Bağlantıda kalın

Mitolojiler

Mardin Sinema Derneği tarafından, “Mitolojiler” başlığı altında düzenlenen 3. Mardin Bienali 17 Ekim- 17 Kasım 2014 tarihleri arasında gerçekleşecek…

Tanıtım Bülteni:

“Mitolojiler” başlığı altında konsepti belirlenen 3.Mardin Bieanali’nin önemli özelliği, bu yıl herhangi bir küratörün tayin edilmemesi onun yerine geniş bir kadroyla Mardinlilerin de etkin rol oynayarak yapılacak olması.

3. Mardin Bienali’nde, kolektif bir anlayışla yapılacak organizasyon aralarında Döne Otyam, Ferhat Özgür, Fırat Arapoğlu, Mehmet Baran, Sait Tunç, Mesut Alp, Fikret Atay, Hakan Irmak, Ferhat Satıcı, Hülya Özdemir, Claudia Segura Campins,Canan Budak, Can Bulgu’nun da bulunduğu, katkı sunmak isteyen geniş bir gönüllü grup tarafından düzenlenecek.

Mardin, Mısır’dan Hindistan’a kadar uzanan antik uygarlıklar coğrafyasının merkezinde kurulmuş. Yüzyıllardır beslenmiş olduğu sembolik dünyanın, ikonlar ve mitler evreninin, sanat ve edebiyatın izlerini koruyor. Bu izler Mardin’in etnografik ve mimari mirası kadar, Mardinlilerin gündelik hayatında, bu hayatın yaşandığı mekanlarda da sürüyor. Evlerde, dükkanlarda, atölyelerde birikmiş olan tılsımlar, muskalar, ikonlar, ziynetler, giysiler, kitaplar, resimler, fotoğraflar, kap-kacak, bardak-tabak, halı-kilim vb nesneler Mardin’in bir tür nadireler kabinesini oluşturuyor. Kent, bu anlamda her nesnenin birbiriyle gizemli ilişkiler kurduğu, dile gelmeyen mitler yazdığı özel ‘müze’lerden oluşuyor. Bu müzelerde antikalarla sıradan eşyalar ve bunların işaret ettiği farklı zamanlar birbirlerini anlamlandırıyor. Bu tür hayal dünyalarına, bir bıçak bileycisinin tezgahında da rastlıyorsunuz, bir bakırcıda da, güvercincide de, kilisede de ve tabii evlerin derinliklerinde de.

İşte 3. Mardin Bienali, büyüsü bozulmuş nadireler kabinesini yeniden şiirselleştirmeyi öneriyor. Sanatçıları onların hafızasını keşfetmeye, mitolojisini yazmaya çağırıyor. Dolayısıyla bienal mekanları deyim yerindeyse organik bir biçimde, bir anlamda hayatların şiirselleştiği ve bir takım tümel ve tikel mitoljilerin kurulduğu bir anlamı işaret edecek.

Bienal, Mardinlilerin çoğunlukta olduğu, esnek bir grup tarafından kollektif olarak düzenlenecek. Bu grup içinde “esnaf ve sanatkar”lar da yer alıyor. Böylece bienal, bir küratörün, pek de tanımadığı bir yerde, hem serginin ne olacağına, hem kimi nasıl sergileyeceğine tek başına hükmettiği egemen bienal modelini sorgulayan karşı bir alternatif öneriyor. Kültürel bir atmosferin bir sergi dekoruna indirgenmesine, yerli halkın onlara dayatılan bir sergiyle aidiyetlerinin kurulmasına, yani Mardin’in otokrat bir küratöryel tasarımla markalandırılmasına karşı çıkıyor. Doğal olarak sergilenecek işlerin hepsi Mardin ve bienalin temasını oluşturan “mitolojiler”le ilgili. Ayrıca bienalin bir Mardin şöleni gibi, işbirliğinin temel alındığı bir zeminde yaşanması düşünülmekte. Bu tür bir bienal kuşkusuz, önceden kentlerindeki bir sanat olayına yabancılaştırılan yerel halk kadar, bienali ziyaret edecek izleyiciler için de çok daha çekici olacaktır. Mardin Bienali’ne çağrılacak sanatçıların bu kenti yaşayarak, onun eşsiz hayal dünyasıyla kaynaşma şansını bulmaları, bienalin yarattığı diğer bir deneyim alanı olacak.

 

Yorumlar