Bağlantıda kalın

Genel

Peruze Yiğit – Renkler, Yüzler, Sokaklar

Geçmişe dair en uç noktalarda hatırlayabildiklerimiz bir perdenin yavaş yavaş aralanması şeklindedir. Ve bilinç çağına varana dek elde ettiğimiz görüntüler bilinçten yoksun, işlenmemiş, kurgulanmamış kamera görüntüleri formatındadır. Sesler ve kokular bilinçaltına işleyen, sonradan ancak bir uyarıcı etkisiyle bilince yansıyabilen kayıtlardır. Menfaatlerimiz, bizim bilinçli taleplerimiz karşılığında değil, onları edinemediğimizde yansıttığımız sıkıntılarımız sonucunda bize verilir.

Peruze Yiğit’in resimlerindeki yatak kenarına, kestaneciye, pamuk helvacıya, piyaniste ilişmiş menfaat içgüdüsünden yoksun kedi onun resimlerindeki şifrelerden biridir. Düşünelim; yatak kenarına “koruyan” konumunda ilişmiş “uyanık” kedinin, kestaneciye veya pamuk helvacıya “eşlik” eden bir kedinin nasıl bir menfaati olabilir? Peki ya piyanistten menfaati nedir kedinin?

İşte Yiğit, dünyayı o kedi gibi mağrur ve menfaatsiz gözetler veya düşler. Roman Güllü’nün yaşamını, faytoncunun, piyanistin ve kemancının titizliğini, yüzlerdeki acıyı gözlemler… O acı ve hüzün, yer yer işini iyi yapmanın, işine saygı duymanın ve sevmenin göstergesidir, yer yer ise yitip gitmiş ve resimlerde de silik olarak yer almış bir silüetten kaynaklanır…

Yiğit’in sürrealizmi geniş bir tasavvurun, dar/limitli bir alana sıkıştırılması zorunluluğuna karşı duyulan bir öfkeden kaynaklanır… Figürlerinin sürrealizminden değil, kompozisyondan kaynaklanır. Ve Peruze Yiğit o yüzden bir türlü resimlerine son noktayı, son fırça darbesini koyamaz. Bitmemişlik hissi hem onu hem izleyeni sarar.

O tasavvur ve kompozisyon o tuvale sığamaz:
Rüyaları tuvale nasıl sığdırırsınız ki? Galata Kulesi’ni nasıl tuvale sığdırabilirsiniz ki? Karşısına bedenen geçtiğinizde üstünüze üstünüze gelen, baktıkça büyüyen devleşen Kule, tüm güzelliğine rağmen “korkutucu” olan Kule nasıl düz resmedilir? Uzaktan silüet fotoğrafları dışında ne zaman düz görülmüştür o kule? Öyleyse o kule öyle eğrilir, bükülür. Bundan doğal bir şey olamaz. Ya da ılık bir günde sade bir park gibi görünen, fakat arka-planda işportası, bebeği, yaşlısı ile koca koca yaşantıları, özlemleri barındıran kompleks bir yapıyı nasıl dümdüz yansıtabilirsiniz?

Soba borusuna monte kurutma tellerindeki çamaşırların yarattığı nemli koku ve sobanın sıcaklığına ilişmiş küçük kız ise gerçekliğin ta kendisidir. Huzur ve uyku veren o eski odada, aynalı metal karyolada uyuyan iki küçük kız, o kocaman gıcırdayan kapısıyla eski dolap da aynı şekilde… Evet, biraz huzuru ve eski günlere özlemi yansıtır. Fakat o özlemler içerisinde “yitip gitmiş”in  belli belirsiz varlığı yerini korur aynı zamanda…

İzmirli sanatçı Peruze Yiğit’in resimlerini görmek İstanbullular için bir fırsat ve şanstır.

——————————-
Sanatçı Profili: Peruze Yiğit | Maroon
Renkler, Yüzler, Sokaklar | 4 Nisan – 9 Mayıs 2013
Adres: Adahan İstanbul, Asmalı Mescit Mah. Meşrutiyet Cad. General Yazgan Sok. No: 14 Beyoğlu.

Yorumlar