Bağlantıda kalın

Genel

Orhan Veli

1914 yılında İstanbul’da doğan Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet ve Oktay Rıfat ile Garip Akımı’nın kurucusudur. Lise eğitimine Galatasaray Lisesi’nde başlar, babasının tayini nedeniyle Ankara’da tamamlar. Liseden sonra bir süre İstanbul Üniversitesi’nde Felsefe Bölümü’nde okur ancak mezun olmadan okulu bırakır.

İlk şiirleri 1936 yılında Varlık dergisinde yayınlanır. Orhan Veli ilk şiirlerini içerik, biçim, dil ve tarz olarak klasik ve geleneğe bağlı olarak yazar. Daha sonraki çalışmalarının aksine şiirlerinde uyak da kullanan Orhan Veli ayrıca benzetmelere ve sıfatlara geleneksel bir şekilde yer verir. Ölüm, doğa, rüya, zaman, aşk gibi temaların işlendiği bu dönem eserlerinde hiç ironiye rastlanmaz.

1937 yılından sonra eski şiir anlayışından uzaklaşarak yeni bir tarzda yazmaya başlar. Bu yeni şiirleri 1937 – 1941 yılları arasında Varlık, İnsan, İnkılâpçı Gençlik gibi dergilerde ve ölümünün ardından Vatan ve Papirüs’te yayınlanır. Sayıları 51’i bulan Garip’in ilk örnekleri olan bu eserlere abartılı bir dil hakimdir. Dönemin şiirlerinden farklı yapıtlar ortaya koymaya karar veren Orhan Veli, ilk olarak ölçü ve uyağı daha sonra ise tasviri, şairaneliği, hayali, süsü ve zekâ oyunlarını şiirinden çıkarır. Sade ve basit bir dil kullanmaya başlayan Orhan Veli, duygudan çok akla önem vermeye başlar. Genellikle kısa şiirler yazar ve bu şiirlerin temaları çoğunlukla tabiat, insan, aşk, çocukluk, savaş, hayat, sarhoşluk ve seyahat olur.

Garip adlı şiir kitabında arkadaşlarıyla birlikte bu fikirlerini yansıtan şiirler yazarlar. 1941 yılının Mayıs ayında Garip seçkisi yayınlanır. Bu kitapta Orhan Veli’nin yirmi dört, Melih Cevdet’in on altı, Oktay Rifat’ın ise yirmi bir şiiri yer alır. Kitabın içindeki şiirler kadar ses getiren önsözünü ise Orhan Veli yazar. Bir manifesto niteliğinde olan bu önsöz ile Garip akımı kendisinden önceki şiir anlayışına bir tepki olarak doğar.

Bu kitap sonradan Birinci Yeni olarak da anılacak Garip akımının başlangıcı olur. Bu akım özellikle 1940-1950 yılları arasında Cumhuriyet dönemi şiirinde büyük etki bırakır. Garip şiiri hem yıkıcı hem de yapıcı özelliği ile Türk şiirinde yeni bir dönem yaratır. Yazık oldu Süleyman Efendiye, rakı şişesinde balık olsam dizeleri hem çok eleştirilir hem de gündelik yaşamda sıkça nerdeyse deyim gibi kullanılır.

Orhan Veli Garip akımının kurucularından da olsa şiirinde sürekli arayışını sürdürür, kendini yeniler. Oktay Rıfat kısa süren yaşamına rağmen edebiyat hayatı farklı aşamalardan oluşan Orhan Veli için: “Orhan Fransız şairlerinin birkaç nesillik şiir macerasını kısacık ömründe yaşadı. Türk şiiri onun kalemi sayesinde Avrupa şiiriyle atbaşı geldi ve birkaç neslin belki arka arkaya başarabileceği bir değişmeyi o birkaç yılın içinde tamamladı” açıklamasını yapar.

Orhan Veli, “Garip sonrası” olarak adlandırılan 1945-1950 yılları arasında Vazgeçemediğim, Destan Gibi , Yenisi ve Karşı olmak üzere dört kitap yayınlar. Kanık’ın garip sonrası dönemde yazdığı şiirler “garibin devamı” ve “garipten farklı” olarak iki ana grupta toplanabilir. Şair şiirlerindeki değişimi 1945 yılında ikinci baskısı yapılan Garip’in önsözünde “Onları beş sene önce yazmıştım. Beş sene sonra da aynı şeyleri söyleyecek olduktan sonra neden yaşadım” diyerek açıklar. Şiirinde estetiğe önem verir ve uyak kullanmaya başlar. Halk şiirine duyduğu ilgiyi eserlerine yansıtır. Şiirlerinde gülmece öğelerini azaltarak halk şiiri tarzında yazdığı eserlerinde çoğunlukla kişisel duygular olsa da özellikle Yenisi ve Karşı’da toplumsal konulara da değinir.

Zamanla şiirleri benimsenen ve hayranlıkla okunan Orhan Veli ile ilgili Sait Faik Abasıyanık; “Üzerinde en çok durulmuş, zaman zaman alaya alınmış, zaman zaman kendini kabul ettirmiş, tekrar inkar, tekrar kabul edilmiş; zamanında hem iyi hem kötü şöhrete ermiş bir şair” yorumunu yapar.

PTT Genel Müdürlüğü ardından Milli Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu’nda çalışan Orhan Veli, 1947 yılında bu işten ayrılarak çevirmenlik ve yazarlık yaparak geçimini sağlar. Hür ve Zincirli Hürriyet gazatelerinde eleştiriler, 1948’de de Ulus gazatesinde Yolcu Notları başlığı altında yazılar yazar.

Kendisiyle benzer durumda olan Bedri Rahmi Eyüboğlu, Abidin Dino, Necati Cumalı, Sabahattin Eyüboğlu, Oktay Rifat ve Melih Cevdet 1948 yılı sonunda masraflarını Mahmut Dikerdem’in karşıladığı Yaprak isimli dergiyi çıkarırlar. Dikerdem’in yardımlarına rağmen derginin sahibi ve yazı işleri müdürü Orhan Veli olur. Bu yüzden zaman zaman ortaya çıkan para problemleriyle kendisi ilgilenir, dergiye devam edebilmek için paltosunu ve Abidin Dino’nun hediye ettiği resimleri satmak zorunda kalır. Cahit Sıtkı Tarancı, Sait Faik Abasıyanık, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Cahit Külebi gibi yazar ve şairlerin eserleri yayınlanan Yaprak, 1 Haziran 1950’ye kadar 28 sayı yayınlanır.

Bu dönemde Orhan Veli, Oktay Rifat ve Melih Cevdet, Nazım Hikmet’in hapishaneden çıkartılması için açılan kampanyaya katılarak üç gün açlık grevi de yaparlar. Orhan Veli, Yaprak’ın yayınlandığı 1949 yılı boyunca Nasreddin Hoca hikâyelerini şiirleştirir ve Karşı isimli son şiir kitabını yayınlar. Shakespeare’in Hamlet ve Venedik Taciri isimli eserlerini Şehbal Erdeniz’le birlikte Türkçe’ye çevirir.

Orhan Veli Ankara’da belediyenin açtığı bir çukura düşüp yaralanır. Birkaç gün sonra rahatsızlanır ve 14 Kasım 1950’de beyin kanaması sonucu yaşamını yitirir. Aşiyan Mezarlığındaki mezarını Abidin Dino tasarlar. Ölümünün ardından, onu için Halim Şefik Güzelson Otopsi,  Ercüment Behzat Lav Çilelim, Oktay Rifat ise Ağıt isimli şiirleri yazarlar. Şiirleri İngilizce ve Özbekçe’ye çevrilen Orhan Veli anısına 1951 yılında Son Yaprak tek sayı olarak çıkarılır.

 

Yorumlar