Bağlantıda kalın

Genel

Grup Sergisi ENTROPİ Galeri Zilberman'da

Küratörlüğü Vassilios Doupas tarafından gerçekleştirilen ve Christoph Büchel, Maurizio Cattelan, William E. Jones, Annika Von Hausswolff, Kay Rosen ve Frank Selby’nin yeni ve güncel işlerini öne çıkaran bir grup sergisi olan “Entropi” Galeri Zilberman’da. Serginin açılışı 1 Kasım’da yapılıyor…

Termodinamikte, “entropi”, bir sistem içerisindeki düzensizliğin seviyesi ile ilişiklendirilmiş bir terim. Kültürel ve politik teoriye uygulandığında ise, entropi, geniş anlamda, kapalı bir sistemdeki tahrip edici / yıkıcı unsurların ve denge bozucu kuvvetlerin tanınması olarak da yorumlanabiliyor.

Bu sistemlerden birisi de dilbilimsel sistem. Yaygınca kabul görmüş bir kurallar kümesinden oluşan dil, soyut bir işaretler ve semboller sistemi ve anlamın kuruluşu sık sık çeşitli bağlamlara ve öznel yorumlamalara bağlı. Bu bağlamda, görünürde sabit, değişmez olan bir sistemin düzeni küçük bir değişiklik ile bozulabilir veya belirli seviyedeki bir ikirciklilik anlamı etkin bir biçimde değiştirebilir. ADD AND END’de (EKLE VE BİTİR), Kay Rosen’in üç sözcükten oluşan Short Story | Kısa Hikaye’sinde de durum bundan ibaret. Son dizilişte, N yerine D ve A yerine E koyarak, Rosen kaydırım yoluyla anlam yaratır ve açık uçlu bir anlatının kısa ve öz bir biçimde ortaya çıkmasına olanak sağlıyor. Rosen, işin ilginçliğinin, “dilbilimsel dizilişi bozarak, beklenen işlevi aşan ve üstünde performans sağlayan paternler ve sistemler ortaya çıkartan bu küçük birimlerin yokluğunda, varlığında, yeniden düzenlenmesinde veya değiştirilmesinde” yattığını anlar.

Dilbilimsel sistemlerin ve iletişim modellerinin parçalanması, Frank Selby’nin başlıca ilgi alanları arasında. Ayaklanmalar, isyanlar ve sosyal çalkantılar ile ilgili girift çizimleriyle tanınan sanatçı, çalışmasının konusundan, dil ile ilgili deneyimlenen bir başarısızlığın akabinde bir krizi ortaya çıkardığı insanlara dair örnekler olarak bahsetmekte. Krizin bu dışavurumu ise daha sonra başka bir iletişim biçimini oluşturmakta.

Otoritenin dili, William E. Jones’un, polis memurlarına yönelik, bir şüpheliyi (silahla) vurup vurmayacaklarına içgüdüye dayalı karar verebilmeleri için eğitici bir filmi olan Shoot Don’t Shoot’ta (Vur Vurma) kullanılmakta. Sergi sanatçının kitlesel hükümet gözetlemesi ve etkilerine odaklanan iki filmine daha ev sahipliği yapmakta: Bay of Pigs (Domuzlar Körfezi) ve Mission Mind Control (Görev Zihin Kontrolü). Mission Mind Control, ABD hükümetinin halüsinojenik uyuşturucular ve beyin yıkama ile yapılan gizli deneyleri üzerine bir araştırma raporuna dayalı. 1979’da televizyondan kasede çekilen ve reklamları da içeren orijinal kayıt, soyut, psikodelik bir animasyona dönüşmekte.

“Taliban” ruhu içinde, Christoph Büchel askeri “psikolojik operasyonlar”dan büyülenmiş. Sanatçı, ABD ordusu tarafından Afganistan ve Irak’ta (uçaktan) bırakılan 120’nin üzerinde propaganda kitapçığı / bildirisi ve bunların yanısıra benzer materyallerden oluşan bir sanatçı kitabı oluşturmuş. Bu sergide, sanatçı, 2001-2006 tarihli Made in Afghanistan (Afganistan’da Üretilmiştir) serisinden bir halıyı sunmakta. Çalışma, global kapitalizm ve Amerikan hegemonyası üzerine bir diğer politik olarak direkt, ancak şakacı bir yorum ve Büchel’in, değişime gebe, kurgulanmış gerçeklikler olarak açığa çıkararak, egemen ideolojilerin güçlerinin sır(la)rını çözme, aydınlığa kavuşturma tercihini yansıtıyor.

Maurizio Cattelan’ın bir kırık kasaya dair polaroidi, sanatçının kurumsal eleştirinin faili olarak saldığı nam ile tutarlı. Cattelan, sıkça, kapitalizm sonrası aneminin panzehiri olarak, terörizm, hırsızlık ve gerçekten kaçış temalarını araştırmış, Arte Povera’nın kalıtlarına kara mizah, “düşük” sanata ve huzur bozucu vücut hareketlerine dair referanslar külliyatı aşılamış.

Annika von Hausswolff’un çalışması, fotoğrafçılık, heykel ve performans arasında rahatsızca oturmakta. Sanatçı, izleyicinin bakışını “hack” eden “durumlar” yaratarak, kişisel olan ile politik olan arasındaki ayrımı deşifre etmesi daha zor hale getirir. Masa örtüsü ile örtülmüş bir çiftin görüntüsü tekinsizce çarpıcı ve arsızca budaladır; sanatçı tüm eylemi izleyiciye yönlendirir, izleyici de resimlerin – ve uzantısı olarak bir diğer anlatının – önünde bir konum seçmeye zorlanıyor.

Bir anarşik kaos estetiğini reddederek, sergi; ikirciklilik, mizah ve (olduğundan) az göstermeyi, toplumun “büyük anlatıları” üzerinde kritik ve dekonstrüksiyonist perspektifler yetiştirmek için kinayeli olarak kullanmakta.

Sanatçılar Hakkında:

Christoph Büchel (d. 1966, CH)’in aralarında MACBA, Barselona; PS1, New York; Migros Museum, Zürih; Kunsthalle St. Gallen, MAMCO, Cenevre; Palais de Tokyo, Paris; Palazzo Grassi, Venedik; Swiss Institute, New York’un da olduğu müzelerde önemli sergileri olmuştur. 51inci ve 52nci Venedik Bienali’ne, Frankfurt’taki Manifesta 4’e, Yunanistan’da 3üncü Thessaloniki Bienali’ne ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Sharjah Bienali 7’ye dahil olmuştur. Düzenli olarak Hauser and Wirth’de, Londra’da ve Zürih’de görünmektedir.

Maurizio Cattelan (d. 1960, IT) 90’ların en önemli kavramsal sanatçılarından biridir. Çalışmaları, MoMA, New York, Guggenheim Museum, New York ve Beyeler Foundation, Basel’in de aralarında olduğu pek çok müzede sergilenmiştir.

Kendi kuşağının en başarılı İsveç’li sanatçılarından biri olan Annika von Hausswolff’un (d. 1967, SE), aralarında Aarus KunstMuseum, Kopenhag, Magasin 3, Stockholm, La Conservera, Murcia, İspanya’nın da olduğu müzelerde ve aralarında Victoria Miro, Londra, Air De Paris, Paris ve Andrehn-Schiptjeno, Stockholm’un da yer aldığı pek çok galeride çalışmaları sergilenmiştir. 1999’daki Venedik Bienali’nde İsveç’i temsil etmiş, İtalya’nın birleşmesinin 150. Yıldönümü özel edisyonu olan 54üncü Venedik Bienali’ne de çalışmalarını sergilemek üzere seçilmiştir.

Frank Selby (d. 1975, US), Atina, Paris, Miami ve New York’ta kişisel sergiler gerçekleştirmiştir. Son zamanlarda, Southeastern Center for Contemporary Art, ABD’de bir müze sergisi olmuş ve FLAG Foundation, New York, DePaul Museum, Chicago ve The Drawing Centre, New York’ta çalışmaları sergilenmiştir.

Kay Rosen’in (d. 1949, US) dile dayalı resimleri, çizimleri, edisyonları ve yerleştirmeleri müze ve kurumlarda, ulusal ve uluslararası düzeyde onlarca yıl boyunca sergilenmiştir; bunlar arasında en göze çarpanları, The Museum of Modern Art, New York; The Museum of Contemporary Art, Los Angeles (burada 1998-99’da retrospektif bir sergisi olmuştur); MASS MOCA, North Adams, Massachusetts; The Whitney Biennial; Witte de With Center for Contemporary Art, Rotterdam olup, ayrıca ABD ve Avrupa’da sayısız kişisel galeri sergileri gerçekleştirmiştir. Rosen’in büyük ölçekli duvar boyama projeleri, halihazırda Christchurch Art Gallery, Yeni Zelanda; The Art Institute of Chicago; Aspen Art Museum; Indianapolis Museum of Art; The Museum of Fine Arts, Boston; Contemporary Art Gallery (CAG), Vancouver; Marabouparken, Sundbyberg, İsveç; MKG127, Toronto; ve Fri Art, Fribourg, İsviçre’de sergilenmektedir.

William E. Jones (d. 1962, US) bir sanatçı ve film yapımcısıdır. Çalışmaları Cinémathèque Française ve Musée du Louvre, Paris’te, Uluslararası Film Festivali Rotterdam’da, Sundance Film Festival’inde, Museum of Contemporary Art, Los Angeles’ta ve Museum of Modern Art, New York’ta gösterilmiştir. Filmleri ve videoları have been the subject of retrospectives at 2005’te Tate Modern, Londra’da; 2010’da Anthology Film Archives, New York’ta; 2011’de Austrian Film Museum, Viyana’da ve 2011’de Oberhausen Film Festivali’nde gösterilmiştir. New York’taki Whitney Museum of American Art’ın 1993 ve 2008 Bienal Sergileri’ne dahil edilmiştir. Çalışmaları 2009’daki 53üncü Venedik Bienali’ndeNordik pavyonunda ve 12nci İstanbul Bienali’nde, 2011’de “Untitled (Death by Gun) | Başlıksız (Tabanca ile Ölüm)” başlıklı sergide gösterilmiştir. Whitecube, Londra, The Modern Institute, Glasgow, Rafaella Cortese, Milan ve David Kordansky Gallery, Los Angeles, CA’nın da aralarında olduğu pek çok galeride görülmüştür.

Etkinlik : Grup Sergisi
Tarih     : 2 Kasım 2013
Mekan   : Galeri Zilberman
Adres    : İstiklal C. Mısır Apt. No: 163 K:3 D:10 Beyoğlu, İstanbul

Yorumlar