Bağlantıda kalın

Usta'ya Mektuplar 2

Bir şiiri yazmak için kaç hayat yaşamak, kaç hayat ölmek gerekir, biliyorsun!

Bir güvercini gagasından yakalamak lazım sevmek için,
üstelik incitmeden filleri

Sonra hesaplamak lazım kaç uçmak kaç kanattan çıkıyor

Kaç kadını orospuya çevirmek lazım usta, bi kez aşık olmak için

Ve sersemletmek var bir ergeni sözlüğünü vermediğinden

Bu durumda aylantusların yüzsüzlüğü bize denk midir mesela

Sonra dualarımız yüzünden çınar taklidi yapan bir tanrı var: Dilenci…

Karıştırma renkleri! “dil” in dönmediği adalar var hala ve hüznü keşfedilmiş.

Üzerinde tek bi ot yaşamasa da var usta, biliyorsun!

Kupkuru bi ağlamak, sırılsıklam susmak var mesela

Avuçlarını bi kez bile açmamış adamlar var, bilmiyorsun!

Bir savaş çıkaramazsın bu saydıklarımdan- ama huzursuz!

Sevilmek bi hiçtir; bilmiyorsan öğren ama biliyorsun!

Sonra bi sokak köpeğini sevmeye, bi siyasetçiyi dövmeye çalış “dil” in döndüğünce.

Mutluluk vardır usta! kiliseler, harabeler, tatil köyleri kadar gerçektir üstelik.

Tersine gidersen gidilenin, göreceksin… çünkü mutsuzluğun gölgesinde öpüşür aşk!

Bak, ben kocaman bi adam olmayı istemedim hiç

Hiç istemedim “dil” in döndüğü-dönebildiği cümleler kurmayı

Bu kadar anlaşılmayı hak etmiyordum üstelik…

Kapılar var, pencereler var, duvarlar… Ben bunları düşünüyordum.

“kollarımız çolaklaştırılmış kanatlarımızdır ve

‘sarılmak’, bizi birbirimize tutamayacağımız sözlerle bağlar” diyordum.

Evler, kombiler, taksiler, koltuk takımları var mesela; bizi  doğadan araklıyorlar bunlar usta!

Bu hayat kerhane, kumarhane ve tımarhanedir!

Çayırda oturmuş o dereye bakarak bunları düşünüyordum usta:

“Suya para veriyorsak, tüm aşklar plastiktir!”

Görsel: Edvard MUNCH

Yorumlar