Bağlantıda kalın

Genel

Festival Devam Ediyor…

15 Mart’ta Türkan Şoray ve yönetmen Safa Önal’ında bulunduğu törenle açılan 23. Ankara Uluslararası Film Festivali devam ediyor. Festivalin 18 Mart’taki gösterimlerinde Uluslararası Uzun Film Yarışma kategorisindeki filmlerden bazılarında, izleyenler film ekipleri ile de söyleşme imkanı buldu.

Entelköy Efeköy`e Karşı

18 Mart Pazar günü saat 14 Yönetmen:15`te Kızılırmak Sineması`nda gösterimi gerçekleştirilen filmin sonunda, filmin yönetmeni Yüksel Aksu, Ankaralı festival izleyicileriyle biraraya geldi. Seyirciler tarafından yoğun ilgiyle karşılanan ve büyük beğeni toplayan filmin ardından bir söyleşi yapıldı. Böyle güzel bir filmin neden gösterimden kısa sürede kaldırıldığı sorularına cevap veren yönetmen Yüksel Aksu, reklam ve tanıtım konularına fazla ağırlık vermediklerini belirtip, filmin, Mayıs ayında tekrar vizyona gireceğinin müjdesini verdi. Hoşgörü üzerine bir film yapmak istediğini ve bu temayı doğa, sevgi ve birlikte yaşayabilme gibi kavramlarla zenginleştirmek amacıyla bu filmi yaptığını belirten yönetmen, kültür ve sanatın kamusal alandan kovuluşuyla ilgili bir derdi olduğunu ve bu konuda çalışmalar yapmaya devam edeceğini söyledi. Seyirciler tarafından kendine has bir üslubu olduğu ve tam anlamıyla halk sineması yaptığı yorumları alan yönetmen, prestijli filmler izleyen ve bu yolda ilerleyen bir sinema ekolü yaratmak amacında olduklarını vurguladı.

Elit sineması ve avam sineması arasında bir yerlerde yeni bir sinema geleneğinin oluşması gerektiğini, son yıllarda bu yöne doğru hızlı bir gelişme kaydedildiğini belirten yönetmen, hem seyirciye, hem hayata değen, hem de estetik ve sanatsal olan bir yol arayışlarını dile getirdi. Mitolojik kodlar, antik Anadolu ve şimdiki zaman anonim kültürüne kafa yoran ve bu kaynaklardan beslenen yönetmen, sanatın kamusal alana dahil olduğu, aktivist niteliği olan filmler yapmaya devam edeceğini söyledi. Bu tür filmlerin saha çalışması, atölyeler, ulaşım, yemek, konaklama dahil çok güçlü bir altyapıya ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Yüksel Aksu, yapımcının da bu konuda büyük desteği olduğunu belirtti. `Ekolojik ütopya` meselesini önemsediğini belirten yönetmen, köylülüğün varoşlaşması gibi bir sorun olduğunu ve bu filmin köylülere örnek olması gerektiğini vurguladı. Henüz 2 filmi olduğunu, bu yolda alması gereken çok uzun yollar olduğunu söyleyen Aksu, sinemanın bir şenlik ve ritüel olduğunu ve sinemayı çok sevdiğini belirtti. Kamusal insanın (yurttaş) artık film izlemediğini ve bu durumun canını çok sıktığını belirten yönetmen, Türkiye sinemasında son dönemdeki yükselişin dünyada 4. sinema dalgası yaratabileceği konusunda kendisini ümitlendirdiğini söyledi. Yüksel Aksu, kendisine yönlendirilen “Entelköy`den misiniz, yoksa Efeköy`den mi?” sorusunu, “Ben iki taraftanım, hem tango yaparım hem zeybek oynarım” şeklinde cevaplandırarak izleyicilere teşekkür etti.

Nar
`Birer nar taneleriyiz, o kadar birbirine benzeyen ve bir o kadar da birbirinden farklı. Bir kabuk bizi bir arada tutuyor. O kabuk kırılırsa hepimiz dağılırız.`

18 Mart Pazar günü, filmin yönetmeni Ümit Ünal, oyuncuları İdil Fırat ve İrem Altuğ`un katılımlarıyla ve izleyicinin yoğun ilgisiyle gerçekleştirilen film sonrası söyleşide, öncelikle filmin sonu hakkında sorular soruldu. Sonunu izleyiciye bırakmayı tercih ettiğini belirten yönetmen, herkesin bir gün birbirine dönüşebileceğini, seyircinin de bu konuda düşünmesini istediğini söyledi. Filmdeki iki karakterin eşcinsel bir ilişki yaşıyor olmalarının, eşcinsel kitle tarafından nasıl karşılandığı sorusuna cevap veren yönetmen, filmin KuirFest`te gösterildiğini ve çok olumlu tepkiler aldığını belirtti. Filmde, ana akım sinemadan farklı olarak karakterlerin eşcinsel olmasının filmin kurgusu içinde bir farklılık yaratmadığını, filmin probleminin çiftin eşcinsel bir ilişki yaşaması olmadığını belirten yönetmen, eşcinsel olmanın `normal` sunumunu amaçladığını söyledi. Adalet konusunu tıbbi bir pencereden tartışan filmin yönetmeni, filmin gazete haberlerinde her gün gördüğümüz bu durumunların tıbbi bir ahlak tartışması içine girmek için değil ama bu konunun tartışılmasına olanak sağlayabileceğini belirtti. Diğer filmleriyle tematik ve üslup bakımından benzerlikler olduğunu vurgulayan yönetmen, metafizik inançları olmadığını ama kader teması üzerine çalışmanın heyecan verici olduğunu ve insanın hayalgücünü geliştirdiğini söyledi. Filminde katı ve ikiyüzlü insanları eleştirmeye çalıştığını belirten yönetmen, sınıfsal bir eleştiri sunmadığını ve herkese eşit durmaya çalıştığını da sözlerine ekledi. Filmin asıl derdinin sınıfsal çelişki ve adalet duygusu olduğunu belirten yönetmen, nar tanelerinin dağıldıkları an kendi adalet arayışları içine gireceklerini vurguladı. Oyuncular İdil Fırat ve İrem Altuğ ise, Ümit Ünal gibi bir yönetmenle çalıştıkları için çok şanslı olduklarını belirttiler.      

Festivalde bugün ayrıca Ekmek, Değişim ve Sosyal Adalet bölümünde Mohamed Diab’ın 2010 yapımı Kahire 678 adlı filmi seyirci ile buluştu. Dünya Sineması bölümünde, 2011 yapımı Hanımefendi ve Kum adam gösterime sunuldu. Filmin yönetmeni Peter Luisi’ de, filmin ardından seyircilerle buluştu.

Ulusal Belgesel Film Yarışması gösterimlerinin ilk bölümü Batı Sinemaları’nda başladı. Belgesel Filmleri, Sinema yazarı Ceylan Özgün Özçelik, Yönetmen Çayan Demirel, Yönetmen Mihriban Sezen, Akademisyen Nazmi Ulutal ve Yönetmen Şehbal Şenyurt’dan oluşan seçici kurul değerlendirecek.

Bahceşehir Üniversitesi Kısa Film Atölyesi, Alman Kültür Merkezindeki ikinci gününde, öğrencilerin sinopsisleri üzerinden çalışmalarına devam etti. Yaklaşık 20 öğrencinin katıldığı atölye çalışması yarın sona erecek.

Gonca Savaş & Müge Çetinkaya


Festivalden Görüntüler:

http://www.flickr.com/photos/46887944@N07/sets/72157629613397537/

 

Yorumlar