Bağlantıda kalın

Fikret Mualla

1903 yılında İstanbul’da doğan Fikret Mualla Saygı, eserleri kadar trajik ve bohem yaşamıyla da tanınan önemli ressamlardan biridir.

St. Joseph ve Galasaray Liselerinde eğitim görür. Futbolu çok seven Fikret Mualla ayağını kırar ve sakatlanır. Bu sarsıntıdan sonra yakalandığı gribi eve taşıması sonucunda annesi de hastalanır ve yaşamını kaybeder; bu sanatçının yaşadığı ikinci sarsıntı olur. Annesinin ölümünden duyduğu suçluluk duygusunun yanında babasının ikinci evliliği daha çok üzülmesine ve öfke duymasına neden olur. Babasının evliliklerini kabullenemez.

Bu olayların ardından Galatasaray Lisesi’ndeki eğitimini bırakıp İsviçre’de mühendislik okumaya gönderilir. Ona göre bu durum evden atılmak anlamına gelir. İsviçre’de resimle ilgilenmeye başlayan Fikret Mualla dönemin konsolosu Rıza Bey’in desteği ile resim eğitimi için Almanya’ya geçer.

Münih Güzel Sanatlar Akademisi’nde afiş ve desinatörlük eğitimi aldıktan sonra Berlin Güzel Sanatlar Akademisi’nde resim eğitimi de alır. Burada Hale Asaf ve Arthur Kampf’ın öğrencisi olur. Ekonomik sıkıntılar ve sakat oluşu nedeniyle yalnız kalmayı tercih eden Fikret Mualla alkol bağımlılığı nedeniyle tedavi de görür.

Resim çalışmalarını sürdürürken İtalya ve Fransa’daki sanat merkezlerini gezer. Babası ekonomik desteğini kesince 1937’de Türkiye’ye döner. Bir süre resim öğretmenliği yapar. Ayvalık’taki işini bırakıp İstanbul’a döner ancak sanat çevrelerinden ilgi görmez. Bunun üzerine bir süre edebiyatla ilgilenir ve 1932’de kendine yakın bulduğu Schiller hakkında Schiller (Şiller) 1759-1805, Hayatı ve Eserleri isimli kitapları yayımlanır. Ses dergisinde de Usera Karargahı ve Masal öyküleri yayınlanır.

Geçimini sahne kostümleri çizerek ve kitap resimleyerek sağlamaya çalışan Fikret Mualla Semiha Berksoy’a duyduğu ilgi nedeniyle Beyoğlu’na yerleşir. Lüküs Hayat, Deli Dolu gibi operetlerin kostümlerini çizer, Yeni Adam Dergisi’nin yazılarını resimler, bu dergide o dönemin sanatçı portre ve karikatürlerini yapar. Nazım Hikmet’in Varan 3 kitabıyla Benerci Kendini Nasıl Öldürdü oyununu resimler. Bu arada resim yapmaya da devam eder; suluboya ve desenlerden oluşan ilk sergisini açar ancak yine beklediği ilgiyi göremez.

İstanbul’da yaşadığı dönemde Salah Cimcoz kendi konağında çalışması için bir yer verir. Burada evin çocuklarına da resim dersi verir. Ancak ev sahibiyle yaşadığı bir tatışma sonucunda çalıştığı tüm portreleri parçalar ve portrelerini toplu halde çizdiği devlet büyükleri hakkında söylediği sözler sonucunda sorguya çekilir. Böylece polis korkusunu ömrü boyunca çeker ve bu olay nedeniyle bir buçuk yıl Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’de tedavi görür.

1938 yılında babasından kalan mal varlığını satarak Paris’e yerleşmek ister. Gitmeden önce Abidin Dino’nun isteği üzerine 1939’da Uluslararası New York Fuar’ında sergilenmek üzere İstanbul konulu tablolar yapar. Aynı dönemde Ses dergisi için yaptığı desenler müstehcen bulununca hakkında dava açılır. Fikret Mualla bu davadan beraat edince 26 yıl yaşayacağı Fransa’ya yerleşir.

Fransa’ya gittiği dönemde gündemde olan dışavurumculuk akımından o da etkilenir. Burada kısa bir süre lüks bir hayat yaşayan Fikret Mualla II. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla yine zor dönemler yaşar. İhtiyaçlarını karşılamak için yaptığı çalışmaları çok ucuza satar. Geçmişten gelen sıkıntıların etkisi ve Hale Asaf’a duyduğu aşkın karşılıksız kalması yüzünden hastanede birkaç defa daha tedavi görür. Ancak resim yapmaya devam eder. Sanatseverlerin koruması altında yaşamaya devam eden hastanedeyken Fikret Mualla Dina Vierny’nin korumasında resim yapar.

Hastanede yaptığı resimlerle 1954’te Paris’teki ilk sergisini açar. Bu sergiyi organize edenler de dolandırıcı çıktığı için eserlerin tamamı satılsa da eline para geçmez. Ancak bu sergi Paris sanat çevresinde tanınmasını sağlar. Birçok sanatçıyla tanışan Fikret Mualla Picasso’nun da dikkatini çeker. Birbirlerine tablolarını hediye ettikleri söylenir. İki yıl sonra bir sergi daha açar ancak bu sergiden sonra tekrar tedavi amacıyla hastaneye yatırılır. Daha sonra resimlerinin sürekli alıcısı olan Madam Angles ile tanışır.

Paris şehrini konu ettiği resimleriyle Paris’te iyice ünlenen Fikret Mualla’nın eserleri koleksiyonerler tarafından alınır. Düzenli bir hayat kuramaz ve 1962 yılında felç geçirir. Bakımını sanatsever Madame Fernande Angles üstlenir. Burada ölümüne kadar resim yapmaya devam eder ve çok sayıda eser üretir. 1967 yılında sinir krizleri nedeniyle bir bakımevine yatırılan Fikret Mualla aynı yıl ölür ve Kimsesizler Mezarlığı’na gömülür.

Cenazesi 1974 yılında Türkiye’ye getirilerek Karacaahmet Mezarlığı’na gömülür.

Oturan Adamlar, Kafe, Bar, Marsilya’da Fransız İşçileri Bir Kahvede, Haliç ve Süleymaniye, Paris’te Bir Sokak, Baloncu ve Balıkçı isimli tabloları tanınmış çalışmaları arasındadır. Paris’teki çalışmaları satın alınarak Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nde Fikret Mualla Salonu oluşturulur.

Birçok eseri yakınlarının ve koleksiyonerlerin elinde olan Fikret Mualla adına Paris’te Fikret Mualla Dostları Derneği bulunuyor. 1976’da yakınlarının ve koleksiyonerlerin elinde bulunan eserleri bir araya getirilerek sanatçının adına Ankara’da bir sergi de düzenlenir.

Sanatçının Eserleri: Fikret Mualla – Maroon Galeri

Yorumlar