in

Madde Kullanım Bozuklukları: Nedenler ve Genel Özellikler

Tarih öncesi çağlardan beri madde kullanımının olduğu düşünülmektedir. İlk insanlar çevrelerindeki bitkileri tanırken bazı bitkilerin tıbbi etkilerinin olduğunu, bazılarının ise kendilerini farklı hissettirdiğinin farkına varmışlardır. O zamandan beri madde kullanımı insanların yaşam tarzının bir parçası olmuştur.

Dünya Sağlık Örgütü(WHO) psikoaktif (bağımlılık yapıcı) madde tanımını şu şekilde yapmaktadır: Normal sağlığın sürdürülmesi için gerekli olmayan; yaşayan bir organizma tarafından alındığında bu organizmanın bir veya daha fazla işlevini değiştiren herhangi bir maddedir. Psikoaktif maddeler merkezi sinir sistemini etkileyerek algı, duygudurum, düşünce, davranış ve motor işlevlerde uyarı veya baskılama ortaya çıkarır.

Madde kelimesi, tıbbi endikasyonu dışında kullanılan ilaçları ve bir çok kimyasal, yasal ve yasadışı olan tüm maddeleri kapsar. Doğal (bitkisel) veya laboratuvarda üretilmiş olabilir. Keyif verici özellikleri nedeniyle tüketilirler ve kişi üzerinde sahte bir “iyi oluş” hali oluştururlar. Sigara, alkol, esrar, kokain, kafein, opioidler, halüsinojenler (LSD, esctasy), inhalanlar (benzen, toluen), sedatif hipnotikler ve diğer bir çok psikoaktif maddeler bu isim altında yer almaktadır.

Maddeler zihinsel ve davranışsal aktiviteleri etkileyerek nöropsikiyatrik belirtilere, böylece psikiyatrik bozukluklara neden olmaktadırlar.

Madde kullanan birey maddeyi önce denemek amaçlı kullanır, daha sonra sosyal kullanım bu aşamadan sonra madde kullanım bozuklukları; kötüye kullanım ve bağımlılık ortaya çıkmaktadır.

Madde kullanım bozukluklarını DSM-IV iki gruba ayırmıştır:

1- Madde kullanımından kaynaklanan bozukluklar
• Madde kötüye kullanımı
• Madde bağımlılığı

2- Madde kullanımının organizmada yol açtığı bozukluklar
• Madde entoksikasyonu
• Madde kullanımının yol açtığı deliryum
• Madde kullanımının yol açtığı kalıcı demans
• Madde kullanımının yol açtığı kalıcı amnestik bozukluk
• Madde kullanımının yol açtığı psikotik bozukluk
• Madde kullanımının yol açtığı duygudurum bozukluğu
• Madde kullanımının yol açtığı anksiyete bozukluğu
• Madde kullanımının yol açtığı cinsel işlev bozukluğu
• Madde kullanımının yol açtığı uyku bozukluğu

1.1 Madde Kötüye Kullanımı

Bireyin günlük yaşamında tehlikeli durumlar, yasal, toplumsal yineleyen sorunlar ve istenmeyen kötü sonuçlar ortaya çıkmasına rağmen maddenin kullanılmasına devam edilmesidir. Bu bozukluğun temel özelliği madde kullanımı kişiye zarar verdiği halde tekrarlayan biçimde madde kullanımıdır.

Madde Bağımlılığı - 8DSM IV’e göre ise madde kötüye kullanımı tanı ölçütleri; 12 aylık bir dönem içinde ortaya çıkan, aşağıdakilerden en az biri ile kendini gösteren, klinik açıdan belirgin bozulma ya da sıkıntıya yol açan uygunsuz madde kullanımı örüntüsü:
– Tekrarlayan bir biçimde madde kullanımı sonucu ortaya çıkan; işte, okulda ya da evde alması gereken başlıca sorumlulukları alamama. Örneğin; madde kullanımı nedeniyle sık sık işe gitmeme ya da işte başarı gösterememe
– Fiziksel olarak tehlikeli olacak şekilde tekrarlayıcı madde kullanımı. Örneğin, madde kullanımının yarattığı bozukluklar sırasında araba kullanma
– Madde kullanımı ile ilişkili, tekrarlayıcı biçimde ortaya çıkan yasal sorunlar. Örneğin, madde ile ilişkili davranım bozukluğuna bağlı tutuklanmalar
– Maddenin etkilerinin neden olduğu ya da alevlendirdiği, sürekli ya da tekrarlayıcı toplumsal ya da kişiler arası sorunlara karşın sürekli madde kullanımı. Örneğin, eşle olan tartışmalar, fiziksel kavgalar.

1.2 Madde Bağımlılığı

Bağımlılık, beyni olan bütün canlılarla ortak olduğumuz bir ödül-ceza sisteminin yan ürünüdür. İnsan beyni, hoşa giden ve tekrarlanması organizmaya hoşluk hissi veren davranışları kodlamak için dopamin adlı kimyasal maddeyi salgılayarak bu tip davranışları pekiştirme eğilimine sahiptir. Dopamin(DA), vücutta doğal olarak üretilen bir kimyasaldır. Hoşumuza giden bir çok şey, beyindeki dopamin miktarını arttırır. Bunu yapmasının temel mekanizması ise beynin derinliklerinde bulunan akkumbens çekirdeği denen bir bölgeyi uyarmasıdır. Bu bölge beynimizdeki ödül sisteminin temel merkezini oluşturur. Kısacası, burayı uyaran ne varsa, beynimizin her tarafında dopamin salgılanmasına ve böylece kendimizi daha iyi, mutlu ve tatmin olmuş hissetmemizi sağlar.

Madde Bağımlılığı - 4Madde bağımlılığı, kullanan kişide bilişsel, davranışsal, fiziksel sorunlara yol açmasına ve sosyal uyumu bozmasına rağmen madde alma davranışının kontrol edilememesidir. Madde alımı kişi tarafından kontrol edilemez; kişi maddeyi almak için oldukça güçlü bir istek duyar, hedeflediğinden daha çok ve daha uzun süre kullanır. Bağımlı kişi günlük programını maddeyi bulma ve kullanma üzerine odaklamıştır. Diğer tüm yaşam alanları onun için yok sayılabilir. Her türlü iş ve sosyal etkinlikler, bağımlı bireyin yaşamında önemsiz birer ayrıntı haline gelmeye başlar. Bağımlılık, tedavisi olan, düzelebilen bir hastalıktır. Ancak kişinin kendi kendine azaltma ya da kesme çabası çoğu kez başarısızdır. O nedenle mutlaka profesyonel yardım alınmalıdır.

Madde bağımlılığının iki tipi vardır:

Psikolojik (ruhsal) bağımlılık: Bir maddenin kullanımını alışmış olanlarda maddenin etkisiyle ruhsal bir tatmin duyulur. İlaç veya madde alındığı zaman rahatlama olur, keyif alınır. Bu dönemde madde kesilirse ya da alınmazsa tolerans ya da yoksunluk bulguları görülmez. Ruhsal bir takım sıkıntılar ortaya çıkabilir. Fakat kısa bir süre sonra bu sıkıntılar kendiliğinden azalır ve kaybolur.

Fiziksel bağımlılık (Fizyolojik): Bazı maddelere karşı alışkanlık ileri safhaya ulaşır. Bu durumdayken madde kesilirse alınmazsa vücut fonksiyonları bozulur. Ruhsal sıkıntılarla birlikte organik belirtilerin de oluşması, yoksunluk belirtilerinin meydana gelmesi fizyolojik bağımlılık olduğunu gösterir.

DSM IV’e göre Madde Bağımlılığı Tanı Ölçütleri:

12 aylık bir dönem içinde her hangi bir dönem ortaya çıkan, aşağıdaki belirtilerden en az üçünün olmasıyla kendini gösteren klinik olarak belirgin bir bozulmaya ya da sıkıntıya yol açan bir madde kullanımı örüntüsü.

– Tolerans gelişmesi; Kullanılan maddenin istenen etkisini sağlaması için kullanılan madde miktarının artırılması ihtiyacı,
– Madde kullanılmadığında bu maddeye özgü yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması,
– Maddenin çoğu kez tasarlandığından daha fazla miktarda ve daha uzun bir dönem sürecinde alınması kişinin madde kullanımını kontrol etme çabaları başarısızlıkla sonuçlanır. Kullanım miktar ve süresi kontrol dışı bir hal alır.
– Madde kullanımını bırakmak ya da denetim altına almak için sürekli bir istek ya da başarısız bırakma girişimleri,
– Maddeyi sağlamak, maddeyi kullanmak ya da maddenin etkilerinden kurtulmak için çok fazla çaba ve zaman harcanması,
– Madde kullanımı yüzünden sosyal, mesleki ve kişisel etkinliklerin azalması ya da tamamen bırakılması. Madde kullanmak ve madde kullanan arkadaşları ile daha çok zaman geçirmek için ailesi ile ilgili etkinliklerden ve özel zevklerinden uzak durur, İşine karşı ilgisi, işe odaklanması bozulur ve çalışma hayatında sorunlar yaşanmasına neden olur.
– Zarar görmesine rağmen madde kullanımını sürdürme; madde kullanımı giderek diğer tüm önemli etkinliklerin yerini alır. Bunun sonucunda psikolojik, fiziksel ya da sosyal sorunlara yol açtığını bildiği halde madde kullanımı sürdürülür.

1.2.1 Madde Bağımlılığının Nedenleri

Madde bağımlılığının gelişmesi ve ilerlemesinde birçok etmen rol oynamaktadır. Bu etmenlerden sık görülenleri;

Genetik etmenler: Madde kullanan kişilerin ailelerinde de madde kullanımı sık görülmektedir. Yapılan çalışmalarda özellikle alkol bağımlılığının kalıtımsal etkenler ile ilişkili olduğu düşünülmüştür. Alkolik ailelerin çocuklarında alkolizm görülme oranı da diğer çocuklara göre 3-4 kat artmaktadır. Ancak diğer madde kötüye kullanımında ya da bağımlılıklarının gelişiminde kalıtımsal etkenlerin rolü üzerine yeterince bilgi yoktur. Bu nedenle madde kullanan ailelerin çocuklarında da madde kullanımının olmasının nedenlerini genetik teorilerle açıklanması tartışma konusudur. Çünkü; aile biçimleri ve aileden öğrenme de genetik nedenler dışında ayrı bir etken olduğundan hangi etkenin çocuğun madde kullanımına yol açtığı bilinmemektedir. Bu nedenle genetik bir kod bulunamadığı takdirde madde kullanmanın kalıtımsal bir durum olduğu ileri sürülememektedir.

Madde Bağımlılığı - 5Psikolojik etmenler: Bazı kişiler, karşılaştığı sorunlarla başa çıkmakta zorlanır; içinde bulunduğu ortama uyum sağlayamaz. Bu kişiler; bağımlı, duygusal yönden gelişmemiş, engellenmeye dayanamayan, benlik algısı düşük, sosyal fobisi olan, fevri davranışlar, tatminsizlik, anksiyete ve panik durumlarını sık yaşayan, içinde bulundukları durumu tahlil yeteneğine ve durumlarını değiştirme yetisine sahip olmayan güvensiz kişilerdir. Bu kişiler kendilerine rahatsızlık veren olumsuz duygulardan kurtulmak amacıyla madde kullanmaya yönelebilirler. Psikoseksüel gelişim dönemlerinde özellikle oral dönemde sevgi ve güvenin eksik olması nedeniyle yetişkinlik döneminde yaşanılan kaygının bastırılabilmesi ve bu duyguyla başa çıkabilmek amacıyla insanın uyuşturucu maddelere yöneldiği düşünülmektedir. Ayrıca yapılan araştırmalarda madde bağımlılığıyla kişilik bozuklukları arasında önemli bir ilişki olduğu saptanmıştır. En sık; anti sosyal kişilik bozukluğu olmak üzere bağımlı kişilik bozukluğu, borderline kişilik bozukluğu ve pasif agresif kişilik bozukluğu madde bağımlılarında sıklıkla rastlanan kişilik bozukluklarıdır.

Sosyo-kültürel etmenler: Bir toplumda madde kullanımı kabul görüyorsa madde o çevrede kolay bulunuyorsa kullanan kişi sayısı artar ve o toplum yaşamında bu normal olarak kabul edilir. Kullanmayan bir kişi madde kullanmaya başlayarak kullanan kişilerin grubuna girmeye, sosyal kabul ve destek görmeye çalışır. Madde kullanımında önemli etkenlerden biriyse kişinin yaşamında riskleri göze alıyor ve riskli bir yaşamı tercih ediyor olmasıdır. Uyuşturucu madde kullanımını özendiren bazı toplumsal etmenler de vardır. Bunlar arasında özellikle tüketim toplumlarında yaygınlaşan günlük streslerden haplar ya da ilaçlar yoluyla kurtulma davranışıdır. Bir ilaç alarak sistemin getirdiği yüklerden kurtulmaya çalışılmaktadır. Bu ilaçların bir kısmı düzensiz ve kontrolsüz alındığında bir süre sonra bağımlılığa neden olabilmektedir. Madde kullanımı üzerinde aile ve akran ilişkileri oldukça önemlidir.

Aile: İnsan yaşamında ve gelişiminde çok önemlidir. İnsanın gelişim dönemlerinde etkilendiği, sevgi ve güven duygularını geliştirdiği kurumdur. Çocukların aile içindeki ilk ilişkileri, daha sonra sağlıklı gelişmeleri ve madde kullanımı riskini belirleyen en önemli etmendir. Aile ile madde kullanımı arasındaki ilişki aşağıdaki gibi özetlenebilir:
– Madde kullanan gençlerden büyük çoğunluğun ailesinde de uyuşturucu madde kullanan kişiler saptanmıştır.
– Madde kullanımını ailenin yaşadığı çevrenin özellikleri, ailenin eğitim ve sosyo-ekonomik düzeyi etkiler.
– Madde kullanan gençlerin aileleri genellikle ihmal eden, yeterli kontrol, sevgi ve destek sağlamayan, disiplinsiz ailelerdir.
– Bazı ailelerin ileri derecede katı, baskın, çocuğun gelişimine olanak tanımayan yapıya sahip olduğu belirlenmiştir.
– Bazı aşırı koruyucu, kollayıcı ailenin çocuklarında da uyuşturucu kullanımı yaygın olduğu gözlenmiştir. Boşanmış, ayrı yaşayan, ebeveynden birinin kaybedilmiş olduğu, parçalanmış aile çocuklarında uyuşturucu madde kullanımı daha yaygındır.
– Anne babanın iyi birer model olmaması da önemli bir etkendir. Sorunlar karşısında aciz kalan , çözüm üretemeyen ya da uyuşturucu maddelere karşı hoşgörülü ailelerin çocukları risk altındadır.
– Aile içinde gencin özdeşim kurabileceği bir bireyin olmaması önemli sorunlar yaratabilmektedir

Akran ilişkileri: Uyuşturucu ve alkol bağımlıları bu maddeleri kullanmaya genellikle genç yaşta başlarlar. Ergenlik döneminde arkadaşlar çok önemlidir. Alkol ve madde kullanan arkadaşlar, kişinin ilk alkol ve madde kullanımında etkili olmaktadır. Okul başarısızlığı ve sosyal beceri yokluğu genci risk altına sokmaktadır. Sigara, alkol ya da herhangi bir uyuşturucu bir grup içinde norm olmuşsa veya o grubun elemanı olmanın bir şartı gibiyse, gruptaki yerini kaybetme ya da alay edilme endişesi gence uyuşturucunun etkilerinden daha korkunç gelir. O nedenle madde kullanmaya başlayabilir.

1.3 Bağımlılık Yapan Maddelerin Genel Özellikleri

Bağımlılık yapan maddeler; kullanıldığında merkezi sinir sistemini etkilemesi sonucunda kullanan kişinin ruhsal ve fiziksel dengesini bozan, bağımlılığa neden olan, kişisel, sosyal, ekonomik ve toplumsal çöküntü oluşturan maddelerdir. Bağımlılık yapan maddelerin doğrudan bağımlılık yapmasıyla ilişkili ortak özellikleri vardır. Bunlar:

Madde Bağımlılığı - 3Keyif vericilik: Bağımlılık yapan maddeler keyif verici özelliğe sahiptir. Buradaki keyif vericilik yararlı ve keyif veren hobilerle elde edilen keyiften farklı bir durum değildir. Beyinde bir keyif ve motivasyon merkezi vardır ve keyif alınan tüm durumlarda başka bir merkezin uyarılması söz konusu değildir. Taraftarı olunan bir futbol takımının farklı bir galibiyeti, yeteneklerin ödüllendirilmesi ve çok sevdiğiniz bir dostunuzla veya arkadaş grubunuzla hoşlandığınız bir faaliyeti birlikte yapmak gibi sıradan günlük olaylarda da beynin aynı merkezi uyarılır ve keyif alınır. Bağımlılık yapan maddeler keyif vericidir ancak keyif verici etkilerine hızla tolerans gelişir. Aynı keyfi duymak için dozu artırma zorunluluğu vardır. Doz artışı da hızla fiziksel bağımlılık gelişimine ve yoksunluk krizine giden kısır döngüyü başlatır.

Madde arayışı davranışı oluşturma: Bağımlılık yapıcı maddelerin tümünde belli bir süre kullanımdan sonra, madde arayışı davranışı gelişir. Bu durum kullanılan maddeyi aşerme düzeyinde şiddetle arzulama (crawing) ve onu elde etmediği sürece kendini kötü hissetmeyle karakterizedir. Böyle bir özlemle kişi maddeyi elde etmek için geçerli tüm yasaları ve ahlak kurallarını çiğneyebilir ve her yola başvurabilir.

Tolerans gelişimi: Bağımlılık yapıcı maddelerin çoğuna kullanım süresi içinde derecesi kullanılan maddeye göre değişen ölçüde tolerans gelişir. Aynı farmakolojik gruptaki maddelerden birine karşı tolerans gelişmişse bu grubun diğer üyelerine karşı da tolerans gelişimi söz konusudur. Buna “çapraz tolerans” denir. Çapraz tolerans ilaç grupları arasında da olabilir.

Duyarlılaşma gelişimi: Çoğunlukla farmakolojik etkiye sahip bir maddenin tekrarlayan kullanımı esnasında maddenin bazı etkilerine tolerans gelişir. Bununla beraber, bazı durumlarda, bir maddenin bir etkisi tekrarlayan kullanımı esnasında artabilir. Bu durum “duyarlılaşma (sensitizasyon)” veya “ters (reverse) tolerans” olarak adlandırılır. Duyarlılaşma toleransa göre daha kalıcıdır.

Yoksunluk krizi gelişimi: Yoksunluk; maddeye özgü ruhsal veya fiziksel belirtilerin ortaya çıkmasıyla gelişen kriz tablosudur. Fazla ve uzun süreli kullanılan bir maddenin tolerans ve bağımlılık geliştikten sonra, ani olarak kesilmesi veya azaltılması sonucu yoksunluk krizi ortaya çıkar. Yoksunluk krizinin şiddeti kullanım süresi ve gelişen fiziksel bağımlılığın derecesine göre öldürücü olabilir. Yoksunluk sendromu bağımlı için acı verici ve istenmeyen bir durumdur. Birey, rahatsızlık veren bu durumdan kurtulmak için tekrar madde kullanmak ister.

İkincil hastalıkların ortaya çıkması: Doza ve kullanım sıklığına göre özellikle vücudun böbrekler, karaciğer ve akciğerler gibi zehirli bileşiklerin atılım organlarında ciddi hasarlar oluştururlar. Bu maddelerin kronik olarak tüketilmesi zamanla kullanan kişiye, maddenin niteliğine, kullanılan doza ve maddenin alınış yoluna göre değişen nitelik, şiddet ve sürede ciddi fiziksel ve ruhsal hastalıkların gelişimine neden olur. AIDS, ciddi karaciğer ve böbrek hastalıkları, kalıcı beyin hasarları, ciddi psikozlar ve kanser görülme sıklığı bağımlılar arasında daha yüksektir. Madde bağımlılığı ile birlikte en sık görülen mental hastalıklar arasında depresyon ve şizofreni sayılabilir. Depresyon madde bağımlılığına yatkınlığı artırabileceği gibi sürekli madde kötüye kullanımın bir sonucu olarak da karşımıza çıkar. Çoğu madde bağımlısında depresyon görülür. Şizofrenide alkol, sigara ve diğer bağımlılık yapıcı maddelerin kullanım sıklığının arttığı epidemiolojik çalışmalarla ortaya konmuştur.

Yasak ve toplumsal tepki: Alkol ve sigara dışında kalan maddelerin kullanımı ve pazarlanması kanunlarla yasaklanmıştır. Ülkemizde son yıllarda özellikle sigara kullanımının kısıtlanmasına yönelik yasal düzenlemeler yapılarak pasif içiciliğin engellenmesine yönelik toplumsal bilinç gelişmesi için çalışmalar yapılmaktadır.

Sonraki Bölüm: Bağımlılık Yapan Maddeler ve Etkileri
Son Bölüm: Madde Kullanım Bozukluklarında Tedavi

Yorumlar

Bir cevap yazın

Loading…

0

0 comments

Oylamak ister misin?

0 puan
Upvote Downvote