Bağlantıda kalın

Zühtü Müridoğlu

1906 yılında İstanbul’da doğan Zühtü Müridoğlu çağdaş heykel sanatının öncülerinden biridir. 1924’te Sanayi-i Nefise Mektebi’nde resim bölümünde Hikmet Onat’ın sonra da heykel bölümünde İlhan Özsoy’un öğrencisi olur.

1928’te kazandığı burs ile Paris’e giden Müridoğlu, 4 sene Collarossi Akademisi’ndeki Marcel Gimond’un öğrencisi olur ve onun atölyesinde çalışır. Türkiye’ye dönünce önce öğretmenlik yapar. 1936-1939 yılları arasında İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde çalışır. 1932’de Alay Köşkü’nde açtığı ilk kişisel sergisi Türkiye’deki ilk heykel sergisi kabul edilir.

1933’te kurulan, aralarında Abidin Dino, Zeki Faik İzer, Nurullah Berk, Cemal Tollu ve Ressam Elif Naci gibi sanatçıların yer aldığı D Grubu’nun kurucu üyeleri arasında yer alan tek heykeltraş olur. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü’ndeki görevinden sonra İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölümü’nde emekli olana kadar öğretim görevlisi olarak çalışır.

1947-49 yılları arasında Paris’e ziyaretlerde bulunan Müridoğlu, bu dönemde soyut sanata yönelir. 1950 yılında Paris’te Ali Hadi Bara ile birlikte Heykel Atölyeleri’nden birinin başına geçer ve eserlerini burada üretmeye başlar. 1955’e kadar Ali Hadi Bara ile birlikte heykel ve anıt çalışmalarını gerçekleştirir. 1971 yılına kadar ağaç uygulama atölyesini yürüten sanatçı ahşap yontu alanında da büyük ustalığa sahiptir.

Türkiye’de heykel sanatının gelişmesine önemli katkıları olan Zühtü Müridoğlu, 1950 yılından itibaren benimsediği soyut heykel anlayışının yanında sürekli yenilik arayışı içinde eserler üretir. Gençlik dönemi eserlerinde Maillol’un düzen ve uyumu ortaya çıkaran etkisi görülür.
Figüratif heykellerinde yumuşak bir hacimlendirme yöntemi kullanır. Başta doğal biçimleri stilize bir anlayışla heykel ve kabartmalara uyguluyan sanatçı 1950’lerin ortalarında geometrik soyuta yönelir ve heykel alanındaki bu anlayışın Türkiye’deki ilk temsilcilerinden biri olur. 1953’te Londra Çağdaş Sanatçılar Enstitüsü tarafından düzenlenen uluslararası heykel yarışmasında “Bilinmeyen Siyasi Esir” adlı yapıtıyla ödül kazanır.

Çağdaş akımların Akademi’de öğretilmesi ve ülkemizde heykel sanatının modern bir çizgiye başlaması 1950 yılında Ali Hadi Bara ve Zühtü Müridoğlu’nun atölye hocaları olarak görev almasıyla başlamış, Akademi’deki eğitimlerinden sonra gittikleri Paris’te soyut çalışmalardan etkilenen İlhan Koman ve Şadi Çalık’la bu dönem hız kazanmıştır. Çağdaşlık ve modernizm, Zühtü Müridoğlu için adeta bir misyona dönüşür. Değişmek isteyen bir kuşağın temsilcisi olarak sanatçı ülkemizdeki modern ve soyut figüratif heykelciliğin öncülerinden biri olur. Figürün görünümünden çok, hareketiyle ilgilenir.

Müridoğlu, birçok öğrenci, sanatçı yetiştiren bir eğitmen; sürekli araştıran, kendisiyle yarışan, özgür yaratıcı bir sanatçı disiplini doğrultusunda, değişik gereçlerle sınırını sürekli genişletir. 1980’lerde de figüratif ve soyut çalışmalarını birlikte sürdürür. Taş, ahşap, alçı, bakır, demir gibi farklı malzemeler kullanır.

Müridoğlu’nun doğrudan soyut olarak tasarladığı, ahşabı bakır ve demir ile birlikte kullandığı heykellerini 1980’lerde dans eden bronz kadın figürleri izlemiştir. Zarif ve uçucu bir deseni, çamurda taze, canlı, duyarlı, yaşayan biçimler oluşturan bir modlaj üslubu vardır. Ahşapta düz perdahlanmış alanlardan kaçınır; ürperen, titreşimli yüzeyleri yeğler.

Desen, sanatçının her döneminde varolmuş, hem heykellerinin düşünsel hazırlık aşamalarını oluşturmuş, hem de başlı başına bağımsız bir ifade aracı olarak kullanılmıştır. Son yıllarında gerçekleştirdiği baskıları ve 1992’de öldüğü yıl yayımlanan Zühtü Müridoğlu Kitabı bunun en belirgin örnekleridir. Anıtkabir’in yapımında görev alan ekipte de yer alan sanatçı, 1977’de Sedat Simavi Vakfı Ödülü ve 1981’de Atatürk Sanat Armağanı’nı kazanır.

Zühtü Müridoğlu 1992 yılında hayata veda eder. Ölümünden sonra İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin envanterine geçen bini aşkın deseni ve 160 civarındaki son etütleri bulunmaktadır.

Yorumlar