in

Çok Yönlü Cinsiyet ve Cinsellik

Gay bir erkek olarak, kendimi bildiğim yaşlara geldiğimde, kendimle ilgili tanımlamaları bitirdiğimi sanıyordum. Yataktayken artık yalan söylemeye ihtiyacımın olmadığını, kimi neden sevdiğimi açıklamak zorunda olmadığımı, çevremde benimle ilgili olumsuz düşünen insanlarla aramda olan davanın kapandığını sanıyordum fakat yanılıyordum, hem de çok yanılıyordum. Çünkü cinsel kimliğim düşündüğümden daha değişkendi. Bir çok konuda tahmin bile edemeyeceğim sınırsızlıkta değişebileceğimi bilmeme rağmen, değişken bir cinsel kimliğimin olacağı aklımın ucundan geçmemişti.

Vietnamlı mültecilerin arasına doğmuş bir çocuk olarak, tabularla başa çıkamayacağımı biliyordum ve bu nedenle çocukluğumun büyük bir kısmını “erkeklerden hoşlandığım” gerçeğini aklımdan çıkarmaya çalışarak geçirdim. Bu durum benim için tam anlamıyla eziyetti. Yakınımda, herhangi bir rol modelim olmadığı için kaçık meraklarımı, bir kaç televizyon programı ve porno videolar izleyerek gideriyor ve bu şekilde içinde bulunduğum hoşnutsuzluktan bir süreliğine de olsa çıkabiliyordum. Televizyon programları ve porno videolardaki erkekler, çevremizde gördüğümüz, her an görebileceğimiz “Beyaz”ın silüetlerinden farklı, fit, kasları belirgin birbirine benzeyen, tıpkı itinayla paketlenmiş reçel kavanozları gibi kusursuz erkeklerdi. Yine bu videolardaki, farklı ten rengine sahip insanlar da (kadın ya da erkek) ırkçı esprilere maruz kalmış birer yardımcı oyuncu gibiydi… Benim kafamdaki erkek modeli ise avrupalı sömürgeciler tarafından beynimizde oluşturulmuş, estetik bütünlüğü olan vücutlardı. Bana da diğer herkes gibi çekici gelen özellikler tamamıyla beyaz ırkın üstünlüğü üzerinde sağlamlasmıştı ve ben böyle bir üstünlüğün, bir çok gay tarafından bile kabul edildiği, kemikleşmiş ırkçı standartlarının olduğu bir dünyada nasıl var olacağımı bilmiyordum.

Ergenliğimde, beyaz ırktan olan erkeklerden etkilenirken bu durum aşama aşama değişti. Bilinçlendikçe şunu anladım: Beyaz erkeklerin üstünlük egosu, beni geçmişte incittiyse, gelecekte de öyle incitecekti. Yaşadığım deneyimler sonucu bu hissim tiksintiye dönüştü. Cinsiyet Çiftliği’nden ayrılmaya karar verdiğimde ise dalgalı bir deniz gibiydim. 17 yaşımdayken sadece bir gay idim. 20 yaşımda ise kendi cinsiyetinin kalıplarına yabancı, belli bir kalıbın içine sığmayan, beyaz erkeklerin beni yeterince sınadığını düşünen, ağzından ateş püsküren dinozorlara benzeyen bir feminen….

Kendimi değişkenliğin, akışkan olmanın kollarına bırakmamla, değişebilmek ve yetişebilmek için; kendimi sevdim, kendime güvendim. İşte şimdi de sizlere, çıktığım bu yolculuk boyunca öğrendiklerimi sıralıyorum…

Toplumsal düzenlemeler, cinselliği bizim düşündüğümüzden daha da karmaşık hale getiriyor.

EscinsellikErkek olan biri, hemcinsinden hoşlandığında, acaba hoşlandığı erkeği çeşitlilik olarak mı düşünüyordur? Ya da erkeklerden hoşlandıklarını söylediklerinde de trans erkekler de dahil midir bu söyleme? Ya sadece penisi olan insanlardan hoşlandıklarını ima ediyorlarsa? Peki, bir kadının da penisi olabileceğini, hatta çift cinsiyetli insanların da penisi olduğunu biliyorlar mıdır? Biri, erkeklerden hoşlandığını söylediğinde, bahse girerim ki maskülen tavırları kastediyordur. Cinsel kimliğimi belirlediğimde bildiğim tek gerçek, kadın ya da erkekle eşyanlı olmaktı ve bir şey daha farkettim ki gerçekte var olan cinsel imkanlar sonu olmayan imkanlardı. Bir gerçek daha var ki, erkeklik olgusunun inşa edilmiş olmasıydı.

Bizler, erkek olma fikrinden etkileniriz. Bize çekici gelen şey, inşa edilmiş idealardır, buna göre; cinsiyet toplum tarafından inşa edilmiş bir olgudur. Yine bize çekici gelen çoğu şey bize çekici olduğu “söylendiği” için çekici gelendir. Tıpkı bizlerin “Beyaz” dan hoşlanmaya, karşı cinsle cinsle paylaşımlara teşvik edilmeye özendirilmemiz gibi…

Bugün, tek bir erkeklik modelinden etkileniyorsak ki bu etki modeli yarın değişebilir. Kültürel güzellik anlayışları, tarihten günümüze kadar sürekli değişmiştir. Standartlar hislerimizi etkilediği için de karşı cinsten hoşlanan erkekler, atalarından farklı güzellik anlayışına sahip olmuşlardır. Heteroseksüelliğin kolayca değişebileceği, karşı cinsten etkilenen erkeklerin düşündüğü gibi değişken olmayan bir durum değildir.

Değişkenliğin altını çizdiğimizde, değişkenliğin; farklı kimliklerin bir diğerinden daha imtiyazlı olma anlayışına karşı savaşıyor olmasıdır.

Trans BireylerCinsel kimliğin değişkenliğini derince düşünmek, onu normal olandan yani hemcinslerinden etkilenen “düz” kimliklerden ayırt etmek için kendilerine özgü bir otonomileri olması gerektiğine inandırıyorken, diğer taraftan da neden normlara uygun olarak gördüğümüzü sorgulamamızı sağlıyor.

Normal erkekler hiçbir zaman bu durumla sorgulanmamıştır çünkü cinsiyet değiştirmekle ilgili problemleri olmamıştır. Onlar ne zamandan beri erkek olduklarını, ne zamandan beri “düz” olduklarını bilirler. Trans bireyler, hemcinslerinden etkilenenler ise her zaman bir şüpheyle ve anormalmiş gibi davranışlarla sorgulanıp, neden bu yolu seçtiklerini açıklamak zorunda bırakılmışlardır.

Erkek kimliğiyle doğan insanoğlu; sanıldığı gibi, öğretildiği gibi büyüdüğünde, oyuncak kamyon ve arabalarla ya da yüksek macera içeren figürlerle oynayacak, sporla ilgilenecek tek ihtimalle de “damat olacak” öğretisiyle yaşamıştır. Doğduğu andan itibaren tüm dünya, cinsiyet değiştirmeyeceğini onaylamıştır. Ne kadar erkek olursa; toplum ondan beklediklerini o denli iyi karşılayacaktır. Kültürel doğrular ve toplumsal inşalarla gelişen bir kabulleniştir bu.

Erkeklik olgusunun tamamı, aslında erkek olduğunuzu kanıtlamak için erkekliği her gün tekrar etmenizden ziyade, toplumun bu öğretiyi size nasıl benimsettiğini kanıtlamaktır. Varsayılanın, geçerli cinsiyet olduğu düşünülmesine rağmen erkekler, maskülenliğin getirdiği tiyatral davranışlarına uymak ve erkekliği güvence altına almak zorundadır. Tıpkı diğer transların, cinsiyette taraf seçmelerini ve cinsiyetlerini kanıtlamak zorunda olmaları gibi, erkekler de erkekliklerini bu şekilde kanıtlamak zorundadır. Cinsiyet değiştirmeyen erkekler neredeyse hiç; “karşı cinsten hoşlandığına emin misin?” Ya da “durumunu ilk ne zaman fark ettin? gibi sorularla karşılaşmazlar. Evet, cinsiyeti değişmemiş erkekler arasında bile siyah-beyaz ayrımı vardır. Beyaz erkeklerin erkekliğini göstermek için sayısız normlar ve geniş alanları varken, siyah erkekler onlara iz düşümü gibi hiper-maskulen tavırlar sergilemelidir. Renkli insanların uğradığı ayrımcılık onları çiftli cinsiyet (erkeklik olgusundan) dışarıda bırakmıştır. Renkli insanlar kendilerine fayda sağlamayan kimliklere ulaşmaktan yoksundurlar.

Değişkenliğe teşvik etmek, trans olmanın ya da herhangi bir cinsel taraf belirlemenin baskısını azaltıyor.

TransgenderErkek etiketiyle doğan insanlar maskülenliği canlandırmada problem yaşadıkları zaman sonuçlar ölümcül olabiliyor. Trans kadınlar ve trans-feminen görünümlü insanlar, devletin şiddetine katlanabiliyor. Bu sadece devlet şiddeti değil, yakın çevrenin, aile bireylerinin şiddeti hatta yabancıların bile uyguladığı şiddet olabiliyor sıklıkla. Bir yandan tamamen erkek olduklarını tasdik ederken diğer yandan da onların kimliklerini ve cinsiyetlerini yok etmeye kalkışırlar. İçgüdüsel bir yanıt olarak; marjinal insanlar, kendi kimliklerini ve cinsiyetlerini dünyaya kanıtlamak zorunda kalabilirler.

Trans insanlar, normale yakın olmaya teşvik edilip bunun doğrulanması için sürekli bir baskı altındadırlar. Toplumda ötekileştirmemek, ameliyat olabilmek ve sosyal onay alabilmek için cinsiyetlerini belirlemeye zorlanırlar. Bazıları ise sağlıklı olabilmek ile ilgili tüm ihtiyaçlarını, ırkçılık ve ayrımcılık korkusuyla reddetmişlerdir. Sağlık ihtiyaçlarını alabilmek için doktorlarına cinsiyetlerini kanıtlamak zorunda kalmışlardır. Cinsiyet kalıbına sığmayan trans insanlar olarak, her zaman patolojik davranışlara maruz kalmışlardır. Güvenilmez, zaptedilmez ve bu peşin yargının sonucunda da baskı altına alınmışızdır. Biz, diğer insanlardan daha beceriksiz, beyin gücü düşük olan insanlar değiliz ve tarihte bir çok cinsiyet kalıbına uymayan insanlar, kültürel ritüellerde bile bulunmuş, başarılarını sosyal ve bilimsel alanda kutlamışlardır. Yine de, cinsel kalıplara uymayan ve trans insanlar, mental bozuklukları varmış gibi kesin bir yargıyla karşılaşmış olsa da mental bozukluk ve cinsel kimlik, kaçınılmaz derecede birbirleriyle bağlantılıdır. Bazı durumlarda; kimliklerimiz post travma olarak etiketlenir. Bazı durumlarda ise kötüye kullanılma hikayesiyle karşı karşıya kalırız. Fakat, her ne olursa olsun mental rahatsızlığı, bedensel engeli olan transların sevgiye ve bakıma ihtiyaçları vardır.

Trans insanlara ve cinsiyet kalıbına sığmayanlara, biraz daha fazla hareket alanı veremez miyiz ?
Herhangi bir bahane ve özrü kabul etmeden, kendilerini güvende hissedecekleri ve kimlikleriyle ilgili hatalar yapma hakkı?

Trans ve cinsiyet kalıbına uymayan insanlar olarak, biz kendi marjinimiz içinde yaşarız. Ama bize hayatımız boyunca dikte edilen bir takım kimlik kalıpları vardır…

Sizler; şuna inanmalısınız ki, sömürgecilerden daha çok cinsel kimlik anlayışına sahibiz ve sizlere kanıtlamamız gereken hiçbir şey yoktur.

Alex-Quan PHAM

Yorumlar

Bir cevap yazın

Loading…

0

0 comments

Oylamak ister misin?

0 puan
Upvote Downvote