Bağlantıda kalın

Merkez, Melek Firar Etti… Tamam

Bu yazı için ekranın karşısına geçtiğim vakit başlık olarak ilk aklıma gelenler “Bir Melek Öldü” ya da “Melek’ler Ölür mü” gibi semboller üzerinden trajik anlamlara gönderme yapacak klişe cümlelerdi. Meleğin hikayesini bir kez daha okuyup, düşünceler kafamda değilde yüreğimde dört dönmeye başlayınca, bu sözcüklerdeki sentetik yakınlaşma  çabası içimi üşüttü. Onun hikayesi, gerçek bir çok insan yaşamında olduğu üzere  hiçbir edebi metinle derinleştiremeyeceğimiz kadar acı. Melek’in, bizim için artık sıradan hale gelen şiddetin gündelik hikayelerinden biri olmaktan çıkması, o iki oğlan çocuğunun küskün bakışlarına yakalanmam ile başladı benim için. Oğullarının yüzündeki ifade o yaşlardaki çocuklara ait olamayacak kadar derinden geliyordu…

Daha sonra o küçük fotografı gördüm, saçları kısacık kesilmiş, kadın mı erkek mi belli olmayan, kara gözleri bana dikmiş bakan Melek. Aklını kaybeden bir insanın bakışı değildi o. İnsanlığımdan, konforumdan, yediğim lokmadan utandığım anlar vardır… Bunun için üçüncü sayfa haberlerini okumam gerekmez. Ekmek yediğim tekne, ruha tımar, nefse terbiye anlamında eşsiz seçenekler sunar zatıma. “Anne çok açım” diyen bir kadının sözleri kağıtta dizgiye malzeme olmuş bir harf yığını olmaktan çıkar. Sese dönüşür, kafamda sürekli yankılanan: “Anne çok açım”

“Yediği dayaklar sonucu aklını kaybetmiş” diye yazdılar onun için. Bence doğru cümle aklını kaybetmek değil, “aklını azat etmek, oluşan boşluğa kendini kilitlemektir.” Hepimiz “kaçarız” , Melek firar etmiş. Yaşamak denilen güdü  o kadar kuvvetli ki , böylesine bile olsa nefes almayı sürdürmek için kendini korumaya almış. Netice;  belki artık insan idraki ile değil, hayvani bir  güdüyle hissedebildiği acıyı çekme süresini uzatmak olmuş. Bu ne yaman çelişki anne..

“Melek’in sesini duyamadık”,” feodal yapı”, “gelenekler”, “sosyo-kültürel etkenler”, “Kadından ve aileden sorumlu devlet bakanlığı duruma el attı”,”Parti ziyaretleri” “… gözaltına alındılar”… Kulağa ne kadar tanıdık geliyor hepsi.  “En az Garp cephesinden yeni bir şey yok” klişesi kadar yavan üstelik bu durumda.

Uzaklarda  yirmidört yaşında bir kadın yaşadığı şiddet ve sefalet neticesi önce aklını sonra hayatını kaybetti…

Sözün anlamını ve varsa büyüsünü kaybettiği durumlarda susmak gerek. Üstelik bir sonra ki kurbana kadar acıyan yerlerimizi uyuşturacağız daha…

(Hamiş: Bir de şu vardı yukarıda unuttuğum “sorumlulardan hesap sorulacak”)

Yorumlar