Bağlantıda kalın

Genel

Hermann Broch

20. yüzyılın çok boyutlu romanlarıyla uluslararası ün kazanmış Avusturya’lı ünlü yazar ve filozof Hermann Broch, 1886’da Viyana’da doğar. Hermann Broch, çok küçük yaştan itibaren müziğe ve bilime ilgi duymasına rağmen babasının ısrarlarına boyun eğerek Mülhausen – Alsas’ta bir tekstil okulunu bitirir ve bu mühendis olur. 1907 yılında askere alınır ancak sağlık sorunlarını gerekçe göstererek ordudan ayrılır. Bir süre babasının fabrikasında yöneticilik yaparak Avusturya Sanayiciler Birliğine katılır.

Yazar ve edebiyat eleştirmeni Franz Blei ile kurduğu arkadaşlık sayesinde Viyana’daki edebiyat çevrelerine girer. Aynı yıllarda Robert Musil, Franz Werfel gibi yazarların yanı sıra kitaplarını hayranlıkla okuduğu Karl Kraus ile tanışır. Soyut bilimlerle ilgili yazılar yayınlayan Der Brenner adlı dergi 1913 yılında Broch’un ilk yapıtlarını yayımlar.

Birinci Dünya Savaşı yıllarında garnizon hastanesinde yöneticilik yapan Hermann Broch, edebiyatta ekspresyonizm konusuyla hesaplaştığı “Metodolojik Bir Öykü” adlı eserini savaştan hemen sonra yayımlar. Savaştan sonra fabrikalarını modernize etmekle uğraşan yazar, ekonomik olarak zor duruma düşer. Ekonomik sıkıntıların üstesinden gelemeyeceğini anlayınca da, 1927 yılında sadece zihinsel üretime zaman ayırmaya karar vererek fabrikasını satar ve kendini tümüyle yazın dünyasına adar. 1926 – 1930 yılları arasında Viyana Üniversitesi’nde psikoloji, matematik ve felsefe okur.

Savaş yıllarında yazmaya başladığı ve Birinci Dünya Savaşı’nın analizi niteliğindeki üçlemesi olan Die Schlafwandler, Uyurgezerler’i tamamlar. Bu romanında geleneksel değerlerin yıkılmasını ve buna bağlı gelişen bütünselliği konu alır.  Romanın üç kahramanı; Prusyalı asilzade Pasenow, Ren bölgesin burjuvalarından Esch ve Alaskalı işadamı Huguenau burjuva dünyasındaki çöküşün değişik evrelerini simgeler. Bu üçlemenin ilk iki romanında geleneksel biçimleri kullanan Broch, son bölümde kapalı roman biçimini yıkarak yeni bir tarz dener ve bilinçaltı gibi bilinç üstünün de belirgin olması gerektiğini savunur.

Bu romanda uzun yıllar  üzerinde çalıştığı, James Joyce’un ünlü eseri Ulysses’in etkileri göze çarpar. Avrupa toplumunun 1888 – 1913 yılları arasındaki çöküşünü ele alarak gerçekçi tavrın romantik ve anarşist tavırlara karşı kazandığı zaferi anlatır. Tarihsel sürece paralel olarak gelişen roman 19. yüzyıl gerçekçiliğinin incelikli parodisinden dışavurumculuğa yönelerek, şiir, tiyatro, öykü, deneme gibi farklı biçimleri bir araya getiriyordu.

1934 – 1935 yılları arasında yazdığı “Der Versucher 1953 – Baştan Çıkaran” adlı eserinde kitle isterisi kuramın, Hitler yanlısı bir yabancının bir dağ köyü halkına hükmetmesini anlatır. 1935’te önce Seefeld – Tirol’e ardından da Steiermark’a taşınan Hermann Broch, Viyana Radyosu için Kültürün Sonunda Edebiyat konulu bir öykü yazar. Bu öykü daha sonra Tod des Vergil adlı başyapıtının temellerini oluşturur.

1935’te tutuklanan Hermann Broch bir süre bir nazi hapishanesinde kalır. Bu sürede Rilke’den esinlenerek Kader Ağıtları’nı yazar, bu eserde Tanrı, kader ve ölümle olan hesaplaşmalarını anlatır. Aralarında James Joyce’un da bulunduğu sanatçı arkadaşlarının uluslararası düzeydeki çabaları sonucu serbest bırakılan Broch, 1940 yılında Avrupa’dan daha az tanındığı ABD’ye göç eder.

1935 yılında yazmaya başladığı, geç dönem yapıtlarından biri olan Der Tod Des Vergil-Vergilius’un Ölümü’nü 1945 yılında tamamlar. Bu kitabı hem Almanca hem de İngilizce olarak yayımlanır. Vergilius’un ölümünden önceki son 18 saatini anlattığı romanda, ölümcül hastalığa yakalanan şair Vergil’in sanatı yüzünden hayata yabancılaştığı için büyük emekler harcayarak yazdığı Aeneis adlı eserini yok etmeye karar vermesini ancak son anda bu fikrinden vazgeçerek Aeneis’i imparator Augustus’a teslim etmesi anlatılır. Ayrıntılı biçimde kurulan iç monolog, şairin yok olmaya mahkum bir çağda sanatın anlamına ilişkin kuşkularını dile getirir.

Bu roman edebiyatta kurgunun teknik olarak ne kadar ilerlediğinin bir kanıtı olarak kabul edilir. Thomas Mann; Vergillius’un Ölümü hakkında “Bugüne kadar romanın esnek ortamı bağlamında gerçekleştirilmiş en sıra dışı ve en temel deneylerden biridir” yorumunu yapar. Hermann Broch, bu eserinde şiirden bilgilendirme amacıyla yararlanmak ve felsefeyi sanat boyutuna yükseltmek tutkusuyla hareket eder.
Vergillius’un Ölümü batı edebiyatında ve roman düzleminde sanata yöneltilmiş en temel ve aynı zamanda en acımasız sorgulamalardan biri olarak kabul edilir. 1950 yılında bu eseriyle Nobel Edebiyat Ödülünü kazanır. 20. yüzyılın şaheserlerinden biri olarak kabul edilen bu eser, Ahmet Cemal’in yaklaşık 40 yıllık bir çalışmasıyla Türkçe’ye kazandırılır.

Dünya çapında büyük başarı sağlayan bu yapıtını tamamladıktan sonra Broch, insanlara doğrudan doğruya yardım etmeye daha uygun olan bilimsel çalışmalara yönelir. Kendini siyasal kuramcılığa ve Avrupalı mültecilere yardım etmeye adar. Princeton Institute for Public Research’te araştırmalar yaparak politik kuramı kendi anlayış teorisiyle bağdaştırdığı “Kitle Psikolojisi”ni geliştirir. 1940’lı yılların sonralarına doğru insan onurunun korunmasına ilişkin beyannamesiyle UNO’ya başvurur.

Masumlar adlı romanında adalet kıstaslarına göre masum olan ancak içinde bulundukları siyasi yapılanma nedeniyle ahlaki olarak suçlu duruma düşen insanları anlatan yazarın 1933 yılında yazmaya başladığı ancak bir türlü tamamlayamadığı Dağların Romanı, ölümünden iki yıl sonra Büyü adıyla yayınlanır. Bu romanda siyasi körlüğü nedeniyle geleceği göremeyen bir vaizin ekseninde törensel biçimde bir insanın kurban edilişini ve kitle çılgınlığını anlatır.

Hermann Broch, yeni edebiyat tekniklerini ustaca kullandığı romanlarında, insan deneyimini biyolojiden metafiziğe kadar bütün boyutlarıyla yansıtır. Broch’un dili bir yandan ilk bakışta yazarın ne demek istediğini hemen vermez, öbür yandan da o kadar zengindir ki  amacına varır; yani yazarın istediği şekilde varlık ve dünyayı bütünlüğü ile ifade eder.

Hermann Broch, 30 Mayıs 1951’de New Haven’de geçirdiği kalp krizi nedeniyle yaşamını yitirir.

Yorumlar