in

Madde Kullanım Bozuklukları: Bağımlılık Yapan Maddeler ve Etkileri

Yazının birinci bölümü: Madde Kullanım Bozuklukları: Nedenler ve Genel Özellikler

1.4 Bağımlılık Yapan Maddeler

Bağımlılık yapan maddelerin bazıları psikolojik bağımlılık yapar, fizyolojik bağımlılık yapmaz. Bunlar esrar halüsinojenler ve inhalanlardır (uçucular). Bazı maddelerse hem psikolojik hem de fizyolojik bağımlılık yapar. Bunlar; alkol, opioidler morfin, barbitüratlar, kokain, amfetaminler ve sigaradır.

1.4.1 Esrar

bagimlilik-yapici-maddeler-5-minEn sık kullanılan psikoaktif maddedir. Yoğun psikolojik bağımlılık yapar. Kannabis, marihuana, haşhiş olarak da bilinir. Genelde sigara şeklinde kullanılır. Sigaranın organizma üstündeki olumsuz etkileri, esrar için de geçerlidir. 412 ayrı kimyasal madde içerir. Esrarın organizma üzerine etkileri; öfori, disfori, bellek ve öğrenme güçlüğü, algıda bozulma, problem çözme yeteneğinde güçlük, koordinasyon kaybı, taşikardi, ağız kuruluğu anksiyete ve panik bozuklukdur.

Akciğerdeki etkisi sigarayla aynıdır. Marihuana kullanımyla alınan katran ve karbonmonoksit miktarı sigara içiminden 5 kat fazladır. Esrar yoksunluk oluşturur. Esrarı uzun süre ve yüksek dozlarda kullananlar ani olarak bu maddenin kullanımını bıraktıklarında uykusuzluk, irritabilite, huzursuzluk, maddeyi arzulama, depresyon, tremor, terlemede artış, ağrı, anksiyeteye bağlı sinirlilik ve kırgınlık görülür. Yoksunluk bulguları 24 saat sonra başlar, 2–4 gün içinde doruk düzeye ulaşır. 14 gün içinde azalmaya başlar. Uzun süre kullanımlarda kalıcı hasarlar oluşur.

1.4.2 Halüsinojenler

Doğal ve sentetik halüsinojenlerin içinde en tanınmış olanı LSD’lerdir (lysergic acid diethylamide). Psilocybin, mescaline, harmine ve türetilmiş amfetaminler (MDMA, MDEA, MMDA) bu gruptandır. LSD kokusuz ve renksiz az da olsa acı bir tadı olan maddedir. Yenerek, emilerek veya sigara şeklinde kullanılırlar.

LSD’nin fiziksel etkisi; hipertansiyon, taşikardi, pupilla genişlemesi, iştah kaybı, terleme, ağız kuruluğu, uyuşukluk ve tremordur. Ruhsal olarak algı bozuklukları, tetikte olma, uyumsuz davranış değişiklikleri, paranoid düşünce, depersonalizasyon (kişinin vücudunun tümü ya da bir kısmına yabancılaşması) panik reaksiyonlara (bad trip) neden olur. Yüksek doz alımlarda görsel halüsinasyonlar, paranoyalar görülür ve panik gelişebilir. Bu durum kullanımdan 12 saat sonra silinmeye başlar. LSD kullanımı sonucu depresif yakınmalar ve şizofrenik bozukluk gelişebilir. Tedavide destekleyici yaklaşım gerekir.

1.4.3 İnhalanlar (Uçucular)

bagimlilik-yapici-maddeler-6-minUlaşımı kolay olduğundan sık kullanılmaktadır. Ev veya iş yerinde kullanılan çok sayıda sıradan ve ucuz ürünler, teneffüs edilebilir maddeler içerir. İnhalanlar solunum yoluyla burun ve ağızdan alınır. Yaygın olarak kullanılan uçucu maddeler aşağıda belirtilmiştir:

– Boyalar ve boyalarda kullanılan tiner ve incelticiler
– Yapıştırıcılar (uhular)
– Çakmak gazı olarak kullanılan bütan gazı
– Kuru temizlemede kullanılan maddeler (çözücüler)
– Benzin
– Yazı yazarken yapılan hataları silmekte kullanılan maddeler
– Sprey boyalar, saç ve deodorant spreyleri

Uçucu madde kullanımında, fiziksel bağımlılık nadiren gelişir ancak güçlü bir psikolojik bağımlılıkla tolerans gelişimi görülmektedir. Akciğer yoluyla süratli bir şekilde emilerek, hızla beyne ulaşırlar. Genellikle merkezi sinir sistemi depresanı olarak hareket ederler. Beyin üstüne doğrudan toksik etki yaptığı için oldukça zararlıdırlar. Etkileri, 5 dakika içinde görülmekte ve alınan maddeye, dozuna bağlı olarak 30 dakikayla saatler arasında sürebilmektedir.

bagimlilik-yapici-maddeler-8-minUçucu maddelerin neden olduğu fiziksel etkiler; sahte neşe hali, konuşma bozukluğu, uyuklama, nefeste koku, taşikardi, baş ağrısı, bulantı, kusma, burun kanaması, halüsinasyonlar, hezeyanlar, algı ve kontrol kaybı görülebilir. Saldırgan ve tehlikeli davranışlar uçucu madde kullananlar arasında sık olarak gözlenir.

En ciddi yan etkileri, uçucu maddelerin beyin ve kalp üzerindeki olumsuz etkilerinden dolayı solunum depresyonu, kardiyak aritmiler, asfiksi ve kusmuğun aspirasyonu nedeniyle ani ölümler görülmesidir.

1.4.4 Kokain

Kokain bir alkaloiddir ve Güney Amerika’da And dağlarında yetişen Erytroxylon Coca bitkisinin yapraklarından elde edilir. Kok, blow, cane, freebase olarak bilinir. İnhalasyon yoluyla, sigara gibi içerek ya da intravenöz yolla kullanılır. İntravenöz yoldan veya inhalasyon yoluyla alınan kokainin bağımlılık yapma potansiyeli diğer yollara göre daha yüksektir.

bagimlilik-yapici-maddeler-1-minKokain kullanımı sonucunda kan damarlarında vazokonstruksiyon, pupilla dilatasyonu, yüksek ateş, taşikardi, hipertansiyon gelişir. Yüksek doz ya da uzun süreli kokain kullanımı, sanrısal bozukluğa neden olur. Burundan kullanımı sonucunda müköz membranda ülserasyon gelişir.

Kokain kardiyak komplikasyonlar ve deliryumla ani ölüme neden olabilir. Kokain yoksunluğu, kokain açlığı belirgindir. Yorgunluk, suçluluk, anksiyete, depresyon görülebilir ve birkaç günde pik yapar. Tedavi semptomatiktir. Tespit etme, benzodiazepin, antipsikotikler, beta blokerler uygulanabilir.

1.4.5 Opioidler

Opioid, vücutta morfin gibi etki gösteren maddelerdir. Ana kullanım amaçları analjezidir. Opium türevleri ve sentetik maddelerinden oluşan diasetil morfin (eroin, smack, horse), metadon, kodein, oxycodone (percadon, percocet), meperidin, pentozasin vs. narkotik analjeziklere verilen bir addır.

1.4.6 Barbitüratlar ve Benzodiazepinler

Sedatif ve hipnotik ilaç grubundadır. Barbitüratlar ve diğer hipnosedatif ilaçların (örneğin benzodiazepinler, meprobamat ve kloral gibi) kullanılması sonucu oluşur. Bu ilaçlar genel tıpta ve özellikle psikiyatride; anksiyete, insomnia, kas spazmları, epilepsi ve diğer psikofizyolojik semptomları içeren hastalıkların tedavisinde sıklıkla kullanılan ilaçlardır. Benzodiazepinler, barbitüratlara ve diğer hipnosedatif ilaçlara göre, günümüzde daha sık kullanılmaktadır.

Bu ilaçlar fiziksel ve psikolojik bağımlılığa neden olur. İlaç çoğunlukla oral tablet halinde, nadiren de damardan verilir. İlaçların alkolle alınması etkiyi iki katına çıkarır. Bu ilaçlar hem reçeteyle hem de yasadışı kaynaklardan temin edilebilirler. Bu maddelerin doktor kontrolü dışında kullanımı da görülür. Bağımlılık yapma özelliğinden dolayı bu ilaçlar ülkemizde özel reçete (yeşil reçete) ile kullanılabilir. Reçete edilmiş ilaçları kullanan kişiler nadiren bunları kötüye kullanır. Kötüye kullanım ve bağımlılık, yasadışı kullanımlarda daha sık görülür. Sıklıkla alkol, esrar, kokain gibi diğer psikoaktif maddelere bağımlılıkla birlikte görülür.

Bu ilaçlar aniden kesilmemelidir. Ani kesilmelerde yoksunluk sendromu oluşur. Bu nedenle ilaç dozu aşamalı olarak azaltılarak kesilir.

1.4.7 Tütün ve Nikotin:

Tütün bağımlılığında en önemli etken nikotindir. Nikotin bilinen en sık bağımlılık yapıcı maddedir. Tütün içilmesi veya çiğnenmesi yoluyla alınır. Sigara tarzında veya başka şekillerde tütün dumanın inhalasyonu, zamanla bağımlılık oluşturur. Nikotin, Santral Sinir Sistemi’nde nöronların nikotinik nitelikteki kolinerjik reseptörlerini uyarmak suretiyle etki oluşturur.

Sigaranın içinde birçok sitotoksik(hücre öldürücü), mutajenik(hücrenin yapısını bozucu) ve karsinojenik(kanser yapıcı) madde bulunmaktadır.

Sigarada bulunan zehirlerden bazıları; Polonyum-210(kanserojen), Radon(radyasyon), Metanol(füze yakıtı), Toluen(tiner), Kadmiyum(akü metali), Bütan(tüpgaz), DDT(böcek öldürücü), Hidrojen Siyanür(gaz odaları zehiri), Aseton(oje sökücü), Naftalin(güve kovucu), Arsenik(fare zehiri), Amonyak(tuvalet temizleyicisi), Karbon Monoksit(egzoz gazı), Katran(asfalt) dır.

Tütün içenlerde nikotinin bazı etkilerine (bulantı, kusma ve başdönmesi gibi) tolerans gelişir. Nikotinin bağımlılığı hızlı gelişir. Bağımlılık oluşumu günlük sigara tüketimiyle paralellik gösterir. Sigarayı sık içen, uygun olmayan durumlarda bile içmek, sağlığını bozduğunu gördüğü ve bildiği halde içmekte devam etmek ve sabahleyin yataktan kalktığında ilk iş olarak sigaraya sarılmak gibi belirtiler bağımlılığı yansıtır.

Sigara dünyada meydana gelen ölüm nedenlerinin üst sıralarında yer almaktadır. Bu nedenle ülkeler sigara kullanımını kısıtlama ya da yasaklama eğilimindedirler. Sigaranın bağımlılık dışında çok belirgin hastalıklara yol açtığı bilinen bir gerçektir. Erken ergenlik döneminde, sigara içme akciğerin gelişmesine engel olur. İleri ki dönemlerde akciğer kanseri başta olmak üzere bir çok hastalığın nedenidir. Tütünü çiğneyerek kullanma diş çürüklerine, ağızda lökoplaki ve kanser gelişimine neden olur.

Nikotin yoksunluğu, nikotin alma isteği, irriabilite, öfke, anksiyete, yoğunlaşma güçlüğü, bradikardi, iştah artışı ile belirlidir. Yoksunluk sendromu birkaç hafta sürebilir. Tedavisinde, tiksindirme tedavisi, nikotin nasal sprey ve sakızları, transdermal nikotin uygulamaları uygulanır.

1.4.8 Amfetamin ve Türevleri:

Amfetaminler(D–amfetamin, metilamfetamin, metilfenidat, fenmetrazin, fenetilin vb.), santral sinir sisteminde dopaminerjik reseptörleri indirekt biçimde etkileyerek öfori yapan uykusuzluğa, yorgunluk ve açlığa karşı dayanıklılığı artıran ve iştahı azaltan psikostimülan ilaçlardır. Bağımlılar ilacı oral veya intravenöz yoldan kullanır. İntravenöz alınan amfetaminlerin pekiştirici etkisi ve toksisitesi oral verilmeye göre daha fazladır.

Amfetaminler başlangıçta diğer bağımlılık yapıcı maddeler gibi çeşitli etkenlerin verdiği zevki artırır, anksiyeteyi azaltır, enerjiyi, dikkati, kendine güveni, seksüaliteyi ve kişiler arası etkileşimin yarattığı heyecanları artırır. Ancak kronik amfetamin kullanılması zamanla libidoyu ve seksüel performansı tam olarak inhibe eder. Uykusuzluk yapar ve iştahı azaltır. Kişiye büyüklük duygusu verir, onu geçimsiz ve agresif yapabilir. Sürekli ve sık kullanılırsa aylar süren başlangıç dönemini psikoz belirtilerinin ağır bastığı ikinci dönem izler.

1.4.9 Kafein ve Metilksantinler

Dünya Sağlık Örgütünün listelediği bağımlılık tipleri arasında yer almasa da kafein, tütün ve alkolün yanı sıra en fazla kullanılan yasal bağımlılık yapıcı maddedir. Kafein; kahve, çay, çikolata ve kola gibi içeceklerde bulunur. Bunların aşırı tüketimleriyle bağımlılık oluşur. Kafein bağımlılığı özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde yaygındır. Sigara ve alkol bağımlılığına göre görülme sıklığı daha düşüktür.

Kafein de diğer bağımlılık yapıcı maddelerde olduğu gibi keyif verici, konsantrasyonu artırıcı ve öforizan etkileri nedeniyle kullanılır. Kafein yüksek dozda alınırsa doz aşımına bağlı ölüm vakaları bildirilmiştir. İnsanlardaki öldürücü dozu 3-8 gr. arasında değişir. Bu 30-60 fincan kahveye karşılık gelen bir dozdur.

1.4.10 Alkol

Alkol dünyada en eski ve çok yaygın olarak kullanılan yasal bir maddedir. Yasal bir madde olduğu için ulaşımı kolaydır. Bağımlılık yapıcı etkisi yüksektir. Aşırı alkol tüketimi ve alkolle ilişkili sorunlar tüm dünyada önemli bir sorundur. Alkol bağımlılığı; sağlık sorunları, trafik kazaları, intihar, suç işleme, aile parçalanması, ekonomik sorunlar ve iş hayatının bozulması vb. çok yönlü toplumsal sorunlara neden olur. Alkolle ilişkili bu sorunlar her sosyal sınıfta görülmektedir.

bagimlilik-yapici-maddeler-4-minAlkollü içkilerin etken maddesi etanoldür (etil alkol). Etil alkol, meyve tahıllarındaki karbonhidratların fermentasyonu sonucu kolayca elde edilebilmektedir. Bu nedenle, hemen her toplumda alkollü içecekler bilinmekte ve kullanılmaktadır. Alkol insan bedeni için toksik bir maddedir.

Etil alkol alındığı miktara ve kandaki konsantrasyonuna bağlı olarak santral sinir sisteminde öforiden koma ve ölüme kadar değişen etkilere neden olur. Alkol doğrudan kana karışan bir maddedir. Yiyecekler ve diğer alkolsüz içecekler gibi sindirilmez.

Alkol içen herkes bağımlı olmamakla birlikte, belli düzenle alkol alınması psikolojik ve çoğunlukla da fiziksel bağımlılık yapmaktadır. Yapılan araştırmalara göre; her gün 100 ml, kanda 100-150 mg alkol düzeyi yapacak biçimde alkollü içki tüketenlerde, 5 yıl içinde bağımlılık gelişmektedir. Çocuklarda ve kırk yaşından sonra alkole başlayanlarda bu süre 2-3 yıla inebilmektedir.

Alkollü içeceklerde içindeki alkol miktarına göre standart içki tanımı kullanılmaktadır. Farklı ülkelerde içki büyüklüklerine göre farklı standart içki tanımı kullanılır. Örneğin, bir standart içki Kanada’da 13.6g, Amerika Birleşik Devletleri’nde 14g, İngiltere’de 8g, Avustralya’da 10g, Japonya’da 19.75g etanoldür. Ülkemizde bir standart içki 12-14g etanol içerir (Bir şişe bira, bir tek rakı, bir kadeh şarap bir standart içkidir). Günde dört standart içkiden fazla ve haftada 14 standart içkiden fazla içen erkekler, günde üç standart içkiden fazla ve haftada yedi standart içkiden fazla içen kadınların ve 65 yaş üstü erkeklerin alkolle ilişkili sorun yaşama riski fazladır.

bagimlilik-yapici-maddeler-9-minAlkolden, kadınlar erkeklere göre daha çabuk etkilenir. Aynı miktar alkol alan aynı vücut ağırlığındaki bireylerde kan alkol düzeyi; kadınlarda, erkeklere göre daha yüksek olur. Bunun nedeni; kadınlarda, vücut yağ oranı daha fazla olduğu için etil alkolün dağılım hacmi erkeklerdekinden biraz daha azdır ve kadınların vücut ağırlığı genelde erkeklerinkinden daha az olduğundan bu da aynı miktar alkol alan kadın ve erkek arasındaki konsantrasyon farkında rol oynar.

Ergenllik döneminde, erişiminin kolay olması nedeniyle alkol sık kullanılabilir. Alkolün ergenlik dönemindeki gelişmekte olan beyne etkisi ile yetişkin beynine etkisi 14 farklıdır. Ergenlik döneminde beyin gelişim sürecindedir ve belli değişimler geçirir. Bu değişimler döneminde alkol alınması bilişsel yetenek, bellek ve planlamaya olumsuz etki eder. Haz merkezinde de önemli değişimlere neden olur.

     1.4.10.1 Alkol Kullanım Bozuklukları

Alkol kullanımı ile ilgili bozukluklar tüm sosyoekonomik sınıflarda görülmektedir. Alkol kullanımı insanlık tarihi kadar eski olmasına rağmen alkol kullanım bozukluklarının hastalık olarak algılanması son zamanlarda gerçekleşmiştir. Alkol kullanma biçimleri ele alındığında;

Sosyal içicilik(Düşük riskli alkol kullanımı): Alkol kullanımından dolayı sağlık sorunu ya da sosyal sorun yaşamayan ve alkol kullanımı kesildiğinde yoksunluk yaşamayan kişiler için kullanılır. Sosyal içici olarak adlandırılan bu kişiler, alkolün kötüye kullanımının olumsuz etkilerini yaşamazlar ancak alkolle ilişkili kazalar gibi tek bir içme döneminin riskleriyle karşı karşıyadırlar.

Riskli alkol kullanımı: Alkol; içen kişide fiziksel, mental ya da sosyal alanlarda sorunlara yol açtığında veya var olan sorunları artırdığında ya da diğer sağlık sorunlarının iyileştirilmesini etkilediğinde ‘çok içmek’ yahut ‘riskli alkol kullanımı’ olarak değerlendirilir. Riskli alkol kullananlar arasında 21 yaşın altında alkol kullananlar, alkol kullanan hamile kadınlar, belirli ilaçları (örneğin, sedatif-hipnotikler, metranidazol, antihipertansif ilaçlar) kullanan kişiler, hipertansiyon, diyabet hastaları ya da makine, araç kullanan kişiler sayılabilir. Alkol kullanım miktarı ve sıklığı arttıkça bazı sorunlar ortaya çıkacaktır. Giderek kötüye kullanım ve bağımlılık gelişecektir.

Alkol kötüye kullanımı(zararlı alkol kullanımı): Birçok sosyal, ruhsal ve tıbbi sorunlar yaşayan fakat alkole bağımlı olmayan insanlar, alkolü kötüye kullananlar veya bağımlı olmayan sorunlu içiciler olarak adlandırılır. Alkolün kötüye kullanımı olgularının hepsinde alkol bağımlılığı gelişmez; büyük çoğunluğu ömürleri boyunca sorunlu olmayan içmeyle sorunlu olabilecek içme dönemleri arasında gidip gelirler. DSM-IV- TR’ye göre aşağıdakilerden bir ya da daha fazlasının en az bir yıl sürmesi durumunda alkolün kötüye kullanımı düşünülür.

– İşte, okulda ya da evde, alması beklenen sorumlulukları yerine getirememe; tekrarlayıcı bir şekilde alkol kullanımı,
– Tehlikeli durumlarda yinelenen alkol kullanımı (örneğin alkollü araba kullanma),
– Alkol kullanımıyla ilişkili tekrarlayıcı bir şekilde yasal sorunlar ortaya çıkması (alkol etkisinde ortaya çıkan davranış bozuklukları nedeniyle tutuklanma)
– Alkol kullanımıyla ilişkili toplumsal ya da kişiler arası sorunlar yaşanmasına rağmen alkol kullanımının sürmesi

Alkol bağımlılığı: Alkol bağımlılığı, alkolizm olarak da adlandırılır. Alkole karşı fiziksel ve psikolojik bağımlılık geliştiği için içme davranışı üzerindeki kontrol kaybıdır. Alkol almak için yoğun istek vardır. Alkol bağımlıları uzun süreli alkol kullanımının hem tıbbı hem de sosyal sonuçlarını yaşarlar. İçme davranışı üzerinde kontrol kaybı, alkol kötüye kullanımı ile alkol bağımlılığı arasındaki kritik sınırı oluşturur. Alkol kötüye kullanımını, alkol bağımlılığından ayırt etmek güç olabilir. Bağımlılık gelişmesi genellikle geç olarak ve belirgin derecede tolerans geliştikten sonra olur.

Diğer bağımlılık tiplerinden farklı olarak alkol bağımlılığında karaciğer, beyin, miyokart ve çizgili kaslarda bozukluklar da gelişir. Bu nedenle alkol bağımlılığı aynı zamanda kronik alkol zehirlenmesidir. Alkol bağımlılığı genellikle 22-35 yaşları arasında görülür. Kadınlarda bağımlılık erkeklere göre daha seyrek görülür. DSM-IV- TR’ye göre son 12 ay içinde aşağıdakilerden en az üçünün yaşanmış olması durumunda alkol bağımlılığı tanısı konur:

– Uzun süre aynı miktar alkol alınmasına karşın aynı etkiyi sağlamak için alkol kullanım miktarının artması (Tolerans gelişmesi).
– Alkole özgü yoksunluk sendromu gelişmesi ya da yoksunluk semptomlarından kurtulmak veya kaçınmak için alkol alınması
– Alkol alımının sınırlandırılamaması, istenen ya da planlanandan daha fazla kullanılması,
– Alkol kullanımını bırakmak ya da denetim altına almak için sürekli bir istek ya da başarısız girişimler,
– Alkolü sağlamak, alkol kullanmak ya da alkolün etkilerinden kurtulmak için çok fazla zaman harcama
– Alkol kullanımı yüzünden önemli toplumsal, mesleki etkinlikler ya da boş zamanları değerlendirme etkinliklerinin bırakılması ya da azaltılmas,
– Alkolün neden olduğu ya da alevlendirmiş olabileceği fiziksel ya da psikolojik bir sorunun olduğu bilinmesine karşın alkol kullanımı sürdürme

Alkol bağımlılığı gelişmesinde; genetik geçiş, emosyonel instabilite, kişilik bozuklukları ve sosyokültürel faktörler rol oynar. Yapılan araştırmalarda bireyin ailesinde alkol bağımlısı varsa diğer bireylere göre alkol bağımlılığı riski 3-4 kat fazladır. Çocuklukta dikkat eksikliği ve hiperaktivite, davranış bozukluğu ya da her ikisinin birlikte olması erişkinlikte alkole bağlı bozuklukluk riskini arttırmaktadır. Ayrıca antisosyal kişilik bozukluğu gibi kişilik bozuklukları da alkole bağlı bozukluklara yatkınlığı arttırmaktadır.

     1.4.10.2 Alkol Kullanımına Bağlı Tıbbi ve Sosyal Sorunlar

Belli miktarın üstünde alkol kullanıldığında çeşitli bedensel ve ruhsal zararlar ortaya çıkar. Kullanılan miktarla orantılı olarak ortaya çıkan sorunlar da farklı olur. Kullanılan alkol miktarı arttıkça zarar riski de artar. Kandaki alkol miktarı belli bir düzeyin üstüne çıktığı zaman koma ve ölüm görülebilir. Alkol bedenin bütün hücrelerini, fakat en çok beyin hücrelerini etkiler. Bu nedenle etkileri önce davranışlarda belli olur. Kronik alkol tüketimi uzun süreli tıbbi sorunlara yol açar. Bu sorunlar:

Mide-barsak sistemi: Yemek borusu hastalıkları, gastrit, ülser, akut ve kronik pankreatit, pankreas üzerine olumsuz etkileri ile şeker metabolizmasında bozukluk
Karaciğer: Yağlanma, hepatit, siroz, karaciğer koması
Bağışıklık sisteminin baskılanması: Tüberküloz, pnömoni, kanser riskinin artması
Beslenme bozuklukları: Bağırsaklarda emilim bozukluğu sonucu; B1, B5, B12 ve folat (folik asit) eksikliğine bağlı hastalıklar, anemi
Nörolojik: Bacaklar ve ellerde uyuşma, ağrı, denge kaybı, beyin hücrelerini etkileyerek dil ve dikkat işlevlerinde bozulmalar, dürtü kontrolünde zafiyet
Gebelikte kullanılması halinde bebekte: Düşük doğum ağırlığı, gelişim geriliği, yarık dudak, kalp- damar bozuklukları, nörolojik bozukluklar .
Kalp- Damar sorunları: Hipertansiyon, koroner kalp hastalığı
Ruhsal sorunlar: Uykusuzluk, bellek kaybı, anksiyete, depresyon
Diğer sorunlar: Beyin kanaması, cinsel işlevde bozulmadır.

Kronik alkol tüketiminin neden olduğu sosyal sorunlar; Aile sorunları (boşanma, geçimsizlik, şiddet), iş sorunları (işten atılma ), yasal sorunlardır ( alkollü araba kullanırken yakalanmak, kaza, kavga).

     1.4.10.3 Alkol İntoksikasyonu (Zehirlenme)

İntoksikasyon; yakın bir geçmişte, madde alımına bağlı gelişen geri dönüşlü, maddeye özgü bir sendromdur. Maddenin merkezi sinir sistemi üzerine direkt etkisine bağlı ortaya çıkan belirgin uygunsuz davranışlar, psikolojik değişiklikler vardır. Alkol intoksikasyonu, alkol kullanımı sırasında ya da sonrasında alkolün merkezi sinir sistemine etkisiyle ortaya çıkan, belirgin şekilde uygunsuz davranışlar, psikolojik ve nörolojik değişikliklerin ortaya çıktığı durumdur. İntoksikasyon belirtileri şunlardır:

– Yüzde kızarma,
– Konuşmada bozukluk (peltek konuşma),
– Huzursuzluk ve ajitasyon,
– Dikkat dağınıklığı, konfüzyon, sutupor, koma,
– İllüzyonlar ve geçici hallüsinasyonlar,
– Bellek bozukluğu,
– Düşünce bozuklukları,
– Psikomotor davranışlarda artış ve saldırganlık,
– Ataksi, nistagmus, koordinasyon bozukluğu gibi nörolojik bozukluklar,
– Kandaki alkol miktarı arttıkça tablo ağırlaşır, birey önce komaya girer, solunum durmasıyla ölüm gerçekleşir.

     1.4.10.4 Alkol Yoksunluğu

Uzun süre, sık ve yoğun miktarda alkol kullananlarda alınan alkol miktarının azaltılması ya da aniden kesilmesi durumunda ortaya çıkan sendromdur. Alkol yoksunluk belirtileri;

– Otonomik hiperaktivite (Örn; terleme, taşikardi vb.),
– Artmış el tremoru,
– Uykusuzluk,
– Bulantı ya da kusma,
– Görsel, dokunsal ya da işitsel geçici halüsinasyonlar ya da illüzyonlar,
– Psikomotor ajitasyon,
– Anksiyete,
– Epileptik nöbetler,
– Mesleki ve toplumsal işlevlerde bozulmalar gibidir.

Alkol yoksunluğunun tedavisi ortalama 1-2 hafta kadar sürer. Hastanın fiziksel bulguları iyi değerlendirilip gerekli önlemler alınır. Yoksunluk döneminde çoğu zaman vücudun sıvı eksikliği olur, buna yönelik uygun sıvı takviyesi yapılır. Özellikle tiamin ve folik asit içeren polivitamin takviyesi yapılır. Proteinden zengin ve bol mineralli besinlerle yeterli derecede beslenmesi ve hastanın dinlenmesi sağlanır.

Son Bölüm: Madde Kullanım Bozukluklarında Tedavi

Yorumlar

Bir cevap yazın

Loading…

0

0 comments

Oylamak ister misin?

0 puan
Upvote Downvote