Egzotizmin rengi

Senin gözünde, bir toprak parçası üzerinde hapsedilmiş kırılgan ve kendi kanatlarına yabancı olan bir kuş gibi görülmek, başka bir iklime ait olan’ın olmak istemiyorum.
– Shveir Hammad –

“Gözlerin badem gibi”
“Saçlarının kendine has bir yapısı var, ben de böyle saçlara sahip olmak isterdim”
“Asyalı kadınların tamamı çok güzel”
“Yatakta da göründüğün gibi şık ve kokulu musun?”
“Çok egzotik görünüyorsun”

Kulağınıza iltifat gibi gelen bu ifadelerin çoğunu, farklı kültürlerden olan arkadaşlarımdan, denk geldiğim yabancılardan bir çok kez duymuşluğum var. Bu sözler kulağınıza iltifat gibi gelse de, özünde değildir. Arama motoruna eşanlamlısı yabancı, farklı, tuhaf olan ve sıklıkla sıfat olarak kullanılan “egzotik” kelimesini yazdığınızda karşınıza; uzak bir ülkeye ait olan kendine özgü kuşlar, kendine özgü yerler vb. çıkacaktır… Bu nedenle bana göre bu da bir insana yapılabilecek bir iltifat gibi gelmiyor. Her ne kadar niyet edilen bir iltifata kalkışmak olsa da; özünde olan ve iletişimle bize geçen duygu farklı renkteki bir kadını egzotik olarak adlandırmak, elinizin tersiyle bize istemsizce yapılan bir hatırlatmadır. Neyin hatırlatması mı? Beyaz ırka göre sanki daha az insan ve daha az normal olduğumuzun!

Egzotik kelimesini iltifat olarak reddetmemin sebebi, birinin bana iyi davranıyormuş gibi olan tavrını dağıtmaktır. Ve bu tavrım doğru bir tavırdır. Fakat bazı farklı ırktan kadınlar bu kelimeyi zarar veren bir iltifat olarak görmez. ÇOK EGZOTİKSİN! gibi ifadeler bize yüklenmiş olan cinsellikte ezilmişliğimizi vurgulayan ifadelerden biridir. Aramızda ideolojik ve coğrafik bir uzaklık yaratılarak kullanılan egzotik kelimesi, bizleri insani boyuttan çıkarıp tamamen gerçek üstü bir noktaya konumlandırmıştır.

Aşağıdaki açıklamalarda, farklı renkteki kadınları egzotik olarak adlandırmanın neden raşist bir yaklaşım olarak kabul edilmesi gerektiğinin nedenlerini bulabilirsiniz:

1. Egzotik kelimesi genel bir güzellik algısı olduğunu ifade eder.
Tıpkı bir……….gibi güzelsin(ortadaki boşluğa beyaz ırk dışında bir ırk ismi yerleştirin.) Kadının renginin egzotik olarak görülmesinin sebebi, temelde çoğunluğu beyaz ırktan olan güzellik algısının dışında bir algıdır ve medyanın sunumu ve desteğiyle de belli bir kalıpta olması vurgulanır. Güzellik ve estetik algısı beyaz kadınlar rol model alınarak belirlenir. Güzellik standartları; sosyal, ekonomik ve kültürel bir formdur. Güzellik, toplum içinde kabul görme, saygı duyulma ve bu kavramlarla barış içinde yaşama noktasında önemli bir davadır. Örneğin; siyahi bir kadının saçlarını şekillendirirken beyaz kadın standartlarına uyması ile işe alınmasındaki yarattığı etki doğru orantılıdır.

Eğer güzellik bakanın gözlerindeyse ve bakan beyaz bir heteroseksüel erkekse, güzellik üzerine yazılan hikayeler ırkçılaştırılmış olur.

Beyaz kadınlara güzellik standardı yüklenirken farklı kadınlar bu güzellik algısından ötekileştirilir. Ve tabir-i caizse, “egzotik kadın” hiçbir zaman kendi tabirlerinde güzel olarak adlandırılmaz.

Farklı kültürlerin farklı güzellik ideallerinin olması çok normaldir. Fakat, bu idealize edilmiş güzellik algısı her durumda mümkün ve sürdürülebilir olmayabilir. Hepimiz kurabiye kalıbından çıkmış gibi ölçülü, mükemmel ve aynı görünmeyiz ve aynı görünmemiz beklenemez. Örneğin; Asyalı, pasif ya da boyun eğen bir kadın aynı zaman minyon ve narin olmalıdır. Bu beyazların güzellik standardına göre ölçüldüğünde böyledir. Bizim güzelliğimiz hiçbir zaman doğru anlamda güzellik olarak görülmez…

2014 yılında Nina Davuluri ilk kez Miss America güzellik yarışmasını kazanan Güney Asyalı Amerikan kadınıdır. Ki böylece cevabın oldukça raşist olduğunu bize göstermiştir. Hint amerikalı olması, beyaz olmayan bedeni bir çok amerikalı tarafından yabancılaştırılarak “güzel” olarak görülmüştür. Ya da Lupita Nyongo Academy ödüllerinde en iyi yardımcı oyuncu ödülünü aldığında onun güzelliği, vücudu, koyu teni medyada bir piyes olarak görülmüştür.

Koyu tenli kadınlar aynı zamanda çok seksi ya da hiç seksepalitesi olmayan kadınlarmış gibi düşünülebilir. Bizler dış görünüşümüzden dolayı herşeyin en kötüsünü hakediyoruz, kötü muamele görmekte dahil!

Bu ırkçılaştırılmış güzellik hikayeleri tüm negatif sosyal geri dönüşler sayesinde bizlerin duygularını, fizyolojisini ve mantığını etkiliyor.

2. Kadınları Egzotik Hayvanlar Statüsü’nde Değerlendirmek!
Ejder kadın ve Lotus çiçeği sterotipleri çizimleri Doğu asya kadınlarının flora ve faunasını yansıtır. Yerli kadınlar ilkel ve yabani olarak resmedilmiştir. Moda sektörü sıklıkla, siyahi kadınları hayvani olarak resmetmiş, kimi zamanda kafeste göstermiştir.

Kadınları egzotik olarak algılamakla, bizi vahşi ve terbiye edilmesi gereken bir hayvan olarak hayal ediyorsunuz. Bu her zaman erkeğin algılamasında canavarlar ve hilkat garibeleri olarak görülür.

Hiç abartısız; kaşiflerin ve sömürge oluşturan ülkelerin algıladığı,doğal insanların tropik yaşam tarzı ve keşfedilmesi gereken egzotik bir ada olarak gösteriliyor.

Ota-Benga
Ota Benga

Asya, Afrika, Avustralya ve Latin Amerika’da yaşayan insanlardan oluşan hayvanat bahçeleri 1500 lerde 1950 lere kadar vardı. Beyazlar dışındaki insanlar bu tavırlara maruz kalıp dünyanın adaleti şeklindeki arenada egzotik insanlar sergileniyor şeklinde cazibe merkezleriydi. Yani; beyaz ırktan olmayan insanlar abartısızca hayvanat bahçelerinde kafeslerin içinde gösterildi.

Ota Benga kaçırılıp kendi ülkesine götürülmeden önce (Kongo’ya) New Yorktaki Bronx hayvanat bahçesinde gösterildi.

Saartjie-Baartman
Saartjie Baartman

Saartjie Baartman, Güney Afrika’da doğan 20 yaşındaki kadın çılgınca bir figür olarak gösterildi. Vücudu kendi ülkesindeki kadınlara benzerdi ve anormal olarak algılandı. Onun hayatı sadece geçmişte kalan tarihin bir parçası değil bir başkaldırı hikayesiydi.

Beyaz olduğu için normal ve insan olarak görülmek ırkça üstün olarak tanımlanmak demektir. Renkli insanların beyazlara göre daha ilgi çekici, merak uyandırıcı ve aynı zamanda daha az insanca muamele görmesi anlamına gelir.

Günümüzde, renkli kadınlar hala alınıp satılmaya devam ediyor ki insan kaçakçılığının başrolündeki kurbanlar yine siyahi ve renkli insanlardır. Her daim “daha az insan” ve ele geçirilebilir olarak davranılıyor ve egzotik yaratıklar olarak esir edilmiş durumda bulunuyorlar.Dahası, egzotik kadınları hayvanlarla kıyasladığımızda hayvanların davranışları daha bizlere göre daha empatili ve adaletlidir.

Ben senin lotus çiçeğin ya da boyun eğen evcil hayvanın değilim. Ben bir insanım, saygı ve değer görmeyi hakeden bir insan… Benim de ele geçirilmekten uzak, kendi özgür hayatımı yaşama hakkım var, fakat maalesef ki Beyazların kurduğu enstitüler ve emperyalizm bunu tanımlamayı yüzyıllardır inkar etti.

Egzotizmin-Rengi-2

3. Medya ve Tarih egzotizmi zararlı bir biçimde resmediyor.
En başta egzotik ve çeşitlilik olarak tarihin kökünde bulunan sterotipler, siyahi kadınları medenileşmemiş ve vahşi olarak algıladı. Renkli kadının resmedilmesi ve egzotik gösterilmesi uzak diyarlardan geldiği medyanın temelinde ve herhangi bir pop şarkısında da olduğu gibi her türden kadınla yatmak olarak yansıttı. Ve moda dergilerinde siyahi insanlar fon olarak resmedildi.

Renkli ya da siyahi kadınların fetişleştirilmesi, fethedilen vücutlar ve çeşitlilik olarak keşfedilmesi ırza geçirilmeyi ve köleliği meşrulaştırdı. Bu kolonileştirilme hikayeleri popüler kültür tarafından yeniden yazıldı ve önemi azaltıldı.

Tarihin Disney versiyonunda, Pocahantas’ı ele alalım. Bir şarkı vardı, tüm şarkıda kızıl derililerden, yabani olarak söz ediyordu. Çocukken bu filmi izlediğimde kızılderilileri vahşilerle aynı kefeye koymaları dallanıp budaklandırılmıştı. Ve böylece hikayede kabul edilir bir kısım olmuştu.

İlkel toplumlar hakkındaki faydasız mitler hep hayvan kılıklı olarak içselleştirilmişti. Bu insanlıktan reddetme durumu, yanlış bir adalet sistemi ve ilkel kadınları kötüye kullanma sistematiği yarattı.

Diğer bir örnek olacak disney filmi ise orta doğuda barbar olarak adlandırılan Alaaddin’di. Çocukluktaki favori filmler olarak medya tarafından yansıtılan algı, Ortadoğunun barbar olması ve yararsız sterotipleri barındırmasıyla ilgili hikayelerdi.

Sömürgeci ülkelerin, kolonileştirdikleri ülkelerdeki siyahi kadın rolleri tüm medyayı ele geçirdi. Onlar sadece siyahi bir kadın değil aynı zamanda pornoya da konu olmuş kadınlardı. Temel akımdaki porno sektörü genelde beyaz kadın fantezileri üzerine kurulmuştur. Bu da beyazlığın daha insanı daha normal ve daha masum olduğunun göstergesi olarak yansıtılıyordu. Fakat siyahı kadınlar bu sektörde her daim fethedilen ve köle edilen kadın rolündeydi.

Bu komploların tamamı sadece ırkçı fanteziye dayalı değildi. Gerçek hayatta da sömürgecilerin cinsel dışa vurumları, kaçakçılıkları ve siyahi kadınları küçük düşürmelerinden ibaretti.

4. Egzotik bedenlere karşı şiddet
Siyahi kadınların seksapelliği sık sık patolojik ve hiperseksi hale gelmektedir. Örneğin; Latinas’ın medya sunumları egzotik kadınların seksapelliklerini ön plana çıkaran yolu takip eder.

Siyahi kadınlar egzotik olarak algılandığında diğer bir davranış beklentisi empoze edildi. Bu da biz siyahi kadınları daha az arzulanır olarak yansıttı. Latin kökenli kadınlar ateşli ve hoş kokulu olmalı, asyalı kadınlar boyun eğici-geisha olmalı siyah kadınlar ise nazik davranışlı aynı zamanda da seksi olmalıdır tarzında bir empoze şekliydi.

Farklı renkli kadınlar her zaman seks isteyen ya da seks yapmaya uygun olarak resmedildi. Fakat bizim istediğimiz, ihtiyaçlarımıza uygun olan bir şekilde değil. Karşıdaki kişide sert algılar oluşturacak şekildeydi. Egzotik olarak adlandırılmak şiddet olgusu içinde tamamen kökleşmiş olmak demekti. Ve bu vahşet çoğu zaman kontrol edilebilir olmadı.

Tarihte ve günümüzde kadınların kötüye kullanılması ve cinsel anlamda şiddet uygulanması bize bağışıklık konusunda ciddiye alınmadığımızın raporunu veriyor.

Farklı renkteki kadınların egzotikleştirilmesi farklı şekillerde devam ediyor. Yok sayılmada ve yoğun arzu uyandırmada…

Egzotik olarak görülmek, bu yüzden fetiş objesi olmak ve bir basmakalıba sokulmak tam anlamıyla siyahi kadınları diğer insanların gözünde tanımlamıyor. Birini egzotik olarak adlandırmak demek “Sana fetiş duyarak ırkını tanımak istiyorum” demektir. Bu farklı renkteki kadınları egzotikleştirme, ötekileştirme durumu onları hayvanlara ve kostümlere dönüştürüyor.

Seksi bir hintli harem kızı ve geisha kostümleri Halloween’da her yıl sergilenen siyahi ya da farklı ırktan olan kadınların üzerinden hala kimlik saptaması yapılmasına ve onları karikatürize ederek sunmaya kadar varıyor.

Farklı kültürdeki kadınları egzotik olarak adlandırmak sadece ırkçılık değil aynı zamanda hastalıklı bir davranıştır. Bu durum da bize ve diğer ırkların insanlarına günden güne daha sistematik ve hastalıklı bir şekilde davranıldığını gösteriyor.

Yorumlar

Bir cevap yazın

Loading…

0

0 comments

Oylamak ister misin?

0 puan
Upvote Downvote