Bağlantıda kalın

Figüran mı Jön mü?

Öncelikle bu türlü bir başlığı neden seçtiğimi söyleyeyim sizlere. Hani şu Yeşilçam filmleri var ya, unutulmaz replikleri ile çocukların, kavga sahneleri ile yetişkinlerin hafızalarına kazınmış, hala unutulmamış ve her seferinde ilk defa vizyona girmiş gibi seyrettiğimiz o filmler…

Örneğin; “Babaların Babası, Sahte Kabadayı, Üç Kağıtçılar (halk arasında Aslan Babanın Aslan Oğlu adıyla anılırdı), Köfteci Holding, İnek Şaban, Baba Kartal, Ana Kurban Can Kurban gibi sayısız film… Bu filmlerin isimleri arama motorlarında arandığında jön olarak bildiğimiz ve tanıdığımız Cüneyt Arkın, Kemal Sunal, Kartal Tibet, Fatma Girik, Serdar Gökhan gibi isimler görürüz. Yüzleri hemen gözümüzde canlanır. Fakat yan rollerde filmi film yapan o karakter olmazsa filmde o sahnenin bir anlam taşımayacağı isimler… Onları sadece fotoğrafını görürsek tanırız.

İşte bu yazı dizisinde sizlere jönlerimizin onları döverek kendilerini ünlü yapan yüzleri tanıtmaya çalışacağım…

İlk olarak bu isimden başlamamın özel bir sebebi yok fakat biliyorum ki gördüğünüz fotoğrafta onu hemen tanıdınız. İşte o İbrahim Kurt adı ile Yeşilçam’da sima olarak tanınmış kimi zaman küçücük yevmiyelere kimi zaman bedavaya rol alıp sessiz sedasız hayata hayata veda etmiş bir yüz…

Gerçek adı Halil İbrahim Kurt olan oyuncumuz 1 Ocak 1940 Sarıyer doğumludur. Kabataş Erkek Lisesi’ni bitirdikten sonra babasına yardım etmeye başlayarak çalışma hayatına atılmıştır. Boş zamanlarını bir kaç arkadaşı ile Erol Taş’ın kahvesi olarak bilinen mekanda geçiren “At Hırsızı” lakaplı Halil İbrahim, biraz daha kazanırım umudu ile setlere hamal olarak gitmekteydi.

Osman F. Seden’in yapımcılığını üstlendiği Yarın Çok Geç Olacak filminin setine kahveden hamal oalrak götürülmüştü. 1967 senesi aydınlık bir öğle üzeri sette eksik olan adı bilinmeyen bir tiyatro oyuncusu İbrahim Kurt’un yolunu açtı diyebiliriz. Ediz Hun, Süleyman Turan ve Tanju Gürsu gibi sadece malzeme temin ederken gördüğü jönler vardı. Konuşmak yasak, imza ve resim istemek yasak… Anlaşma böyle!

Beklemekten sıkılan yönetmen Mehmet Dinler arkadaşlarının at hırsızı diye andığı adama dikkatle bakmaya başladı. İbrahim Kurt Kemal Sunal’a anlatıyor:

“- Bana bak, gel buraya!
diye çağırdı. Kendi kendime yine ne döktünüz diye yanına gittim. Süzdü, omuzumdan bir sarstı.

– Oğlum sen Tanju Ağabey’inden bir dayak ye de aklın başına gelsin…
Dedi ve kahkahayı bastı. ben anlamadım tabi. Yarım saat falan sonra bir kızcağız,

– Sahne tekstiniz burada, hareketlerinizi ve sözlerinizi iyi öğrenin, Osman Bey beğenmezse rolünüze son verir.
Deyip gitti…

Sabah 6’da sette olmam lazımdı. Sadece jönleri evden alıyorlar. Sarıyer’den kah Galata’ya, Kah Zeytinburnu falan erkenden yürüyüp gitme maceraları başladı.

Geç kalırmıyım, ilk ben gidiyorum!”

İbrahim Kurt hamal yevmiyesine rolünü oynuyor, kimseyle konuşmadan ve fotoğraf çekilmeden görevini tamamlıyor. Sonrasında 2 yıl kadar setlerde hamallığa devam ediyor.

Malkoçoğlu Cem Sultan filminde yönetmen Remzi Jöntürk yakın dostu Mehmet Dinler ile set kurulumu konusunda yardımlaşırken “Şu ışıkları silen çocuğu çağırsana” diyor İbrahim Kurt için. Bu filmde de ufak bir rol kapan Kurt’un önü açılıveriyor. Kendi seslendirmesini de yapıyor. Hiç masraf talep etmediği gibi çıkarmıyor da. Tehdit etme ve dövülme sahnelerini bir defada çekiyor, aldığı darbelerden şikayetçi olmuyordu. Fakat yine de sete çok zaman yürüyerek geliyor ya da yakınlarında bir kahvede sabahlıyordu. Elbette bu durumu geç olsa da 1996’da Tatlı Kaçıklar dizisine yenmiş, sürekli oynayacağı kendi deyimiyle bir “oyun” bulmuş olsa da bu durum kısa sürmüştür. Ama Mehmet Ali Erbil’in kendisini Aykut Oray ve Ayşen Gruda’nın oynadığı “Ana” dizisine yönlendirse de komedi dizisi olamsına rağmen mafya içerikli olduğundan dizi sansür almıştı.

Son olarak, Dönüşü Olmayan Yol filminde 2000 yılında Murat Soydan ile oynadı. Kısa da olsa Mehmet’i canlandırdı. Bu figür yaptığı son oyunuydu. 15 Ocak 2001 yılında tek başına yaşadığı Sarıyer’deki evinde vefat etti. Kalp krizinden kaybettiğimiz At Hırsızı’nın cansız bedenini aynı gün akşam evine giden ağabeyi bulup kaldırmıştı. Umuyorum ki artık bu figüranımızı bir filmde gördüğünüzde tanır ve adını hatırlarsınız…

Yorumlar