Bağlantıda kalın

Performans ve Sergi: Son Kuyu

”Aşağıdaki duyuruyu Depo’daki Son Kuyu performansı için, olaylar gelişip, yayılmadan hatta başlamadan önce yazmıştık. Yapmak istediklerimizin bu koşullarda, bu çok yüklü, kimyasal günlerin ardından hala anlamlı olup olmadığını ya da nasıl anlamlandırılabileceğini bilemiyoruz ama bunun yanıtını, birlikte Gezi’ye gitmeden önce, bulmaya çalışabiliriz.”

Sergi Tanıtımı:

“Dikey yapı benim onaylamadığım bir şey, yatay bina yapılmasından yanayım. Dört kat yer altında dört kat yer üstünde olmalı.”

Recep Tayyip Erdoğan

Eğer altın, güneş, parlaklık, istikrar, aydınlanma, en yüksek değer, görünürlüğün zirvesi ve bilginin ışığı ile ilişkilendirilen bir madde ise anti-altın ne olabilir? Altın olmayan, karanlık, bilmeme, çukurlar, görsel olmayan? Dipsiz kuyularla yükselen kulelerin, yükseklere ait hayat formlarıyla derinlerdeki yaşamların arasındaki ilişki nedir? Tavanı ters çevirip kuyuya dönüştürdüğünüzde, dikeylik ve yataylık anlamını yitirir, karışıklık ortaya çıkar, bilinenin zemini kaybolurken bilmemenin kuyuları ayağının altında açılmaya başlar.

Dikeylik ve yataylığın etik dağılımı tam bir antroposentrik (insan merkezli) süreçtir – hiyerarşi yükseklik bağını koparırsak ve dikeyliği insanilikten çıkarırsak ne olur? Düz ontolojiler ve pürüzsüz ortaya çıkış düzlemleri çağında, yükseltiler ve yüksek-derin çizgileri tuhaf biçimde radikal özellikler taşır. Günümüzün yataylık şartı, direniş retorikleriyle occupy hareketlerinin yanı sıra odak grupları ve beyin fırtınası oturumlarının sinirsel enerjisine kapılmış neoliberal think-tank’larca da paylaşılıyor. Bu aşamadaki yataycılık şimdiden, fazlasıyla tanıdık normatif dinamikleri harekete geçiren uyumluluk işaretleri veriyor. Madencilik bu iyi niyetli yataylıklarda çoğalırken, dikeylik kendini bir düzlem içine gizlemiş. Duyarlı madencilik ve toksik kazılar aynı çıkartma ekonomisi prosedürlerini kullanırlar.

Son kuyu, tüm sızıntıların nihayetlendiği nokta, sızıntıların sonlandığı göl, çıkarılan altının belleğini temizlediği düşünülen sızdırmaz bir havza olarak tasarlandı. Atık göletlerinin civarında – kaçınılmaz toprak kirlenmeleri dışında -yeni öngörülemezlik alanları dayatan en dip dünyalar ortaya çıkar. Oradan herhangi bir kesinlik, sonraki birikintilerin anlam ve kompozisyonunu belirleyemez.

Karanlık piyasalar, gri sınır alanları, basınç bölgeleri, ışık yetersizliği ve takip eden deformasyonlar, henüz kayda geçmemiş yıkım ve potansiyel alanları yaratıyor. Son kuyu, serbest düşüşün imkansız hale geldiği bir nokta; canlı ve zehirleyici tortuların, yeryüzünün damarlarındaki karmaşık ve dolambaçlı hareketinin başlangıcı. Son kuyu kendi başına bir bitiş değil ama düzensiz gelişen bir gerileme, boşlukların sirayet edici biçimde kapanışı.

Sanatçılar: Alina Popa, Irina Gheorghe, Ștefan Tiron, Claudiu Cobilanschi, Florin Flueraș, Ion Dumitrescu

Yorumlar