Bağlantıda kalın

Kaos ve Müzik

Kaos terimi kavram olarak, evrenin düzene girmeden önceki biçiminden yoksun, uyumsuz ve karışık durumu olarak açıklanır.(1) Bu açıklamadan yola çıkarak düzensizliğin ve karmaşanın hakim olduğu bir durumun, kendi içinde düzene ulaşılan bir sistem olduğu varsayımı çıkarılabilir.

Evrenin ve insanlığın doğal düzeni kısırdöngüsel bir biçimde kaosa dayandırılabilir. Yunan mitolojisine göre de “her şeyden önce varolan” kaos, Latince’de “evrenin özü”dür ve dolayısıyla evren, düzensizliğin düzenidir denilebilir.

Bir başka deyişle kaos, düzenlemede başarısızlığa uğramış bir çaba, alternatif bir düzenden çok düzenin yokluğu olarak algılanır. Kısaca belirsizliktir. Belirsizlik kaosun ya da düzensizliğin özüdür. Düzen ile kaos arasında ancak insan faaliyetlerinin titiz bir yönetimi durabilir.

Ancak olayların plansız ve tasarlanmamış akışı olarak kaos üzerinde düzenin zaferi hiçbir zaman tam değildir. Kaos, tasarlanan düzenin tamamlanmasını ilelebet erteler. Kaosa karşı mücadele görünür bir sonuca ulaşmaksızın sürüp gidecektir.(2) Bir durumdan çok bir süreç, bir var oluştan çok bir oluşum olarak kaos her yerde ortaya çıkar.(3) Yunanca karşılığı olan “dipsiz uçurum”, evrenin ve insanın iç dünyasının sınırsızlığı ile özdeşleştirilebilir. Bu iç dünyanın sınırsızlığı, yine kendi içinde sınırsız olan müzik ile bağdaştırıldığında kaos ve müzik ilişkisi tartışılabilir.

MÜZİK

Müzik, insanlık tarihi kadar eskidir. Çünkü müzik doğadan, doğanın taklidinden ve insandan gelir. Müziği oluşturan en önemli iki öğeden biri ses, diğeri ise bu sese bağlı olarak düzenlenen ritmik yapılardır. (4) Müzik terimi sözlük maddesi olarak, bir takım duygu ve düşünceleri belli kurallar çerçevesinde uyumlu seslerle anlatma sanatı, bu biçimde düzenlenmiş seslerden oluşan eserlerin okunması veya çalınmasıdır. (5)

Kökeni “muse” yani ilhamdan türemiş, doğa seslerini taklitten yola çıkılan, kelimelerle anlatılamayan duygu ve düşüncelerin notalar ve sesler yardımıyla anlatımı, armoni, melodi ve ritm gibi öğelerden oluşan, evrenin sesi, ortak dil, soyut sanat gibi çeşitli tanımlarla açıklanan müzik, Edgar Varese tarafından “organize sesler” olarak tanımlanmıştır. Guiseppe Verdi “müzikte melodiden, armoniden daha fazla bir şey var; müzik.”, Sergei Rachmaninoff “müzik yaşam için yeterlidir, ancak yaşam müzik için yeterli değildir” demiştir. Müzik, kaos evreninde bir huzur aracıdır.

Müzik adamlarının müziği çeşitli biçimlerde tanımladıkları bu sözlerden çıkarabileceğimiz ortak sonuç, aslında müziğin soyut ya da somut terimlerle kısıtlı bir biçimde açıklanamayacağıdır. Müzik bir bilim olarak, sanat dalı olarak, bir eğlence biçimi olarak, meslek olarak ve her kesimden insanın üzerinde yarattığı etki açısından çok farklı şekillerde incelebilir. Müziğin kendisi ve onu inceleme biçimleri içindeki karmaşaya konumuzla alakalı olarak müziğin kaotik boyutuna ve kaosun müzik üzerindeki etkisi ile kaos ve müzik arasındaki ilişkiye göz atmak gerekebilir.

KAOS ve MÜZİK

Kaos ve müzik terimlerinin ayrı ayrı nasıl kavramlaştıklarını az çok gördükten sonra, kaos ve müzik hakkında bir deneme yazılabilir. Özetle kaos için ‘kargaşa’, müzik içinse ‘organize sesler’ akla getirilirse ikisi arasındaki ironik bağ göze çarpar. Müziğin tümü için bir organize olma durumu söz konusuysa, ilk bakışta herhangi bir kaos içermediği düşünülebilir. Ancak, kaosu tartışırken sık sık karşımıza çıkan düzen kelimesi göz önünde bulundurulursa, bu organize yani düzenli seslerin kaosa yani düzensizliğe dönüşmesi de an meselesi demektir.

Bir kere kaos evrenin doğal düzeniyse, müzik de evrenin bir parçası olarak bu karmaşık ve doğal düzenin her zaman içinde demektir. Kendi içindeki düzeni de evrenin düzeni ile beraber hem ortak bir düzen hem de ayrı bir kargaşa yaratabilir. Evrenin ve doğanın müziğini göz ardı edersek, bir insan yaratısı olarak müzik, toplumsal bir varlığın elinden çıktığı için toplumsal koşullara göre şekilleniyor demektir. Tam da bu noktada konuyu bir alıntıyla örnekleyebiliriz:
“Müzik alanında hiç bir sorun “kendi başına var” değildir; öteki sorunlarla birlikte vardır ve onlarla sürekli etkileşim içindedir; hiç bir müzik sorunu nedensiz ve birdenbire oluşmamıştır, bir takım nedenlerden kaynaklanarak, geçmişten bugüne tarihsel süreç içinde oluşmuştur; ve hiç bir müzik sorunu ”toplumsal yaşamdan ayrı olarak var” değildir, toplumsal yaşamla birlikte ve onunla bağımlı olarak vardır.” (6) Sağlıksız toplumsal gelişme olgusunun müzik alanına yansıması, tam bir “kaos” görünümü sergilemekte; toplumsal koşullara bağımlı olarak müzikte kaos yaşanmaktadır.

İşte bu açıklamadan da anladığımız üzere, toplum ve ona göre şekillenen müziği de tıpkı kaosun özü gibi kendi düzeninin içindeki düzensizliklerden beslenmektedir. Bu döngü asla sona ermeyerek gelişecektir. Gerçi müzikteki kaos derken mutlak bir olumsuzluk sergilenmek istense de felsefi ve sosyolojik açıdan düzenin tamamlanmasını engellese de sürekliliğini devam ettirmesi açısından kaosun müziğe katkı sağladığı da düşünülemez mi?

Özetle, herhangi bir sonuca varma kısıtlamasına girmeden kaos ve müziği; tıpkı düzen ile kaos arasındaki ilişkide olduğu gibi, evrenin düzeninin insan faaliyetlerinin titiz bir yönetimi ile adına müzik dediğimiz toplumsal bir olguda değerlendirmek imkan dahilinde olabilir.

(1) Türk Dil Kurumu Bilim ve Sanat Terimleri Ana Sözlüğü
(2) BAUMAN, Zygmunt. Sosyolojik Düşünmek. “Düzen ve Kaos” bölümünden özet olarak alıntılanmıştır.
(3) GLEICK, James. Kaos. Kitap kapağından alıntılanmıştır.
(4) GÜNAY, Edip. Müzik Sosyolojisi. “Müzik” bölümünden özet olarak alıntılanmıştır.
(5) Türk Dil Kurumu Bilim ve Sanat Terimleri Ana Sözlüğü
(6) SUN, Muammer. Türk Toplumunun Müzik Sorunlarının Çözümünde Temel Görüş Ne Olmalıdır Makalesinden alıntılanmıştır.

Dr. Esra KARAOL
İTÜ Müzikoloji ve Müzik Teorisi

www.esrakaraol.com
ekaraol@yahoo.com

* Bu makale, yazar tarafindan 2007’de İTU Müzikoloji ve Müzik Teorisi Doktora Programı’nda Prof. Dr. Edip Günay’ın Toplum, Bilim ve Müzik dersi için yazılmıştır.

Yorumlar