Vahşi Kadına Övgü

ceci-n-est-pas-une-pipeKurtlarla Koşan Kadınlar… Clarissa P. Estes’in tanıdığım birçok kadının hayatını değiştiren kitabı…

Bu Bir Pipo Değildir…

“Magritte’in deseni bir botanik elkitabından alınmış bir sayfa kadar yalın: bir figür ve onu adlandıran bir metin sadece. Böyle çizilmiş bir pipoyu tanımlamaktan ‘vallahi, bir pipo’ demekten daha kolay ne var?”

Ama gerçekten O Bir Pipo Değil…

Sadece bir pipo resmi. Sadece resim. Üç boyutlu nesnenin iki boyuta indirgenmiş hali. Pipo temsili. Temsili pipo. Artık ne derseniz.

judySanatçısı: Judy Chicago…
Adı: Diner Party…
Görüntüsü: Havuz…
Ama bu kesinlikle havuz başında bir akşam partisi değildir.
Vajina… Sadece vajinanın kavramsal temsili… Ötesi hem indirgenen hem bütün dişinin temsili. Sembolize dişi… Üç boyutlu, durgun, akıcı, besleyen, çekici, tehlikeli, orada, olduğu gibi…

Sıradan bir Pazar günü… Kahvaltıdan önce lahana turşusu kuruyorum. Gelecek günler için nohut, kuru fasulye ıslatıyorum, yaprak sarmasının içini hazırlıyorum. Çocukların uyanıp yaptıklarımı gördüklerinde ne kadar mutlu olacaklarını düşlüyorum.

Sonra düşlerim düşünceye kayıyor…

Eski zamanların manastırları geliyor aklıma. Orada yaşayan siyahlara bürünmüş rahibeler, kutsal bakire kadınlar. Filmlerde, romanlarda hep otorite sapkını korkunç rahibeler vardır ya, benim usuma takılanlar onlar değiller. Manastırların kütüphanelerinde kilisenin Skolastik dayatmacılığına inat gizli gizli aydınlanmayı ateşleyecek çevirileri yapanlar.

Erkeklerini aşka hazırlamak için küçük toplarla onların ayakların altına vuran, onları uzaklara gönderdiklerinde saçlarını kısacık kestiren Çinli kadınlar.

Adaklarla onurlandırılan Tanrıçalar, devletleri yönetenler, cadı diye ateşe atılanlar. Zayıf, güçlü, öfkeli, hırslı kadınlar.

Cihan ölümsüz aşkı Ömer Hayyam’ın horoskopundan bir yıldız çalıp şiir yapıyor. Erguvan Hatun onun sözcüklerini toplayıp, oğlanlarla düşüp kalktığı için sinirlendiği, kendisine hınç dolu mektuplar yazan kocasına tek bir dörtlükle cevap veriyor:

“Benim zincirlerim belik belik
Yanaklarım al al iken
Sen bin niyaz ile bir gönül alırsın
Ben bir gamze ile bin gönül alırım”

Artemisia Gentileschi, tecavüzün izlerini bazen şiddet dolu resimleriyle siliyor. Mina Loy ve Anais Nin, yazdıklarıyla kadın cinselliğini yüceltiyorlar. Virginia Woolf, kadınlara, Oxford’un binasına girmeyi yasaklayıp sadece bahçesinde yürümelerine izin verenlere kızgın. Cebine taşları doldurup yazdıklarını ardında bırakıyor. İntihar, son sözü…

caroleeGözümün önüne bacak arasından kordon çıkardığı performansıyla Carolee Schneemann, Interior Scroll, (1975)’ın görüntüsü yerleşiyor. Bütün malzemelerden, kadını donatan her şeyden sıyrılıp bedeniyle konuşuyor Sherman.

Latife Tekin, Çırağan Sarayı’ndaki okumasında “Kadının kendine ait dili vardır”, demişti. Konuşmaktan değil, annelerden, ninelerden alınan o sessiz dilden, kadının sezgisel bilgisinden söz ediyor, “Kahkaha da kadına aittir”, diyordu. “Kadın gülerken bile bir şey anlatır.”.

Sarmaları tencereye dizerken gülümsediğimi fark ediyorum. “Yazmam gerek”, diye düşünüyorum. Yazımın başlığı “Vahşi Kadına Övgü” olacak. Ocağın altını yakıyorum.

Kurtlarla koşmaya gidiyorum.

Oylamak ister misin?

0 puan
Upvote Downvote

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Comments

0 comments

Okullarda dershanelerin reklam materyalleri yasak

Kerim Yetkin sergisi: Katmanlar / Layers