.

1977’de tekerlekli sandalye ile hayatını devam ettiren Chaplin 1977’de İsviçre’de uykusundayken hayata veda eder. 1978’de naaşı küçük bir isviçreli grup tarafından fidye istenmek üzere kaçırılmaya kalkışılır. Chaplin’in naaşı 11 hafta sonra Cenevre Gölü’nden çıkartılıp tekrar mezarına defnedilir.

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Bir Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yukarı
Download Premium Magento Themes Free | download premium wordpress themes free | giay nam dep | giay luoi nam | giay nam cong so | giay cao got nu | giay the thao nu