Bağlantıda kalın

Genel

Depo'da eş zamanlı 2 kişisel sergi

Depo, üretimlerine 90’lı yılların ortalarında başlamış, sanatsal rotaları ve tavırları sıklıkla kesişmiş, aynı kuşaktan iki kadın sanatçının, Neriman Polat ve Mürüvvet Türkyılmaz’ın bağımsız kişisel sergilerini eş zamanlı olarak sunuyor…

Neriman Polat, Ev Nöbeti isimli sergisinde yer alan çalışmalarında kadınların varoluş mücadelesini, toplumsal çelişkileri, baskıları, aileyi, yaşamı ve ölümü sorgularken, tüm bu kavramların çıkmazlarına bir kez daha dikkat çekiyor. Fotoğraf, video, yerleştirme gibi farklı disiplinlerden işlerin bir araya geldiği sergi ismini, mezar taşı çağrışımlı “Ev Nöbeti” adlı çalışmadan alıyor.

“Ev Nöbeti”, “kutsal aile”ye ve onun simgesel yapısı “ev”e olan bağlılığı ölümcül bir nöbet olarak tarifliyor. Serginin kahramanları kendisiyle hesaplaşan, ölüm meleği olmuş, kendi kendinin güvenlik görevlisi olmuş ya da evi terk eden direnişçi kadınlar… Sergi evin içindeki ve dışardaki tekinsizliğe, güvensizliğe, aidiyet hissinin parçalanmasına odaklanıyor. Cinnet, paranoya, şiddet, güvensizlik ve ölüm temaları etrafında rahatsız edici bir tavırla dolaşan işler, mücadele ve çıkış yoluna dair de etkili işaretler veriyor.

Mürüvvet Türkyılmaz’ın eserleri hafızanın gücünden beslenerek gündelik hayatta karşımıza çıkan basit nesneleri cisimleşmiş şiirlere dönüştürüyor. Toplumsal dikotomilerin sınırlarını, üstümüzde yer etmiş tanımları öz yaşam öyküsünden alıntıladığı anlarla sorgulayan eserlerinde, sanatçı bireysel hafıza ile kolektif hafızanın kesiştiği noktaları araştırıyor. Sanatçının geliştirdiği ve üretiminde önemli bir yeri olan yazı-çizim dili ise aynı zamanda performatif bir süreç; bilinç akışıyla yazmaya başladığı yazılar, performansın sonunda bir desen olarak karşımıza çıkıyor.

Bilinmeyen Bölge, gittiği yere kadar, Türkyılmaz’ın son on yıldaki üretiminden parçaları bir araya getiren geniş kapsamlı bir sergi. Sanatçı, izleyiciyi içine çeken ve kendiyle yüzleşmeye davet eden bir ağ gibi dokunmuş çalışmalarında çocuk, oyun, yetişkin, aile, gündelik hayat, ölüm, travma tanımları ve bu tanımların bugün hızla dönüşen çok boyutluluğuyla yüzleşiyor.

Son dönem yazı-çizim çalışmalarına zemin olarak seçtiği malzemenin şeffaf ve hafif oluşu da sergiyi besleyen fikirlerden yaşamak, düşünmek, üretmek için yeni bir yüzey arayışı ile örtüşüyor. Serginin yerleşimi, ortak veya özel alanlara, yanyanalıklara veya mesafelere, sanal veya fiziki yörüngede kaybolmalara göndermeler yapıyor. Çocukların kıtalarında ve duygu haritalarında gezinmenin toplumsal kaygılara şifa olacağına inanan Türkyılmaz, bu sergide oğlu ve kendi aile ağacı ile ilişkilerine dair ipuçları verirken kişisizleşme süreçlerini de araştırıyor.

Yorumlar